KURUMLAR VE KURUMSAL DE
ĞİŞİM
Yazan : Douglas C. North
Çeviren: Mutlu Yalçınkaya
Kurumlar bir toplumda oyunun kurallarıdır yada daha resmi bir ifade ile insanlar arasındaki ilişkileri şekillendiren, insanlar tarafından oluşturulmuş sınırlamalardır. Sonuç olarak ister siyasi , sosyal ve ekonomik olsun, kurumlar insanlar arası ilişkilerdeki güdüleri oluştururlar. Kurumsal değişim zamanla toplumların gelişim tarzını şekillendirir ve böylece tarihi değişimi anlamada anahtardır.
Kurumların ekonominin performansını etkilediği aşikardır. Ekonomilerin farklı performanslarının zaman la kurumların değişim tarzından temel olarak etkilendikleri de tartışma götürmez. Ancak , ne şu anki ekonomik teori nede mukayeseli tarih ( Cliometricl history) kurumların ekonomik performanstaki rolünün anlaşılmasına işaret eder. Çünkü , henüz kurumsal analizi ekonomiye ve ekonomi tarihine entegre eden bir analitik çerçeve yoktur. Bu çalışmanın amacı böyle temel bir çerçeve sağlamak tır. Analiz sonuçları genellikle çoğu sosyal bilim teorisyenlerinin ve özellikle ekonominin yeniden bir değerlendirilmesini tavsiye eder ve tarihi değişim için yeni bir anlayış sağlar.
Bu çalışmada kurumların doğasını ve ekonomik (veya toplumsal) performans için kurumların önemini inceliyorum. Daha sonra , sadece ekonomi tarihinin bir çerçevesini elde etmek için değil, aynı zamanda geçmişin günümüzü ve geleceği nasıl etkilediğini , belirli bir zaman kesitinde seçenekler selini etkileyen tedrici kurumsal değişim tarzını ve stratejik bağımlıkların açıklanması için bir kurumsal değişim teorisinin ana hatlarını belirtiyorum. Çalışmanın öncelikli hedefi, zaman içinde ekonomilerin farklı performanslarının anlaşılmasına hizmet etmektir.
I
Kurumlar günlük yaşam için bir yapı oluşturarak belirsizliği azaltırlar. Kurumlar sokakta arkadaşımızı selamlamak , araba sürmek , portakal satın almak , ödünç para almak , iş kurmak , ölülerimizi gömmek veya daha başka şeyler yapmak istediğimizde bu işlerin nasıl yapacağımızı bilmemiz ( veya kolayca öğrenmemizde ) insan etkileşimleri için bir rehberdir. Örneğin Bangladeş gibi bir ülkede aynı işlemleri yapmaya çalıştığımızda kurumların farklılaştığını hemen görebiliriz. Ekonomi terminolojisinde , kurumlar bireylerin seçtiklerini tanımlar ve kısıtlar.
Kurumlar insanların etkileşimlerini şekillendirmek için insanların oluşturduğu her çeşit sınırlamalar içerir. Kurumlar resmimi gayri resmi midir ? Her iki şekil dede olabilirler ve ben hem insanların oluşturduğu kurallar gibi resmi sınırlamalarla hem de örf ve adet gibi gayri resmi sınırlamalarla ilgilendim. Kurumlar Amerikan anayasasında olduğu gibi yaratılabilirler veya kamu hukukunda olduğu gibi saman içinde gelişirler. Her ne kadar analiz maksadıyla kurumları ayrı ayrı incelemek istesek de , ben hem yaratılmış hem de kendiliğinden gelişen kurumlarla ilgilendim.
Kurumsal sınırlamalar , hem insanların neleri yapmakta men edildiğini , hem de bazen hangi koşullar altında bazı insanların belli faaliyetleri yürütmesine içerir . bu yüzden burada tanımlandığı şekilde onlar insan etkileşiminin meydana geldiği genel çatıdır. Bir takım sporu müsabakasındaki oyunun kurallarına tamamen benzerler. Yani hem yazılı resmi kurallardan hem de o yazılı olmaya resmi kuralları destekleyen ve tamamlayan kurallardan oluşur. Bu benzetmenin ima attığı gibi kanunlar ve resmi olmayan kurallar bazen çiğnenir ve ceza görür. Bu yüzden kurumların işlemesinin önemli bir kısmı ihlallerin belirlenmesinin maliyeti ve cezanın şiddetidir.
