ANAYASAL İKTİSAT ÜZERİNE DÜŞÜNCELER (*)
Yazan : Friedrich A Von Hayek
Çeviren : Tekin Akdemir
Bu çalışma devletin ekonomik gücü üzerinde anayasal sınırlamalar getirilmesi konusunu ele almaktadır. Bu yazıyı yaşadığım dönem boyunca entelektüel fikirlerde meydana gelen önemli değişikliklere adayacağım. Şu an bahsetmekte olduğum anayasal iktisat düşüncesi bugüne kadar gördüğüm iktisadi gelişmelerin en önemlilerinden biridir. Bahsettiğim bu gelişmeler, en azından 60 yıl öncesine kadar gitmektedir.
Birkaç ay içinde, bu ülkeye yüksek lisans öğrencisi olarak ilk gelişimden bu yana 60 yıl; Amerikan Ekonomi Birliği( Kurumu)’nun ilk toplantısına katılışımın ise, 59. yılı dolacak. Hala o zamanın ekonomistlerinin (John R. Commons, Wesley C. Mitchell and Richard Ezy) Beyazsaray’ın çimlerinde çektirdikleri bir fotoğrafa sahibim. Resimdeki kişiler, zamanın önde gelen ekonomistleriydi. Onların çalışmaları ekonomik teoriden kurumsalcılığa ani bir dönüş meydana getirdi. Bu entelektüel geçiş sosyal kurumların kavramsal temelleri üzerinde odaklaşmaktan ziyade, sosyal kurumların tanımlanması üzerinde yoğunlaştı. Dolayısıyla, bu geçiş ne hukuktan ne de ekonomiden anlayan bir ekonomist jenerasyonun hakimiyetine yol açtı.
Amerika Birleşik Devletlerinde edindiğim tecrübelerde ekonomi teorisinde, en azından pür ekonomi teorisinde benim için fazla yeni bir şey bulmadım. Ekonomi teorisinde çok az şey öğrenmeme rağmen, uygulamalı ekonomi alanını daha ilgi çekici buldum. Fakat, uygulamaya konan aşırı deneysellik benim için yeni ve çok öğretici olmasına karşın bundan fazla etkilenmedim. İş çevrelerinde, bankacılık politikasında ve benim daha sonraki ilgi alanım olan para teorisindeki mevcut tartışmalar, ilgimin o alanda yoğunlaşmasına yol açtı. Hatta tamamen istatiksel verilere dayalı olan bu şeylerin makro ekonomi gibi algılanmasından birazda mutsuz oldum.
Bir anlamda, tabii ki bir Avusturya iktisat okulunun yaklaşımı oldukça farklıydı. Benim kuşağıma kadar tüm Avusturyalı ekonomistlerin hukukçu olarak eğitildiğini söyleyebilirim. Daha önceleri ekonomide ayrı bir derece olmadığı gibi, ekonomi çalışmanın tek yolu da hukuk çalışmaktı. Sanırım kendi jenerasyonum ve Gotfried Haberler hukuk aracılığıyla ekonomi çalışan Avusturyanların sonuncusunu oluşturuyordu. Ve bizim için işleyen(düzenli) bir ekonominin yasal kurumlarına büyük bir ilgi vardı. Bizler ünlü Amerikan kurumsal iktisatçıların bizden daha fazla bilgiye sahip olmadıklarını söyleyebilirdik. Çünkü, bizim hukuk bilgimiz ekonomi çalışmak için bir araç iken, onların kurumsalcılığı ekonomi çalışmamak için bir mazeretti.
Elbette o zamandan beri meydana gelen gelişmeler, ilginin artıp azalmasına yol açtı. İktisat ilmi uzun bir dönem benim yanlış olduğunu düşündüğüm ve John Maynard Keynes ve taraftarlarınca istihdamın toplam talebe bağlı olduğu şeklinde formüle edilen bir makro ekonomik yaklaşımın etkisi altında kaldı. Sanırım sonunda bu görüşün yanlış olduğunu kanıtladım. Keynesyenizmin bu şekli (toplam talep ve istihdam arasında istatistiksel olarak gösterilebilir açık bir fonksiyon yada bağlantı var) son 30 yıldır bu alanda hükmetmektedir. İktisat bilgimden çıkardığım ekonomi politikasıyla ilgili sonuçlarımı savunmak için zamanımın çoğunu hangi yaklaşımın iktisatçılar için doğru sonuçlara, hangi yaklaşımın ise, yanlış problemlere yönlendireceği problemini çözmeye ayırdım.
