PİYASA DIŞI BAŞARISIZLIĞIN TEORİSİ
Yazan: Charles Wolf Jr.
Çeviren: Fatih Saygılı
Piyasa yetersizliklerini gidermede, piyasa mekanizmasını savunanlar ile hükümet müdahalesini destekleyenler arasındaki tartışmalarda tuhaf bir asimetri söz konusudur. Bu asimetri ne duygu ve tercihlerin yoğunluğunda (genelde her iki yanda aynı şiddettedir) ne de her iki tarafın idealize ettikleri modellerinin düşünsel çekiciliğindedir; bir yanda rekabetin bulunduğu mükemmel piyasalar diğer yanda mükemmel çalışan hükümetler vardır. Bu asimetri piyasa yetersizliklerini açık bir şekilde ortaya koyan hazır bir teori mevcutken, piyasa dışı sistemlerin yetersizliğini açıklayan bir teorinin olmamasındadır.
Mevcut piyasa başarısızlığı teorisi, piyasa mekanizmasını eleştirmekte güçlü, uygun ve kabul görmüş bir araçtır. Fakat bu demek değildir ki, piyasaya yöneltilen tüm eleştiriler bu teorideki yeniliklerden hatta bu teorinin varlığından haberdardırlar. Gerçekte, bunu günümüzdeki tartış-maların kabul edilmiş bir parçası olarak kullananlar, bunun resmi ayrıntılarını bilmek bir yana, teorinin varlığını olduğu gibi kabul etme ihtiyacını duymamaktadırlar. Bu durum Keynes' in, doğruluğu kabul edilmemiş düşüncelerin gücü konusundaki yorumunu hatırlatmaktadır.
Kendilerinin her türlü düşünsel etkilerden bağımsız olduklarına inanan kişiler, genellikle işe yaramaz ekonomistlerin kölesi durumun-dadırlar. Kazanılmış hakların gücü, düşüncelerin aşamalı olarak suistimal edilmesine kıyasla daha fazla abartılmaktadır.
Piyasa başarısızlığı bilgili ve eğitimli insanların, özellikle liberal görüşte olanların sözlü açıklamalarının güçlü, etkin ve kabul görmüş bir parçası olarak bu düşüncelerden biridir. Her ne kadar, bundan çıkarımlar her zaman doğru olmasa da, büyük ölçüde doğrudur.
Piyasa dışı mekanizma ve faaliyetlerin yetersizliklerini dikkate almada böyle bir yol gösterici yoktur. Piyasa dışı faaliyetleriyle, piyasalarda fiyatlandırmalardan ziyade (ki alıcılar neyi, ne kadara ve ne zaman alacağına karar verebilmektedir.) gelir kaynakları başlıca vergilerden, bağışlardan ve fiyat dışı kaynaklardan oluşan, hükümet ve diğer kurumların faaliyetleri kastedilmektedir. Hükümetler başlıca piyasa dışı örgütlerdir; diğerleri ise vakıflar, devlet destekli üniversiteler, kiliseler ve izci kurumlardır.
Piyasa dışı örgütler çok fazla eleştiri almasına rağmen, bu eleştiriler çoğunlukla ciddiyetsiz ve sonuçsuzdur. Piyasa dışı yetersizliklerin her örneği farklı ve ayrı görünmekte, böylelikle bütünü parçalarından daha az olmaktadır. Gerçekten, parçalar çok farklı olduğundan, tamamını özetlemek zordur.
Prof. Charles E. Lindblom' un son kitabında, bu asimetriye güzel bir örnek verilmektedir. Lindblom, hükümetin kaynakları tahsisinde ve etkin sonuçlar yaratma başarısındaki gibi, bir piyasa dışı etkinlik sistemi ile piyasa sisteminin yetersizliklerini karşılaştırmaya çalışmaktadır. Bu girişim her ne kadar hayranlık verici olsa da, tümüyle başarıya ulaşamamaktadır. Piyasa ye-tersizliklerinin çok detaylı olarak boyarken, koyu renklerle renklendirmiştir. Eğer, onun piyasa yetersizlikleri resmi süper-realizme, yakınsa, piyasa dışı yetersizlikler güç bela izlenime dayanmaktadır
* .Niçin Lindbloms' un kitabı piyasa dışı yetersizlikleri daha hoşgörülü ele almaktadır. Bu ele alıştaki farklılık kişisel tercihlerle açıklanabilir mi? Bundan şüphe edilebilir. Durum böyle olsa bile, diğer açıklamadan çok daha az önemli ve ilginç olacaktır; sahip olduğumuz bilgiyi organize edip, örnekleyecek açık seçik bir piyasa dışı başarısızlık teorisi mevcut değildir.
Piyasa ve piyasa dışı yetersizliklerine çözüm bulmak ve birbirleriyle kıyaslamalarını kolaylaştırmak için böyle bir teorinin ana hatlarını ortaya koyalım. Daha uzun vadeli amaç, aksayan piyasaları bir tarafa bırakmak ve onların yerine piyasa dışı mekanizmayı getirmek ve tek başına olduklarından daha az aksayan piyasa ve piyasa dışı mekanizmalarının bir bileşimini belirlemek arasındaki tercihleri geliştirmektir.
Piyasa Mekanizması Nasıl Başarısız Oluyor ?
Piyasa mekanizması başarısızlığı teorisinin ana hatlarını belirterek konuya başlamak yararlı olabilir. Piyasa mekanizması başarısızlığının genel anlamda ifadesi, bireylere ve gruplara (firmalar ve sanayiler) çeşitli teşvikler sağlayarak tercih edilmeyen davranış ve üretimleri desteklemesidir. "Tercih edilebilirlik" genellikle iki kritere dayanmaktadır: "Etkinlik ve Adaletli Dağılımı". Özetle, piyasa başarısızlığının dört belirgin şekli vardır:
Dışsallıklar ve Kamusal Mallar
Ekonomik faaliyetlerin (fayda ya da maliyet şeklinde) meydana getirdiği dış etkiler, üreticiler tarafından sırasıyla, kendilerine mal edilebilir ve toplanabilir olmayacağından, piyasa mekanizmasının sonuçları bu dış fayda ve maliyetlerin üretim kararları sürecinde hesaplamalara alınmaması nedeniyle etkin olmayacaktır. Uçaklardan ve diğer sanayi faaliyetlerinden yayılan gürültü ve kimyasal maddeler, negatif dışsallıklara örnektirler. Ne üretici ne de tüketici durumunda olmayan sadece seyirci durumunda kalan masum kişilerin, bu dışsallıklar nedeniyle piyasa mekanizması tarafından maruz bırakıldıkları zararları giderebilmek için hükümete müdahale etme hakkı doğmaktadır. Diğer yandan, eğitimin ölçülemeyen sosyal faydaları pozitif dışsallıklara örnek verilebilir. Bu hizmetlerin sağlanması sadece piyasa mekanizmasına bırakıldığında yetersiz olacakları sonucuna varılmaktadır.
Dışsallıkları olan özel mallar ile tam kamusal mallar arasında bir ayırım yapılabilir. Bunlardan ilki fayda ve maliyetlerin çoğunun üretimle bağdaştırılabilmesine rağmen sırasıyla üreticiler tarafından elde edilmesi veya ödenmesidir. Bazıları ise bağdaştırılamaz. (Örnek otomotiv taşımacılığı). Milli savunma gibi tam kamusal malların sağladığı faydalar üreticisine mal edilemediği gibi, suç olaylarındaki gibi bunların ortaya çıkardığı maliyetler toplanamaz. Dışsallıklar ve kamusal mallar bu nedenle (gerçekte her zaman gerekli ve yeterli olmasa da) hükümet müdahalesi için gerekçelerden birisidir.