Spor benzetmesine devam ederek toplumca ele alındığında ya resmi ya da gayri resmi kurallar ve yürürlüğe konma şekil ve etkinlikleri oyunun tüm özelliklerini şekillendirir. Bazı takımlar sürekli kuralları çiğnemenin ve böylece rakip takımı korkutmanın bir sonucu olarak başarılıdırlar. Bu stratejinin yürüyüp yürümeyeceği denetimin etkinliğine ve cezanın şiddetine bağlıdır. Bazen davranış kuralları ( iyi sportmenlik gibi ) her ne kadar ihlallerinden başarıyla sıyrılabilseler bile oyuncuları kısıtlar.
Bu çalışmada kurumlarla örgütler arasında kritik bir ayrım yapılmıştır. Kurumlar gibi örgütler de insan etkileşimlerine genel bir çatı sağlar. Gerçekten kurumsal çerçevenin sonucunda ortaya çıkan maliyetleri incelediğimizde bunların sadece o kurumsal yapının sonucunda gelişen örgütlerin bir sonucu olduğunu görürüz. Kavramsal olarak açıkça kurallar oyunculardan farklı tutulmalıdır. Kuralların amacı oyunun nasıl oynanacağını tanımaktır. Fakat takımın amacı yetenekleri stratejisi ve koordinasyonu ile birlikte meşru yollarla, bazen de faullü yollardan belli kurallar çerçevesi içersinde oyunu kazanmaktır. Geliştikçe takımın stratejilerin ve yeteneklerini tasarlamak kuralların gelişimini ve sonuçlarını modellemekten
( tasarlamaktan ) ayrı bir süreçtir.
Örgütler siyasi teşkilatları ( siyasi partiler, senato, il meclisi gibi ) ekonomik kurumlar ( örn: Firmalar, sendikalar, aile çiftlikleri ) sosyal kurumlar ( kiliseler, spor kulüpleri gibi ) ve eğitim kurumları ( okullar, üniversiteler, mesleki eğitim merkezleri gibi ) içerir. Bunlar ortak bir amaca ulaşmayı hedefleyen insan gruplarıdır. Örgütleri modellemek idari yapıyı , yetenekleri ve yaşayarak öğrenmenin örgütün zaman içersindeki başarısını nasıl inceleyeceğini belirlemektir. Hem örgütlerin var oldukları hem de bunların zaman içindeki gelişimi temel olarak kurumsal çerçeveden etkilenir. Bunu karşılığında onlar ( örgütler) kurumsal çerçevenin gelişimini etkiler fakat yukarda işaret edildiği gibi bu çalışmada üzerinde durulan oyunun altında yatan kurallar çizen kurumlardır ve örgütler onların girişimcileri üzerinde ve onların başlıca kurumsal değişim ajanı rolü üzerinde yoğunlaşılmıştır. Bu yüzden üzerinde durulan , kurumlarla örgütler arasındaki etkileşimdir. Örgütler varolan kısıtlardan ( kurumsal olan, hem de ekonomi teorisinin geleneksellerinden olan ) ortaya çıkan fırsatlar sonucunda amaca yönelik yaratılmıştır. Amaçlarını gerçekleştirme çabaları yolunda kurumsal değişimin önemli bir aracıdır.
Temel teşkil eden kuralları oyuncuların stratejilerinden ayırmak kurumlar teorisi kurmanın gerekli ön koşuludur. Kurumları insanların üzerine empoze edilen sınırlamalar olarak tanımlamak neo-klasik ekonomik teorinin seçici teorik yaklaşımını tamamlayıcı bir tanımlamak yapmaktır. Bireysel seçimler temelinde bir kurumlar teorisi kurmak ekonomi ile diğer sosyal birimler arasındaki farkları azaltmak yönünde atılan bir adımdır. Seçme hakkı teorik yaklaşımı gereklidir. Zira mantıksal olarak tutarlı potansiyel olarak test edilebilir, hipotezler serisi, insan davranışı teorisi üzerine kurulmalıdır. Mikro ekonomik teorinin gücü bireysel insan davranışları ile ilgili varsayımlar temeli üzerinde yapılandırılmasıdır. ( Her ne kadar bu varsayımlarda bir değişim olması gerektiğini tartışacak olsak da ) kurumlar insan eserleridir, onlar tarafından geliştirilir ve düzenlenir. Dolayısıyla da teorimiz bireyden başlamalıdır. Aynı zamanda kurumların bireylerin seçimleri üzerine empoze ettikleri kısıtlamalar çok geniştir. Bireysel seçeneklerin, seçenekler üzerine kurumların empoze ettiği kısıtlamalarla entegre etmek sosyal bilimleri birleştirme yönünde önemli bir adımdır.