Bu metodolojik problemler o zamandan beri dile getirdiğim bir görüşden haberdar olmamı sağladı. Bu görüşü şöyle ifade edebilirim; İyi bir ekonomist olmak için bir ekonomistten çok daha iyi olmak zorundasın. Diğer bir deyişle, sadece ekonomist olan bir ekonomist iyi bir ekonomist değildir. Bu yüzden toplumun aşırı karmaşık yapısını anlayabilmek için bir ekonomi teorisinden daha fazla şey gerekir (Toplumun aşırı kompleks yapısını anlamak için ekonomi teorisi tek başına yeterli değildir). Bu anlayışa göre toplumu oluşturanlara ilişkin verilerden yola çıkılarak kusursuz bir toplum düzeni elde edilebilir. İnsanlar arasında gönüllü bir işbirliği tesis etmek için, insanın kapasite problemine yapıcı bir yaklaşıma inanan eski ekonomistlerin kendilerine verilen verilerle işe başlamaları başlangıçta bana komik geldi. Özellikle veri datalardan yola çıkarak ayrıntılı sonuçlar çıkaran matematiksel iktisatta, ihtiyaç duyulan hiçbir verinin verilmediğini size söyleyebilirim.
Zaman içerisinde pür ekonomik teoride hayranlık duyulabilecek bazı gelişmeler yaşadığım gibi, statik bir dengenin tanımı ve formülizasyonu konusunda mutlu olmadığım gelişmelerde yaşadım. Buna ilaveten kanun ve dilin şekillenmesine sebep olan evrimsel yaklaşımı içermek zorunda olan sosyal fenomenin açıklanması konusunda yoğun bir şekilde duyarlıydım. Bu evrimsel yaklaşım, belirli tip düzenlemelerin gönüllü olarak insanlar tarafından oluşturulmadığı, bununla birlikte değişik tip sözleşmelerle insanların özgürlüğü tatmalarını istedikçe gelişen doğal seçime benzer bir yaklaşımdır. Bu ise ekonomi politika bilimi ve hukuğu bütünleştiren 1960 tarihli özgürlüğün anayasası adlı çalışmamıza neden oldu. Bu çalışmada klasik liberal görüşü ortaya koymaya çalıştım (en azından Avrupa’da kullanıldığı gibi). O yayından sonra geleneksel açıklamalarda gördüğüm bazı farklılıklar, anayasal sorunların tartışması olarak 3 sayının konusu oldular; Hukuk, Anayasa ve Özgürlük (1973,1976, 1979).
Benim bu üç cilt üzerindeki çalışmalarım sağlığımın çok zayıflaması nedeniyle birkaç yıldır kesildi. Çalışmayı bitirene kadar, sonu yeni bir çalışmanın girişi olabilecek kelimelerle biten bir dipnot yazdım. Ben şu anda yeni çalışmamın yarısındayım ve zamanımın çoğunu ona ayırıyorum. The Fatal Conceit olarak adlandırılan yeni sayı (cilt); burada bahsettiğim konularla ve Organizasyon tartışması problemlerinin bir uzlaşısı, kanunların seçimi ve değerlendirilmesi ve bizim görsel ve duyumsal kavrayışımızı aşan bir durumun oluşumu ve bizim uygarlaşmamızın ana temeli; -ki bu bizim içimizden herhangi birinin etkileyebileceğinden daha fazla bilgi kullanmayı öğrenmemizdir- gibi konulardan bahsetmektedir.
Anladığım kadarıyla bu kitaptaki yazarların tartıştığı da bu konunun bir parçasıdır. 30 yıl önce dünyada bu tür problemleri tartışabileceğim sadece iki insan vardı. Bunların arasında en önemlisi Chicago’da 1946 yılında karşılaştığım Henry Simons’tu. Fakat biz gerçekten bu tür problemleri tartışırken; o ve benim dışımda dünyada, hükümet üzerine anayasal sınırlamalar getirilmesi konusunda düşünen 3 ya da 4 kişinin olduğunun farkındaydık. Aslında, o ölmeden önce, onunla bu tür problemleri tartışmak için uluslar arası bir kurum oluşturmanın planlarını birkaç hafta tartıştım. Mont Pelerin Society kurulduğunda o ölmüştü. Daha önce tartışmalar yaptığım üç insanda ben bu kurumu kurmadan önce öldüğü için Mont Pelerin Society’yi yalnız başıma kurmak zorunda kaldım
Bu kitapta bahsedilen topluluk, kendini bir dizi teknik ve karmaşık problemlerin saptanmasına ve araştırılmasına adayan Mont Pelerin Topluluğunun özelleştirilerek sunulan bir bölümü gibidir. Anayasal iktisat alanındaki gelişmelerin benim nihai amacım olduğunu söyleyebilirim.
Kaynak: Friedrich A Von Hayek, “Reflections On Constitutional Economics”, in Richard McKENZIE, Constitutional Economics, Constraining the Economic Powers of Government, Mass:Lexinton Books, 1984