Artan Kazançlar
En belirgin ekonomik faaliyetlerde kazançların azalması ve marjinal maliyetlerin artması söz konusudur. Fakat bazı ekonomik faaliyetler vardır ki (çoğunlukla rekabeti engelleyen özgün sermaye yatırımlarıyla ilgilidir) kazançların artması ve marjinal maliyetlerin düşmesi söz konusudur. Bu gibi yatırımlarda dahi, piyasa mekanizması etkin bir üretim sağlamakta başarısız olacaktır. Marjinal maliyetin azaldığı koşullarda, en az maliyetli üretim şeklinde tek üretici vardır. Serbest bir piyasada sınırlı bir üretim ve yenilikler için teşviklerin yetersizliği nedeniyle verim düşüklüğü meydana gelecektir. Hükümetin daha düşük fiyatlarla daha fazla üretim sağlamaya yönelik düzenlemeleri bu nedenle daha tavsiye edilebilir bir faaliyettir.
Piyasa Yetersizlikleri
Gerçek bir piyasanın fiyat, bilgi ve hareketlilik gibi özellikleri ders kitaplarındaki "mükemmel" piyasalar şeklinden sapmalar gösterdiğinden üretim yine etkin olamayacak hükümetin müdahalesi gerekecektir. Fiyatların ve faiz oranlarının herhangi bir nedenle fırsat maliyetlerini ve nispi kıtlıkları göstermediği; tüketicilerin ürünler ve piyasalar hakkında eşit bilgiye sahip olmadığı, piyasadaki olanaklar ve üretim teknolojisi konusunda enformasyonun tüm üreticilere eşit olarak sağlanmadığı veya üretim faktörlerinin bu enformasyona karşılık verebilme yeteneklerinin sınırlı olduğu bu gibi durumlarda piyasa güçleri dağılımı etkisiz olacak ve ekonomi kapasitesinin altında üretecektir. Kamu politikası bu eksiklikleri ortadan kaldıramasa da, piyasa dışı faaliyetlerle enformasyon olanaklarını çoğaltarak, piyasaya giriş engellerini azaltarak ve hareketliliği sağlayarak bunları azaltmayı amaçlayabilir.
Adaletsiz Da
ğılımPiyasa başarısızlığı, sınırlı teknik anlamında, adaletsiz dağılımı göz ardı etmektedir. Nitekim, bazıları adaletsiz dağılımı piyasa başarısızlığının bir örneği olarak kabul etmektedirler. Görüşlerine göre, daha eşit bir gelir dağılımı bir tür kamu hizmetidir. Bu nedenle, belli bir gelir dağılımı sonuçları sosyal olarak tercih edilebilen bir dağılımdan farklılık gösterdiğinde ve sosyal ve ahlaki yönden tahmin edici olmadığında, bir piyasa başarısızlığı olarak kabul edilmektedir.
Niçin Piyasa Dışı Mekanizma Başarısız Oluyor ?
Piyasa mekanizmasının başarısızlık nedenleri piyasa dışı çözümlere dayanak oluşturmaktadır. Ancak, piyasa dışı çözümler, piyasa başarısız-lığına yol açan benzer nedenlerle başarısız olabilirler. Piyasa başarısızlığına yol açan bazı teşviklerde olduğu gibi, piyasa dışı örgütlere etki eden teşvikler de, piyasa mekanizmasındaki etkinlik ve adaletli dağılım gibi tercih edilebilirliği ortaya koyan aynı kritere göre, sosyal yönden tercih edilmeyen sonuç ya da davranışlara yol açabilirler. Ayrıca, piyasa dışı başarısızlıktan sakınmak için, etkin piyasa dışı mekanizmaların keşfedilmesi olasılıkları, piyasa başarısız-lığından kaçınmak üzere piyasa mekanizmaları yaratma olasılıklarından, her zaman daha güçlü değildir. Piyasa mekanizmasının görünmez elinin özel kötülükleri (zararları) kamu iyiliklerine (yararına) dönüştürmediği bir durum-da, piyasa dışı kötülükleri kamu iyiliklerine dönüştürecek görünen eller oluşturmak bizim için oldukça zor olacaktır.
Piyasa yetersizliklerini gidermeye yönelik kamu politikaları, devlet kuruluşlarının görevlerini yerine getirmek için genellikle yasal ve yönetimsel bir sorumluluğu üzerlerine alması şeklinde olmaktadır. Bunlara iyi bilinen örnekler olarak düzenleyici hizmetlerin sağlanmasını (çevre düzenlemesi, radyo ve televizyon izinleri, yiyecek ve ilaç kontrolü) tam kamusal malların üretimini (milli savunma, uzay araştırma ve geliştirme çalışmaları) veya yarı kamusal malların üretimini (eğitim, posta hizmetleri, sağlık araştırmaları) veya transfer harcamalarının idaresini (federal, eyalet ve yerel refah programları, sosyal güvenlik) verebiliriz.
Niçin piyasa dışı faaliyetler, bazı belli piyasa dışı başarısızlıklarla sonuçlanmaktadır. Bunun cevabı, piyasa dışı üretimleri piyasadaki üretiminden farklılaştıran arz ve talebin kendine özgü niteliklerindedir. Arz yönünde böyle bir çok nitelik vardır. Öncelikle, piyasa dışı faaliyetlerin ürünlerini tanımlamak, prensipte oldukça zordur ve uygulamada yanlış tanımlanmıştır ve de bunları kendilerini üreten girdilerden bağımsız olarak ölçmek çok zordur. Piyasa dışı faaliyetler, en iyi ihtimalle, gerçek veya nihai olarak istenilen ürünlerden çok genellikle ara ürünlerle sonuçlanmaktadır. Örneklemek gerekirse; çevre koruma kuruluşu tarafından desteklenen çevresel etki önlemlerinin, estetik ve kamu sağlığını içeren nihai bir ürünü vardır. Savunma hizmetleri tarafından geliştirilen ve kullanılan kuvvetlerin ve malzemenin nihai hedefi milli güvenliği sağlamaktır. Devlet okul sisteminde değişik düzeydeki öğrencilerin eğitimi, ulusal sağlık kurumlarının finanse ettiği araştırma projeleri ve sosyal refah kurumları tarafından yapılan ödemeler ve etkinlikler sadece ara ürünlerdir. Bu faaliyetlerin nihai ürünlerini ölçecek birimler mevcut değildir ve genellikle çoğu azdan ayırt etmek bile zordur. Örneğin, milli savunmanın, eğitimin, düzenleyici hizmetlerin, miktarının üretimlerinde kullanılan girdilerden ayrı olarak ölçülmesinin zorluğunu dikkate alınız. Sonuçta, çıktıları girdileriyle ölçmek hükümetler tarafın-dan kabul edilir hale gelmiştir. Çünkü çıktıları doğrudan ölçmek çok zor bir iştir.