Kurumlar değişim maliyetleri ve üretim üzerindeki ekonominin performansını etkilerler. Kullanılan teknoloji ile birlikte bütün maliyetleri oluşturan işlem ve üretim maliyetlerini belirlerler. Bu çalışmanın birinci amacı kurumların doğasının ve varlığının açıklanmasıdır.
II
Bir toplumda kurulumların önemli rolü insan ilişkilerine istikrarlı (ama her zaman etkin olmayan)bir yapı kurarak belirsizliği azaltmaktır.Ancak kurumların istikrarlılığı hiçbir şekilde onların değiştiği gerçeğini inkar etmez .Geleneklerden,yönetmeliklerden,davranış normlarında hukuk kurallarına ve insanlar arasındaki sözleşmelere kadar, kurumlar gelişmekte ve böylece de sürekli olarak bize mümkün olan seçenekleri değiştirmektedirler. Her ne kadar kurumsal değişim hızını çok aşikar olduğu bir dünyada yaşasakda, uç noktadaki değişikler çok yavaş ve tedrici özellikte olabilir ki biz tarihçiler olarak bu değişiklileri algılayabilmek için geriye bakmak zorunda kalırız.
Kurumsal değişim karmaşık bir süreçtir. Çünkü uç noktadaki değişmeler kurallardaki gayri resmi kısıtlamalardaki ve uygulama tür ve etkinliklerindeki değişimin sonucu olabilir. Buna ilaveten , kurumlar tipik olarak bir tarzdan ziyade tedrici olarak değişir. Nasıl ve neden tedrici olarak değiştikleri ve hatta süreksiz değişmelerin bile (devrim ve fetih gibi) hiçbir şekilde tamamen durağan olmaması resmi olmayan kısıtların toplumların içinde perçinlenmiş olmasının sonucudur. Her ne kadar resmi kurullar politik ve yargısal kararlar sonucu bir gecede değişebilirse de gelenekler , örf , adet ve ananeler içinde bulunan gayri resmi kısıtlamalar politikalardan daha az etkilenirler. Bu kültürel kısıtlamalar sadece geçmişi bugün ve gelecekte bağlamaz ayrıca bize tarihi değişme içersinde aldığımız yolu açıklayan bir anahtar sağlar.
İnsanlık tarihin temel bulmacası tarihi süreç içinde kat edilen farklı yolların açıklanmasıdır. Toplumlar birbirinde çok farklı performansların arkasında yatan neden nedir? Hepsinde öte hepimiz ilkel avcılık ve yetiştiricilik topluluklarının soyundan geliyoruz. Zaman içinde mal , hizmet ve üretim faktörü alışverişinde bulundukça tedrici olarak ekonomilerin birleşeceğini ima eden standart noe klasik ve uluslar arası ticaret teorisine göre daha da şaşırtıcıdır. Her ne kadar birbirleriyle ticaret yapan hatta önde gelen sanayileşmiş ülkeler arasında bir yeknesaklık gözlemlesek de son on bin yılın en baskın özelliği birbirinden çok farklı dini, kültürel, politik, ekonomik topluluklar olarak tekamül etmemiz ve zenginle fakir, gelişmişle geri kalmış milletler arasındaki farkın bugün şimdiye kadar hiçbir şekilde olmadığı kadar geniş belki de şimdiye kadar olandan daha büyük olmasıdır. Bu fark ne açıklar? Ve belki de ayrı derecede önemli olan hangi koşular ya da daha fazla ayrılığa yol açar ya da bütünlük oluşturur.
Bu zor soruya daha bir çok eklenecek şey var. Toplumların uzun dönem durgunluk veya ekonomik yapılarında mutlak çöküşler yaşamalarının arkasındaki nedenleri nedir? 1950 yılında Alchian tarafında geliştirilen evrimsel hipotez her yerde var olan rekabetin , daha düşük düzeydeki kurumları ayıklayacağını ve insan problemlerini daha iyi çözmelerini ise hayatta kalma ile ödüllendirileceğini ileri sürer.