Piyasa dışı arzın bir başka özelliği, tüketici davranışını yansıtan bir enformasyon olmadığından ürünün kalitesinin kanıtlanmasının zorluğudur. Örneğin, eğitimin veya çevre düzenlemelerinin bugün, 2 veya 3 yıl öncesine göre daha iyi veya kötü olduğunu belirlemenin güçlüğünü dikkate alınız. Ayrıca vatandaşların tepkilerini yansıtmada böyle bir bilginin çok az olması veya belirleyici olmaması (mektup yazanlar düşüncelerini ifade edebilir fakat yazmayanların bunları onayladıkları anlamına gelmez) veya çok fazla ve çok geç oluşması (kongrelerle ve oy sandıklarıyla bilgi edinilmesi) ürün kalitesini gözlemekte etkinliği azaltan nedenlerdir. Ürün kalitesini gözlemek, kesin doğru ve düzenli bir geri iletim bilgisi gerektirmektedir ki, bunu piyasa dışı ürün için gerçekleştirmek zordur. Kongre kurulları, kongre bütçe ofisi, tüketici grupları, seçmenler ve kamuoyu yoklamaları ve diğer gözlemler gibi araçlar yardımcı olsa da, bunların ayrı ayrı ve hep birlikte ürün kalitesini yönlendirmedeki etkinliklerine sınırlı olarak güvenilebilir.
Piyasa dışı üretimin verimliliğini değerlendirmekteki zorluğa etki eden üçüncü faktör, sürekli bir rekabetin eksikliğidir. Piyasa dışı faaliyetler genellikle, belli bir alanda yasal olarak yetkili ve yönetimsel olarak kabul görmüş (veya her ikiside) tekelleşmiş tek bir kurum tarafından yürütülmektedir. Bu özel durumun karşıtı ise çok nadirdir ve çözüm çoğu kez ürün kalitesiyle ilgili değildir. (Örneğin; kara savaşında hava desteği sağlamada, hava ve kara kuvvetleri arasında olduğu gibi).
Son olarak, piyasa dışı faaliyetlerinin piyasa faaliyetlerinin kazanç ve zararlarıyla kıyaslayarak, verimliliklerini değerlendirmede genellikle alt sınır yoktur. Ne de, piyasa dışı üründe olduğu gibi, piyasa dışı faaliyetler başarısız olduğu takdirde, bunları sona erdirecek güvenilir bir mekanizma yoktur. Piyasa dışı üründe piyasa denemesine en yakın benzetme, savaştaki askeri başarıdır. Savaşta bir rekabet unsuruyla karşı karşıya kalındığından, askeriyenin kaliteli bir çıktı üretmek için özel teşvikleri olacaktır. Böyle bir durumda dahi, bu teşviklerin etkinliği bir aykırılıkla azalmaktadır. Askeri verimlilik potansiyeli ne kadar çoksa askeri uyuşmazlıklar o kadar çok engellenecektir. Caydırıcılık ne kadar etkiliyse, savaş riski o kadar az ciddiye alınacaktır. Bu nedenle zayıflık yüksek bir verimlilik için teşvik edici ol-maktadır.
Piyasa dışı faaliyetlerin talebi ve bu talebin dönem içinde etkinliğiyle ilgili bazı belirgin özellikler vardır. Bu özelliklerden biri, piyasa yeter-sizliklerine son yıllarda kamu bilincinin çok fazla artmasıdır. Bu bilincin yerleşmesi, çevreci grupların ve tüketici örgütlerinin ve reklam faaliyetlerinin bir sonucudur. Monopol ve oligopollerin piyasa yetersizliklerinin kirlilik gibi dışsallıkların ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin, giderek daha fazla farkına varma, hükümetlerce bunlara çözüm bulunması yönünde yoğun ve politik olarak etkin bir taleple sonuçlanmıştır. Bu taleplere aracı olan politik süreçte, sorunları dile getiren ve halka anlatan yöneticiler ve yasa koyucular (-ki bunlar sorumluluklarına sahip çıkıp yerine getirmek yerine sadece çözüm önermektedirler) ödüllendirilmektedirler. Bir ölçüde bu ödüllendirme yapısından dolayı, politik aktörler genellikle uzun vadeli sonuçlardan ziyade kısa vadeli sonuçlarla çok daha fazla ilgilidirler. Ayrıca politik aktörlerin zamanlaması ile belli bir sorunu inceleyip anlayıp (piyasa yetersizliği gibi) ona uygun bir çözümün olup olmadığını anlayacak gerekli zaman arasında genellikle belirgin bir açıklık vardır.
Bu özelliklerin neticesi, genellikle yetersizdir fakat kamu programları oluşturmak ve piyasa dışı çıktılar üretmek yönünde politik etkin bir talep, piyasa yetersizliğine açık ve sembolik bir tepki olmaktadır. 1960'ların örnek şehir programları ve 1970'lerin başında hedeflenmiş kanser araştırmaları örnek olarak verilebilir. Bu ve bunun gibi durumlar göstermektedir ki, kamu talebinin politik etkinliği, gereksiz maliyetleri ve gerçekleştirilmesi güç amaçları olan piyasa dışı faaliyetlere yol açabilmektedir. Piyasa dışı sektörün arz ve talep özellikleri piyasa dışı başarısızlığı teorisi için son derece önemlidir. Böyle bir başarısızlığın nedenleri ve belli şekilleri konusunda açıklamalar ve ipuçları sağlamakta ve piyasa başarısızlıkları ile piyasa dışı başarısızlıkların benzerliklerini ortaya koymada bir zemin oluşturmaktadır.
Her iki durumda da (piyasa veya piyasa dışı) başarısızlıklar aynı başarı kriterine göre değerlendirilmektedir. Piyasa dışı çözümler, aynı piyasa başarısızlıklarında olduğu gibi, etkinlik ve dağılım amaçlarından uzak sonuçlar yaratması nedeniyle başarısız olmaktadır. Fakat piyasa dışı çözüm-lerin başarısızlık şekilleri piyasadakilerden farklıdır. Piyasa dışı çözümlerin başarısızlığın dört şekli vardır. Bunlar piyasa dışı ürünlerin arz ve talep özelliklerinden ileri gelmektedir.
Tüm kurumların faaliyetlerini yönetmede gerekli gördükleri belli bazı standartlar vardır. Bu gereklilik, kurumun faaliyetlerinin dışarıda onaylanması ihtiyacından kaynaklanmamaktadır, daha ziyade günlük yönetim ve işlerle ilgili problemlerinden ileri gelmektedir; personelinin değerlendirilmesi, ücretlerin, terfilerin ve ek avantajların belirlenmesi kuruluştaki alt birimlerin bütçe, ofis, park yeri vb tahsislerine yardımcı olmak amacıyla birbiriyle karşılaştırılmaları. Piyasa örgütlerindeki verimlilik göstergelerinden yoksun olduklarından (tüketici davranışlarından ve kår ve zarar alt sınırından) kamu kuruluşları kendi standartlarını geliştirmelidir. Bu standartları ben içsellikler olarak adlandıracağım, sözü edilen piyasa dışı örgütlerde geçerli olan kurum ve kurum personelinin başarısını yönlendirme, düzenleme ve değerlendirme amaçlarıdır. Bu içsellikler özel amaçlarla eşanlamlı tutulabilir. Çünkü bunlar ( kamu amaçları olmaktan ziyade veya böyle olmalarına ilaveten) bireysel ve kollektif davranışlar için motivasyon sağlamaktadırlar. Bu ödüllendirme ve ceza yapısı Kenneth Arrow'un söz ettiği gibi fiyat sisteminin içteki biçimidir.