Bu temel meseleyi ele alışımdaki adımlarımın üzerinden kısaca tekrar geçeyim. North ve Thomas (1973)’ın eserinde biz kurumları ekonomik performansın belirleyicisi ve göreceli fiyat değişmelerini de kurumsal değişimin kaynağı yapmıştık. Fakat temel olarak etkili bir açıklamamız vardır. Yani göreceli fiyatlardaki değişmeler daha etkin kurumlar oluşturmak için teşvik edicidir. İspanya örneğinde gösterildiği gibi etkin olmayan kurumların zorla da olsa ayakta kalması yönetenleri kısa vadeli hedeflerine yönelten fiskal mali ihtiyaçlarının sonucu ve dolayısıyla da sosyal refah ile özel güdüler arasındaki farktır.Böylesi bir çarpıklık teorik yapıya uymuyor.
Kurumların verimli görüşü ekonomi tarihi ve yapıda değişim (North 1981). Yönetenler kendi çıkarlarına göre mülkiyet hakları ve tipik olarak yaygın olan ve verimsiz mülkiyet hakları doğuran işlem maliyetleri oluşturmuşlardır. Sonuç olarak tarih boyunca yaygın olarak var olan günümüzde ekonomik büyümeyi sağlamayan mülkiyet haklarının açıklanması mümkün olmuştur. O makale de Alchian’ın evrimsel savındaki sorusunu ortaya koymuştur.Ama cevap bulamadım. Etkin olmayan kurumların varlığını açıklamak mümkündür. Fakat niçin rekabet baskısı onların elemine olmasına yol açmıyordu ? Durgun ekonomideki politikacılar başarılı olanların politikalarını hemen taklit etmezler mi? Uzun zamanlar süresince ekonomilerin performansları arasındaki köklü farkları nasıl açıklarız?
Bu çalışma bu sorulara cevap verir. Bunun cevabı kurumlarla örgütler arasındaki farkı ve kurumsal değişimin yönünü şekillendiren bunlar arasındaki ilişkiye dayanır. Kurumlar ekonomik teorinin standart kısımları ile birlikte bir toplumdaki fırsatları belirler. Örgütler bu fırsatlardan yararlanmak için oluşturulmuştur.ve örgüt tekamül ettikçe kurumları değiştirirler. Ortaya çıkan değişim yolunu şekillendiren ;
1 : Bu kurumlar tarafından sağlanan teşvik yapılarının sonuncu tekamül eden kurumları ve örgütler arasındaki karşılıklı çıkar sağlayan ilişkilerden doğan bütünlük
2 : İnsanların fırsatlardaki değişmelere tepki verdiği ve algıladığı geri bildirim sürecidir Hem resmi hem de resmi olmayan kurumsal kısıtlar , çatı içinde teşvikler yüzünden var olan özel değişim örgütleri doğururlar ve bu yüzden yürüttükleri faaliyetlerin karlığı için bu yapıya dayanırlar.
Tedrici değişim belli bir oranda var olan kurumsal çatıyı değiştirmekle daha başarılı olacaklarını düşünen politik ve ekonomik örgütlerdeki girişimcilerden doğar. Ancak bu anlayış hem girişimcilerin edindiği bilgiye hem de bu bilginin işleme sürecine dayanır. Eğer politik ve ekonomik piyasalar etkinse yani sıfır işlem maliyeti varsa o zaman yapılan seçimler daima etkin olacaktır. Başka bir ifade ile ilgililer daima gerçek modellere sahip olacaklar ya da başlangıçta doğru modellere sahip olmama durumunda bilgi geri bildirimi bunları düzeltecektir. Ancak rasyonel oyuncu modelinin bu şekil uyarılması uyarlaması bizi yanılmıştır. Oyuncular sık sık eksik bilgi ile hareket etmek ve bilgileri sürekli olarak etkin olmayan kanallar doğurabilen ussal yapılar yoluyla elde ettikleri bilgileri işlemek zorundadırlar. Siyasi ve ekonomik piyasalardaki işlem maliyeti etkin olmayan mülkiyet haklarını telafi eder fakat oyuncuların karşılaştıkları problemlerin karmaşıklığını anlamaya çalıştıkları sıradaki eksik subjektif modeller böyle mülkiyet haklarının devam etmesini sağlar.