Piyasa örgütlerinin de yönetim ve organizasyonun gerektirdiği günlük fonksiyonlarını düzenleme amacıyla kendi iç standartlarını geliştirmek zorun-da oldukları doğrudur. Fakat önemli bir farklılık vardır. Piyasa örgütlerinin iç standartları genellikle doylaylı dahi olsa, piyasa sınavına cevap verebilme tüketici davranışlarını önceden görebilme ve beklentilerini karşılayabilme ve firmaların alt sınırına katkıda bulunma gibi konularla ilişkilidir. Ücretler, gelirler ve maliyet, piyasa örgütlerinin iç standartlarını somut bir şekilde etkilemektedir. Piyasa örgütlenmesi için fiyat sisteminin içteki şekli dıştaki fiyat sistemiyle bağıntılı olmalıdır. Eğer bu ikisinin arasındaki bağlantı koparılırsa tüketicilerin, hisse senedi sahiplerinin ve rekabet edenlerin tepkileriyle, piyasa örgütünün varlığını sürdürebilmesi tehlikeye girecektir.
Piyasa dışı örgütlerin durumu farklıdır. Çünkü ürünlerinin arz ve talep özellikleri farlıdır. Çünkü ürün niteliklerini tanımlamak oldukça zordur. Çünkü tüketicilerle ilgili geriye dönük bilgi ve uyarılar yoktur veya güvenilemezdir. Piyasa dışı örgütlerin iç standartları bu kaynaklara bağlı olarak saptanamaz. Ayrıca, genellikle üreticiler arasında rekabet olmadığından maliyetleri kontrol eden, iç standartları düzenleyen teşvik unsuru zayıftır. Bu şartlar altında, piyasa dışı kurumlar genellikle görünüşte hizmet etmek istedikleri kamusal amaçlarla açık ve güvenilir ilişkisi olmayan içsellikler geliştirmektedirler.
İçsellikler, piyasa dışı faaliyetlerin sonuçlarını, dışsallıkların piyasa faaliyetlerinin sonuçlarını etkiledikleri kadar tahmini ve belirgin şekilde etkilemektedirler. Her iki durumda da gerçekleşen sonuçlarla, sosyal yönden tercih edilenler arasında farklılıklara neden olmaktadırlar. Dışsallıkların mevcudiyeti, özel karar birimlerinin hesaplarına bazı sosyal maliyet ve faydaların dahil edilmediğini göstermektedir. İçselliklerin mevcudiyeti ise özel veya örgütsel maliyetlerin ve faydaların, sosyal karar birimlerinin hesaplamalarına dahil edildiğini göstermektedir. Dışsallıklar piyasa başarısızlığı için çok önemli bir unsur iken, piyasa dışı başarısızlıkta çok önemli unsur olan kamu bürokrasisinde (içsellikler, faaliyetlerini ve verimliliklerini motive ederken) neler olmaktadır?
Yoğun bir şekilde artan maliyetleriyle, içselliklerin neden olduğu piyasa dışı başarısızlıkların, dışsallıklara bağlı olarak ortaya çıkan piyasa başarısızlıklarından daha büyük veya küçük olduğu, analitik açıdan ilginç, işlevsel açıdan da çok önemli bir sorundur. Maalesef, tüm bu durumlarda geçerliliği olan kesin bir cevap yoktur. Hangi başarısızlığın daha büyük olduğu, piyasa veya piyasa dışı, içsellikler tarafından neden olunan piyasa dışı ürün arzındaki sapmaların (aksaklıkların), dışsallıklar tarafından neden olunan piyasa ürün talebindeki sapmalardan daha az veya çok olmasına bağlıdır. Piyasa dışı faaliyetlerle ilgili olup, piyasa dışı başarısızlığa neden olan içselliklerden belli başlıklardan üç tanesini inceleyelim;
Bütçedeki Artış
Bir verimlilik ölçüsü olan kårdan yoksun bir piyasa dışı kurum, bütçe maksimizasyonunu en yakın amaç olarak görebilir. Bütçe maksimizasyonu içselliği, piyasa dışı örgütlerin ilk kuruluş anlarında olabilmektedir, çünkü yeni örgütler sorumluluklarını yerine getirebilmek için kadrolarını ve hizmetleri oluşturmak durumundadırlar. Fakat, basit bir iç süreç sonunda, bu yakın amaca ancak kurumun işlevselliği sağlandıktan sonra ulaşılmakta ve bütçe büyüklüğü kurumun verimliliğinin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Kurum personelinin ve alt birimlerin verimliliği, bütçenin büyümesi yönün-deki katkıları veya bütçe kısıntılarından sakınması yönündeki katkılarıyla değerlendirilmektedir. Kurumdaki teşvikler, katılımcıları maliyetleri azaltmaktan çok bunların gerekliliğini ispatladıkları ölçüde, ödüllendireceklerdir. Bu özellik sadece bu hizmetlere mahsus olmakla beraber savunma ve askeri hizmetlere uygulanmıştır.
Aşağıdaki, Deniz Operasyonları Başkanlığı talimatında, hükümet bütçe mevzuatlarının, kurumlarda kaynakları tasarruf etmekten çok harcama yönünde nasıl bir içsel baskıya dönüştürüldüğünü göstermektedir.
"1972 Mali yılı resmi olarak açıklanan harcama hedefleri…
Mali yıl 1973 Başkanlık bütçesi, daha önceki 1972 mali yılı bütçesinden 400 milyon dolar daha fazladır. 1972 yılı süresince bu hedefleri başarmanın zorluğunun farkına varılmıştır. Fakat yeni oluşturulan mali yıl 1972 hedeflerine ulaşmadaki yetersizliklerden ve 1973 mali yılı beklenen harcama tavanı üzerindeki menfi etkilerinden kaçınmak için üst yönetiminin dikkati çekilmektedir. 1973 mali yılı harcama hedefinde beklenen eksiklikler, bu yılın harcama tavanındaki kayıp programlarına dönüştürülmelidir".
Bürokratik dilden arınmış CNO' nun mesajı, fonların hızlı bir şekilde harcanmasını önermekte, verimliliklerin değerlendirilmesinde bu konuda ne kadar başarılı olduklarına bakılacağını ima etmektedir.
Bütçe hedefi değişkenleri benzer piyasa dışı faaliyetlere yol açabilirler. Örneğin; James Rosseunbana verdiği bilgiye göre, Batı Alman kamu televizyon ve telefon sistemi yöneticileri, öncelikli hedeflerinin ücret ve maaşları yükselterek, toplam gelirleri arttırmak olduğunu söylemişlerdir. Açıklamalarına göre, bu daha fazla gelişmeyi finanse etmek için gerekliydi. Eğer gelir maksimizasyonu içsel bir verimlilik standardı ise, marjinal gelir en düşük seviyede pozitifte olduğu müddetçe, üretim artacaktır, ama yine de sosyal yönden etkin bir sonuç üretmekten uzak, piyasa dışı başarısızlığıyla sonuçlanacaktır.
Bir Amerikalı işadamının, 1972' de posta hizmetlerinin yönetim sorumluluğunu alması istendiğinde, Los Angeles Times' ın raporuna göre bu iş adamı hizmetlerin gittikçe artan finansal çıkmazlarının nedeni olarak, bu servisin bağlı olduğu üst birimlerin ücretlerinin belirlenme sistemini göstermektedir. Bir memurun söylediğine göre buradaki sorumlu müdürler, çalıştırdıkları eleman sayısı, sahip oldukları şube ve kamyon sayısına göre maaş almaktadırlar. Etkinlik için bundan daha büyük bir engeldüşünebilir mi?
Bütçe içselliğinin başlıca değişkeni, kamu kurumlarının amaçlarında kar maksimizasyonundan kaçınma veya bunu önleme ve kadrolarındaki çalışanların sayısını arttırma eğilimidir. Örneğin, devlet kuruluşu ve en büyük altı işverenden biri olan British Rail, ticaret birlikleri ve hükümet tarafından faaliyetlerini en yüksek istihdam düzeyinde yürütmesi ve gereksiz şeylerden kaçınması hususunda baskı altında tutmaktadır. Bu teşvikler altında faaliyet gösterme, yöneticiler ve usta başları tarafından desteklenme, bir ödüllendirme uygulaması haline dönüşmektedir. Yüksek iş verimliliğinden çok, hizmet birimlerinde yüksek istihdam anlayışı, piyasa dışı başarısızlığa neden olmaktadır.
Teknolojik İlerlemeler
Bütçe içselliğine uygun ve onun yararına 'ileri', 'modern' ve 'sofistike' bir teknoloji. Piyasa başarısızlığının bir veya birden çok nedenleri bilin-diğinde, piyasa dışı örgütlerin faaliyetleri başlangıçta haklı görülmektedir. Bu örgütler, kurum amacı olarak ileri bir teknolojiyi ve teknik kaliteyi sağlayabilirler. Tıpta 'Cadillac' (Lüks) sağlık hizmetleri kalitesi ve savunmada gelişmeye yönelik eğilimler, gelecek nesil için sofistike donanım elde etmek içindir. Bu ilerlemelerin daha fazla maliyetlere değer olup olmaması önemli değildir çünkü bu kurumlar net gelirlerini maksimize etmek niyetinde değillerdir (hastanelerde olduğu gibi) veya kamusal mallar ürettiklerinden kazanç peşinde değillerdir. (savunma hizmetlerinde olduğu gibi) Bunlara örnek olarak, İngiliz Sağlık Servisinin, 1960' lı yılların sonunda icat edilen tek kullanımlık şırıngaları satın alması gösterilebilir. Bunlar bir yenilik olarak kabul edilmekteydi ancak bir süre sonra, daha az maliyetli ve bir çok defa kullanılabilen şırıngaların eşit miktarda veya daha az oranda enfeksiyona neden olduğu kanıtlanmıştır.
Özellikle savunma hizmetlerinde son teknolojiyi içeren sistemlerin geliştirilmesi ve yayılması, belki de yönetimsel bir zorunluluk olarak dikkate alınmalıydı. Uygulamacı olan Richard G. Here' in gözlemine göre 'Hava Kuvvetlerinde, ileri teknoloji profesyonel yönetimin bir parçası haline gelmişti'. Bu sadece 'Hava Kuvvetleriyle' sınırlı değildi. Sofistikeliğe karmaşıklığa ve teknolojik yeniliklere yönelik örgütsel baskıları, diğer hizmetlerin sağlanması sürecinde de önemli bir rol oynamaktadırlar. Nükleer güçlü aygıtlar, teknolojik içselliğin anlamını açıklayan bir örnek olarak FB-111 veya F-15 uçaklarından daha az önemli değildir.
Amerikan uzay programı benzer bir zorunlulukla her tarafa yayılmaktadır (gerçekte yasal olarak teşvik edilmektedir). Nasa' nın yasal buyruğuyla, uzay çalışmalarının bilimsel ve teknik sonuçlarından uzay dışı amaçlar için maksimum düzeyde yararlanma, etkinlik göz önüne alındığında, yeni ve karmaşık bir teknolojik gelişmeyi destekleyen içsel kurum, norm ve teşvikleri için ilk aşama olmuştur. Yeni ve karmaşık olana aşırı bir istek, basit ve alışılmış olana düşüncesizce karşı koyma nedeniyle teknolojik içselliğin ters etkileri olabilir. Vietnam savaşında Amerikan ateş gücünün en etkin kaynağı, uzun süre kullanılmamış çok yavaş bir hıza sahip, savaş teçhizatlarının ve havan toplarının dağıtımında kullanılan pervaneli bir kargo uçağının değiştirilerek kullanılmasıyla oluşmuştur. Nitekim böyle bir 'Gunship' anlayışını iyi işleyen bir sistem haline dönüştürmek, ordunun bunu geri bir adım olarak görmesi nedeniyle beş yıl gecikmiştir.
Yeni teknolojiye karşı koyma eğilimleri de, şüphesiz piyasa dışı başarısızlığa da neden olabilir. Amerikan eğitim sisteminde kısmen daha geniş sınıflara video gösterimine bilgisayarlı eğitim gibi yeniliklerin geliştirilmesine ve kullanımına, öğretmen talebini azaltacağı için karşı koyulmaktadır. Gerçekte, eğitim endüstrisi genelde 'yeni ve karmaşık olan daha iyidir' kuralını benimseyen teknolojik içselliğin zıddını önermektedir. 'Alışılmış ve basit olan daha iyidir' kuralı genelde tercih nedeni olurken, bunu katı bir şekilde uygulanmasının verimlilik üzerinde ters etkileri olabilmektedir. Eğitim sektörünün teknolojik yeniliklere direnci, ordunun teknolojiye olan tutkusuyla kalite olarak benzer yön olarak zıttır. Her iki durumda da özel örgütsel amacın veya içselliğin piyasa dışı başarısızlıkta payı vardır.
Bilgi Edinme ve Kontrol
Bazı piyasa dışı örgütlerin kamu hizmeti için fayda fonksiyonlarından biri de bilgidir. Piyasa ve piyasa dışı kurumlarda bilgi kolaylıkla etki ve güç haline dönüştürülmektedir. Sonuçta, bilgi doğruluğu ölçüsünde değerli hale gelmekte ve kurum elemanlarının başarısını yönlendiren ve değerlendiren bir içsellik olmaktadır.
Bilgi sağlama ve kontrol özellikle dış ticaretle uğraşan kuruluşlar için önemli bir amaçtır. Örnek olarak; Ulusal Güvenlik Konseyi yapısının Henry Kissinger tarafından uyarlanıp kullanımı ve özel bilgi edinmede Kırklar Komitesi, 1968-73 döneminde NSC' nin etkisini artırmıştır. NSC profesyonel elemanlarının durumu, bu özel içselliği ve bunun yarattığı davranışsal teşvikleri algılama ve düzeltme kabiliyetleri ile değerlendirilmiştir. Bu elemanların NSC özel kullanımı için yeni bilgi toplama ve kullanma yeteneklerini göstermeleri, faaliyetlerin Henry Kissinger'in örgütsel ve yöntem konusundaki yeniliklerini mümkün kılmıştır. Sadece NSC' ye bilgi sağla-manın bir neticesi olarak, elemanların davranışlarını motive eden bir içsel standart haline gelebileceği görülmüştür.
Bu spesifik tipteki içsellikleri ve özel amaçları piyasa dışı faaliyet-lerle ilişkilendirirken, bunların piyasa faaliyetlerinde olmadığını söylemi-yorum. Eksik rekabet piyasalarında (ki şüphesiz bunlar gerçekte var olan tek piyasalardır) bu özelliklere rastlanmaktadır ve bir ölçüde piyasa faaliyetlerinde de belirmektedir. Fakat etkileri piyasa dışı faaliyetlerde olduklarından çok daha fazla sınırlıdır. Firmalar ve ürünler arasındaki fiyat rekabeti ve firmalar içinde yönetici bulma girişimleriyle ilgili rekabet, piyasalarda içselliklerin maliyet artırıcı rolünü sınırlamaktadır. İçsellikler bu nedenle, üreticilerin özel amaçlarının unsurlarıdır; Buradaki özel, kamu sektörünün nihai ürününe katkıdan ziyade, piyasa dışı üreticilerin çıkarlarını tatmin etmek ve piyasa dışı üreticilere teşvik vermek ve örgütler yaratmada ki rolü anlamındadır.