Kurumsal değişimin bu özelliğini başarı bir yol ile süre gelen bir başarısızlığı karşılaştırarak genişletebiliriz. Bunun ilki bilinen Amerikan ekonomi tarihidir. Yani 19.yy da ekonominin büyümesi o yüzyılın başlamasıyla birlikte gelişen temel kurumsal temel yapı (Anayasa, kuzeybatı ordinance ve de çok çalışmayı ödüllendiren davranış normları )doğrudan yada dolaylı olarak ortaya çıkan eğitim yatırımları talebi yoluyla artan ekonomik büyüme ve üretim artışına yol açan büyütücü faaliyetleri olan ekonomik ve politik örgütlerin (mahalli idare, çiftlikler,ticarethaneler ve deniz nakliye firmaları) nın gelişmesi büyük ölçüde ortaya çıkardı. Eğitim yatırımı sadece ücretsiz kamu eğitim sistemini değil ayrıca tarımsal deney istasyonların tarımsal verimliğin iyileşmesine de yol açtı. Morrill yasası hibe araziler üzerine kamu üniversitelerinin kurulmasını sağladı.
Ekonomik örgütler bu fırsatlardan yararlanmak için geliştikçe yalnızca daha etkin olmuyorlar (bakınız Chandler 1977 ) ayrıca kurumsal yapıyı da tedrici olarak değiştiriyorlar. 19.yy başı itibarı ile politik ve yargısal çatı değiştirilmedi ve mülkiyet haklarının yapısı düzeltilmedi aynı zamanda birçok davranış normları ve diğer davranış normları ve diğer gayri resmi kurallarda vardı.( Ki bunlar kendini, köleliğe karşı,kadının rolüne karşı tutumlar ve davranış normlarında gösteriyor.) Hem politik ve ekonomik işlem maliyetleri hem de oyuncuların subjektif algılamaları kesinlikle optimal olmayan ya da artan verimliğe ve gelişen ekonomik refaha tek yönlü yaklaşan seçeneklere yol açan karlı fiyatlar bir fiyat tarifesi yaratılmasından kölelerin sömürülmesinden ya da bir tröst oluşturulmasından doğmuştur. Bazen de doğrusu çoğu kez politikacıların amaç dışı sonuçları olmuştur. Sonuç olarak kurumları her zaman verimlilik artışı sağlayan ve verimliliğin azaltan politikalar bileşkesiydiler ve bileşkesi olmuşlardır. Aynı şekilde kurumsal değişim nerdeyse her zaman iki tip faaliyet içinde fırsatlar yaratır. Fakat 19.yy dengedeki Amerikan ekonomik büyüme hikayesidir. Çünkü temeldeki kurumsal yapı örgütleri olumsuz sonuçlar doğuran faaliyetlerle karış olsa da verimli faaliyetlerle uğraşmasını sağlayan teşvikleri sürekli desteklemiştir.
Şimdi eğer yedek bir takım teşviklerle bir kurumsal yapıyı yukarda tarih edilen teşviklerle tamamlarsak hem bugünkü birçok 3. Dünya ülkesindeki koşulları ve hem de dünya ekonomik tarihinin büyük bir bölümünü şekillendiren koşulları yaklaşık olarak yansıtmış olacaktır.politik ve ekonomik girişimcilerin fırsatları hala karmaşık yapıdadır ama ısrarla verimli faaliyetlerden ziyade tekrar kaynak dağıtmaya yönelik faaliyetleri destekleyen rekabetçi koşular yerine tekeller yaratan, fırsatları artıracağına onlar kısa faaliyetlerin yanındadır. Bunlar nadiren verimliği artıran ekonomik yatırımları doğurur. Bu kurumsal yapı da gelişen örgütler daha verimli olacaktır. Ancak bu verimlilik toplumu daha da verimsiz kılmada ve temel kurumsal yapıyı ekonomik faaliyeti daha az ilişkilendirmede olacaktır. Böyle bir gidişat kökleşmiştir. Bu ekonomilerin politik ve ekonomik işlem maliyetleri aktörlerinin subjektif modelleriyle birlikte onları daha etkin sonuçlara tedricen yaklaşmalarına yol açmaz
Kaynak: Douglas C. North, "An Introduction to Institutions and Institutional Change", Institutions, Institutional Change and Economic Performance, Cambridge: Cambridge University Press, 1990.