Piyasa dışı kurumlar kongrede özel seçim bölgeleri oluşturmada başarılı oldukları takdirde ve halkın daha fazla vergi ödemekten çok, bunların faaliyetleriyle ilgili olması durumunda, içselliklerin zaman içinde büyümesi mümkün olacaktır. İçsellikler ve özel amaçlar ki bunlar genellikle nihai ürünle ilgili değildir, dışsallıkların piyasa faaliyetlerinde olduğu kadar yaygın ve önemlidir.
Piyasa Dışı Başarısızlığın Diğer Şekilleri
Gereksiz ve Artan Maliyetler. İzlenen politikalar ister transfer harcamalarını düzenleyici ve yönetici olsun, ister kamusal malların dolaysız üretimi şeklinde olsun, piyasa dışı faaliyetlerde ki eğilim gereksiz maliyetler ve zaman içinde maliyetlerin artması şeklindedir. Eğer teknolojik imkanlar maliyetleri azaltmaya, verimliliği yükseltmeye veya ölçek ekonomileri oluşturmaya yarıyorsa, bunlar piyasa faaliyetlerinde olduklarından daha az bir şekilde kullanılmakta veya göz ardı edilmektedirler. Piyasa dışı başarısızlık, teknolojik olarak etkin olmayan bir üretim ve gereksiz ve artan maliyetler şeklinde bir sonuçtur.
Tüm bu piyasa dışı başarısızlıkların nedenleri, piyasa dışı ürünün arz ve talep özelliklerindedir. Toplumun piyasa üretiminin yetersizliklerinin daha fazla farkında olmasıyla bunların düzeltilmesi yönünde talepler fazlalaşmaktadır. Mevcut durumlardan hoşnutsuzluk bunların nedenini, genetik, fiziksel kanunlar ve sosyo-patolojik direnç gibi denetlenmesi güç şeylerden ziyade piyasa başarısızlığı şeklinde yanlış algılamakla sonuçlan-maktadır.
Politik alanda sorunların kamuya tanıtılması, çözüm olarak nitelen-dirilen yasama faaliyetinin başlatılması için sık sık ödüllendirilmeye gidildiğinden, piyasa dışı faaliyetler gerçekleştirilmesi oldukça güç amaçlar için yetkilendirilebilir. Amaçlar kendi içlerinde tutarsız olabilmektedir: Örneğin tüm öğrencilerin okuma puanlarını ortalama bir düzeye getirmek, veya kazançlarını maksimize ederken, bireylerin işsiz oldukları zamanı minimize etmek, dış yardımı ihtiyaçla ilgili sağlarken aynı zamanda gelişmeyi teşvik etmek gibi veya bilinen bir teknolojinin olmadığı durumda amaçların tesbitinde; düşük IQ' lu (zekalı) insanlara şerefli bir iş sağlama veya IQ' su 70 olan insanları planlamacı olacak şekilde eğitme veya 1980' e kadar kanser tedavisinde başarı sağlama. gereksiz maliyetlere yol açacaktır.
Gereksiz maliyetler aynı zamanda, ürünlerin ölçümündeki zorluktan ve piyasa dışı üretimin yakın hedefi olan (daha öncede belirtildiği üzere içsellikler olarak nitelendirilen) kurum amaçlarında hareket serbestliği ve sonuçlandırma ihtiyacından ileri gelmektedir. Gereksiz maliyetler, piyasa dışı üretim için güvenilir sonuç verici bir mekanizma olmaması nedeniyle zamanla artabilirler( (Kurum yöneticilerinin maliyet artırıcı içselliklere göz yumma eğilimine olanak sağlayan bir eksikliktir).
Piyasa faaliyetlerinden sorumlu olanlar ise genellikle daha fazla kar olanakları veya gerçek ve potansiyel rekabetten dolayı, maliyetleri azaltmaya teşvik edilirler. Piyasa dışı faaliyetlerden sorumlu olanlar ise,tam aksine, üretimde maliyetleri ve çalışan sayısını arttırma gayreti içinde olabilirler veyahut değer artışı, maliyet artışından az dahi olsa, üretimi artırmak isteyebilirler (Daha önceki Alman TV örneğinde olduğu gibi).
Gereksiz ve artan maliyetler yönündeki bu eğilimler UNFAO'dan ayrılan bir yönetici tarafından, bu kurum örnek verilerek çok iyi tanımlanmıştır.
Bütçenin % 8O'ni Roma'da aşırı merkezileştirilmiş bir bürokrasiye bağlı kılınmıştır, % 11'i kimsenin okumadığı yayınlara ve kalan % 9'da genellikle hiçbir yararı olmayan toplantı düzenlemelerine ve seyahat harcamalarına gitmektedir.
Türemiş Dışşallıklar
Piyasa başarısızlığını düzeltmeye yönelik hükümet müdahalesi, genellikle kamu politikasının faaliyet göstermek istediği alanın dışında beklenmeyen yan etkiler meydana getirmektedir. Gerçekten bu tür dışsallıkların ihtimali çok yüksektir, çünkü hükümet yetersiz araçlar kullanarak, geniş örgütler halinde faaliyet göstermektedir ki, bunların sonuçları hem ulaşılması hem de tahminlemesi güç olmaktadır.
Bu tahminlenemeyen dışsallıkların oluşumunda piyasa dışı üretimin arz ve talep özelliklerinin olumsuz yönde etkileri vardır. Piyasa dışı müdahale için güçlü politik baskılar, potansiyel yan etkileri dikkate alacak yeterli bilgi ve zaman olmadan, bu faaliyet için etkin bir talep yaratırlar. Bu yüzden, politik aktörlerin kısa görüşlülüğü ve zamanı dikkate almamaları onları potansiyel dışsallıkların farkına varmamaya yatkın kılmaktadır ve son olarak, bazı piyasa dışı üretimlerin hem kalite hem de miktar yönünden yanlış belirlenen yapısı, arzulanmayan yan etkilerin ciddi bir şekilde dikkate alınmasını ve bu konuda motivasyonu sınırlamaktadır.
Şüphesiz maliyet-fayda analizi bu dışsallıkları dikkate almaya çalış-maktadır. Örneğin; elektrik gücünün yanı sıra, akış kontrolü, sulama ve "bunları besleyen endüstrileri" içeren hidroelektrik projelerinin karlılıklarını hesaplamada olduğu gibi. Fakat böyle bir analizde sınırlamalar çoktur ve iyi bilinmektedir, bunlarda kısmen, bazı yan etkilerin beklenmeyen çeşitlerinden ileri gelmektedir.
Türemiş dışsallıkların önceden tahmini çok zordur çünkü kamu politikalarının sonuçları, hedeflerden oldukça sapabilmektedir, Örneğin; Çevre Koruma Kurumunun, piyasa başarısızlığının yol açtığı dışsallıkları gidermek amacıyla, örneğin gürültü yayma konusunda standartları oluşturulduğunda, hiç kimse Amerika'nın Fransa ve İngiltere ile ilişkilerinde Concorde uçağı nedeniyle, bunun bir gerginliğe yol açabileceğini tahmin edemezdi ve yine Japonya' ya soya fasulyesi ihracında konulan ambargonun bu ülkedeki Amerikan askeri üsleriyle ilgili bir pazarlıkta etkisi olabileceği tahmin edilmemişti. Yine uzun süren "Amerika' dan al" anlayışı ve diğer ticaret kısıtlamaları (piyasa yetersizliklerini gidermek ihtiyacından doğan bir kamu politikası müdahalesi) NATO'daki silah sistemleri ve kuvvetlerinde standartlaşma ve rasyonelleşmeye doğru bir adımı zorlaştıracaktı ve tahminlemesi güçtü.
Bu tür dışsallıkların başka bir örneği hizmetlerin kamusal düzenlemelerine bağlı olarak çıkmaktadır. Kårlı çalışmaları kabul edilen kamu hizmetleri, sermayeden sağlanan kazanç bazında göz önüne alınmaktadır ve fiyatları marjinal maliyete yakın tutmakla, piyasadaki başarısızlığın bir nedeninin böylelikle üstesinden gelineceği düşünülmektedir. Fakat türemiş bir dışsallık çoğunlukla istenilmeyen bir sonuç doğurmaktadır. Hizmetlerin düzenlenmesinde, kår tabanını yükseltmek için kapitalin emek tarafından verimsiz şekilde ikamesine yol açmaktadır. Düzenleme bir çözüm olarak görüldüğünde neden olunan piyasa dışı başarısızlık piyasa başarısızlığına eşit veya ondan daha fazla olabilir.
Şüphesiz. türemiş dışsallıklar olumsuzdan çok olumlu da olabilirler. Veere Körfezinde Kuzey Denizi bariyerinin Hollanda' daki Zeeland halkının güvenliği için yapılması, midye ve istiridye yataklarının kaybına yol açmıştır, fakat okyanus trafiğini sona erdirmiş, alabalık yetiştirilmesine başlanmış ve yeni Veere Gölünde küçük teknelerden oluşan bir eğlence endüstrisi yaratmıştır. Veere Bariyerinin yapımına karar verildiğinde, bu yararların hiç biri öngörülmemişti.
Tüm bu örnekler, piyasa dışı başarısızlığın bir çeşidini göstermektedir: Dışsallıklar (olumlu veya olumsuz), piyasa başarısızlığını gidermeye yönelik kamu politikalarından doğmaktadır. Bunlar, politika ilk başlatıldığında tahmin edilememe özelliğini de taşımaktadırlar. Açıkça, eğer bu tür dışsallıklar, politikaların belirlenme aşamasında dikkate alınırsa, politik tercihler çok daha iyi olacaktır.
Piyasa Dışı Dağılımdaki Adaletsizlik
Piyasa dışı faaliyetler, piyasa sonuçlarının adaletsiz dağılımını gider-meye veya piyasa yetersizliklerine çare bulmaya yönelik olsa da, kendileri dağılımda adaletsizlik yaratabilirler. Bu adaletsizlikler gelir veya refahtan çok güce bağlı olarak ortaya çıkmaktadırlar.
Devlet politikası önlemleri, yetkiyi diğer insanların üzerinde kullanmak üzere bazı insanlara vermektedir. Bu yetki ister sosyal çalışmacılar, refah yöneticisi, gümrük komisyoncusu, hizmet denetleyicisi, güvenlik kontrolörü ister banka yatırımcısı tarafından kullanılsın, güç bilerek veya kaçınılmaz bir şekilde bazılarına verilirken diğerleri ihmal edilmektedir.
Güç, sertlikle, sevecenlikle ve beceriyle kullanılabilir. Yasaya, yöne-timsel tedbirlere, iletişim araçlarına ve bazı politik ve sosyal kuruluşlara bağlı olarak kontrol edilebilir veya dengelenebilir. Bununla birlikte böyle bir güç dağılımı adaletsizlik veya suistimale fırsat vermektedir.
Dürüst olmayan bozuk uygulamalar, bu suistimallerin bir şeklidir; Lockheed's F-104 'lerin dışarıya satışından olduğu gibi, rüşvet yoluyla yapılan hükümet anlaşmaları, veya akrabalara, dostlara veya bürokratların ortaklarına ve politikacılara ithal müsaadeleri verme ve ayrıcalıklı döviz kuru tanıma gibi. Daha az çarpıcı adaletsizlikler, refah otoritelerinin, babasız ve çocuklu ailelere veya yaşlılara yardım konusundaki kararlarından veya bu yardımı esirgemelerinden ileri gelmektedir. Refah programlarına bağlı olarak ortaya çıkan, adaletsizlikleri, çarpıklıkları yansıtan durumlar sayılamayacak kadar çoktur ve aynı zamanda kusursuz sonuçlar elde etmekten çok uzaktır.
Gelirin yeniden dağılımına ilişkin bazı devlet politikalarında sürtüşmesiz, kişisel olmayan ve kendi kendine işleyen yeniden dağıtıcı mekanizmayla, ihtiyari otoriteden ileri gelen, gücün adaletsiz dağılımına ilişkin sakıncalarından kaçınılabilir. Fakat çok katı, artan oranlı bir vergi sistemi bile (ki bu amaca hizmet etmeye yöneliktir) hesap uzmanlarına yargılarını ve dolayısıyla güçlerini uygulama konusunda epey imkan sağlamaktadır. Aynı şey, yukarıda bahsi geçen kamu harcamaları için de geçerlidir. Kamu programlarını idare edenlerin daha az insancıl veya daha fazla yanıltıcı programlar izlediklerini öne sürmek yersizdir. Çünkü dağılımdaki yeni eşitsizlikler, dağılım veya herhangi başka alandaki piyasa yetersizliklerini düzeltme çabalarından ileri gelebilir. Bu, artan oranlı vergiler ve yeniden dağıtıcı harcama programlarının yarattığı adaletsiz dağılımların, başlangıçta düzelttikleri adaletsizliklerden daha az olduğu varsayımını yadsımak anlamına gelmez.
Piyasa dışı faaliyetler gelire bağlı (indeksli) adaletsiz dağılıma da yol açabilirler. Şu bir gerçektir ki, kamu politikaları bazılarının yararına olurken, diğerlerinin aleyhine işlemektedir. Gerçekten, piyasa dışı müdahaleye neden olan belli bir piyasa yetersizliğinin özellik olarak açık bir şekilde dağıtıcı olup olmadığı sonradan anlaşılacaktır. Kamu politikası önlemleri bazı mal, hizmet ve becerilere olan talebi arttırmakta, maliyetleri de diğerlerine yüklemektedir. Bunlara sahip olanlar, diğerlerinin sahip olmadığı özellikler edinmeye gayret göstererek daha önceki durumlarına kıyasla fayda sağlayacaklardır. Eğer kamu harcamaları savunma ve eğitim alanında artmışsa, bireyler ve örgütler bu alanlardaki üretimlerde uzmanlaşmakla gelirlerini arttıracaklardır. Çünkü savunma dışsallıkları fazla olan bir kamu hizmeti, eğitim ise dışsallıkları fazla olan özel bir hizmettir.
Sonuç olarak, piyasa başarısızlığını gidermeye yönelik devlet politikası tedbirlerinden çıkar sağlayan gruplar, sosyal yönden optimal bir üretim için, daha fazla tedbir alınması gerektiğine inanmakta ve bu konuda ısrarcı ola-bilmektedirler. Eğitimciler piyasa tarafından ihmal edilen olumlu dışsallıkları dikkate almada devlet yardımının gerekli olduğu anlayışını kabul ederken, aynı zamanda bu dışsallıkların başlangıçta tahmin edilenden çok daha büyük olduğunu ve bu nedenle daha fazla devlet desteğinin gerekliliğini tartış-maktadırlar. Aynı benzerlik, uzay teknolojisi araştırma ve geliştirme alanında çalışan profesyonel ve meslek toplulukları için de geçerlidir. Sonucun, iyi örgütlenmiş seçmenlerin çıkar sağladığı bir piyasa başarısızlığı olması muhtemeldir. İyi örgütlenmeyenler açısından ise sonuç, adaletsiz bir dağılımdır. (her ne kadar piyasa başarısızlığından ve bunu düzeltmede meşru devlet müdahalesinden haberleri olsa da)
Gerek gücün gerekse gelirin adaletsiz dağılımı şeklinde piyasa dışı faaliyetlerin adaletsiz dağılım yaratması, piyasa dışı üretimin arz ve talebinin özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Talep yönünde buna neden olan temel özellik, piyasa tarafından yaratılan adaletsizliklerin toplum tarafından büyük ölçüde farkına varılması ve bunun sonucu olarak yeniden dağıtıcı programlar için taleplerdir ki, bu adaletsizliklerin bu programlar tarafından da yaratılabileceği hususu göz önünde bulundurulmamaktadır.
Arz cephesinde ise, adaletsiz dağılıma yol açan temel özellikler belli bir alanda piyasa dışı üretim tekeli ve buna bağlı olarak kurumun verimliliğini izlemede güvenilir bir geri iletişim süreci olmayışıdır. Üreticiler arasında rekabet olmadığından, gerek keyfi yönetim otoritesinin kurbanları gerekse vergi ödeyenler olarak, bundan olumsuz yönde etkilenenlerin, hoşnutsuzluklarını dile getirmede satın alımlarını durdurma veya başka üreticilere yöneltme olanağına sahip tüketicilere oranla, çok daha az etkilidirler. Bunun aksi olarak bazı piyasa dışı faaliyetlerden özel dağılım yararları sağlayanlar, örgütlenmiş olabilirler ve destek grupları sayesinde düşüncelerini ifade etmekte tüketicilerden daha etkili ve daha dolaysız olanaklara sahiptirler.
Bu, piyasa adaletsizliklerinin piyasa dışı adaletsizliklerden daha az olduğu anlamına gelmez. Fakat bunların piyasa faaliyetlerinden ileri gel-diklerinin doğruluğu kabul edildiği gibi piyasa dışı faaliyetlerden ileri gelen adaletsizlikler için de belirli bir sürecin olduğu belirtilmektedir.
Düzeltme (Tashih ) Teorisi
Piyasa dışı yetersizliklerin çeşitli şekilleri piyasa yetersizlikleriyle karşılaştırılarak özetlenebilir.
| PİYASA |
PİYASA DIŞI |
| 1 ) Dışsallıklar ve kamu malları | 1) İçsellikler ve Özel Amaçlar |
| 2) Artan Kazançlar | 2) Gereksiz ve artan maliyetler |
| 3) Piyasa Aksaklıkları | 3) Türemiş dışsallıklar |
| 4) Adaletsiz
Dağılım (Gelir ve Refah) |
4) Adaletsiz
Dağılım
( Güç ve Etki) |
Bu kategoriler anlamlıdır fakat yine de yanlış anlamalara yol açmamalıdır. Piyasa dışı faaliyetlerin yetersizlikleri veya başarısızlıkları, piyasadakilerin tam anlamıyla benzeri olamazlar. Piyasadaki dışsallıklar, piyasa dışı içselliklerle, her ikisinin de en önemli başarısızlık nedeni olmaları nedeniyle, niteliksel yönden ilişkilidir. (Gerçekte, piyasadaki dışsallıklar kavramsal olarak piyasa dışı türemiş dışsallıklarla listedeki diğerlerine olduğundan, daha benzerdir).
Her 2 kategoriye getirilebilen 2 yorum vardır. Birincisi, piyasa veya piyasa dışı faaliyetlerin başarısızlıklarının bir çok türleri için, belirtileri tahminleme, büyüklüklerini (önem derecelerini) belirlemekten çok daha kolaydır. Büyüklüklerini tahminlemek için özel ve genel durumların çok özenle incelenmesi gerekir. Bundan başka, Amerika'nın Orta Doğu Petrolüne bağımlı olmasıyla ilişkili milli güvenlik dışsallıklarının (olumsuz) önem derecesini belirlemek, Amerikan Hava Kuvvetlerinin tutumunu etkileyen içsellikleri ve bu davranışsal etkilerin önemini belirlemekten daha kolay değildir, veya daha kolay bir örnek vermek gerekirse; çevre yönetmeliklerinden ileri gelen (negatif veya pozitif) türemiş dışsallıkları tahmin etmek, büyük şehirlerdeki denetimsiz madencilik veya havaalanlarından yayılan gürültü gibi dışsallıkları (negatif) tahmin etmekten daha zor değildir.
Piyasa başarısızlığının türleri ve nedenleri, hangi durumlarda devlet müdahalesinin düşünülmeye ve çözüm olarak alternatif politikaların analizinin dikkate alınmaya değer olduğunu ortaya koymaktadır. Benzer şekilde piyasa dışı başarısızlığın türleri ve nedenleri, hükümet müdahalesinin istenilen sonucu vermediği durumları ortaya koymakta ve hükümet müdahalesinin yetersizliklerine çözüm olarak diğer potansiyel çözümlerin incelemeye değer olduğunu belirtmektedir.
Piyasa dışı faaliyette "alt-sınır" nedir ? Piyasa başarısızlığında olduğu gibi, her nekadar sayısal toplamı belirsiz olsa da, bu çok önemlidir. Bu önemin biri için diğerinden daha mı az veya daha mı çok olduğu genel an-lamda cevaplandırılamaz. Bazen biri daha fazla olurken, bazen diğeri olabilir. Bunun cevabı belirli olayların açıklığına bağlı olacaktır.
Genel bir cevabı olmasa da, piyasa dışı başarısızlığın ve nedenlerinin farkına daha fazla varma ve bunu açıkça ortaya koymanın yarar sağlayıcı sonuçları olabilir. (Psikoanalizin öne sürülen terapatik etkileri aynı iyimser beklenti üzerine kurulmuştur). Böyle bir teorinin önderliğinde, piyasa ve otorite sistemlerinin karşılaştırılması (Prof. Lindblom'ın ki gibi), her iki sistemin yetersizliklerini daha dengeli bir biçimde dile getirilmesini sağlayacaktır. Aynı zamanda, politika analistlerinin uygun alternatif politikaları değerlendirmesini sağlayabilir. Piyasa başarısızlığı söz konusu ise, politik gözlemler, piyasa dışı başarısızlık olasılıklarını da dikkate alarak (ki genelde almazlar), müdahalenin gerekli olup olmadığını incelemelidirler. Tedavi hastalık kadar kötü olabilir. Ve eğer müdahalenin gerekliliği sonucuna varılırsa, politik düzenleme ve analizler, gelecekte nerede ve nasıl, beklenmedik tehlike ve yanlışlıklarla karşılaşılabileceği hususunda ipuçları edinilerek, daha da geliştirilebilir.
Kaynak: Charles Wolf, Jr., " A Theory of Non-Market Failures", The Public Interest, No: 55, Spring 1979. pp.114-133.