MERİT MALLAR*
Yazan : Richard A. Musgrave
Çeviren: Melek SEFEROĞLU
Başlangıcı 30 yıl öncesine, (Musgrave, 1957,1958) Musgrave’in incelemelerine dayanan merit mallar kavramı hakkında çeşitli yorumlar yapılmıştır. (Head, 1966; Andel, 1984) Daha önce bu konuyla ilgili kesin kayıtlı bilgiler olmadığı için tek bir tanım yapılamıyordu. Bununla beraber birçok açıklamalara göre bir malın merit veya demerit olması bazı normlara bağlanmıştır. Bu normlar da tamamen tüketicinin hakimiyetindedir. Fakat bu açıklamalar tam tersini savunan alternatif normları da ihtiva eder.
1.MERİT MALLAR, ÖZEL MALLAR VE KAMUSAL MALLAR: Maliye teorisi içerisinde merit malları incelerken bunları kamu mallarıyla karıştırmamak gerekir.(Musgrave, 1957 ) Özel, kamusal ve sosyal malları birbirinden ayıran en önemli özellikleri kullanılabilir faydalarıdır. Sonuç olarak Pareto Optimumu’nun verimi, yapılan tercihin uyumuna bağlıdır. Ama ister bir piyasa isterse de politik bir süreç içerisinde karşılaşılsın, bu iki tercih ve verilerin normlara bağlı değerlendirmeleri yaklaşık olarak bireysel tercihleri ortaya çıkarır. Tüketicinin hakimiyeti her iki durumda da uygulamaya konu olur. Merit mallar kavramının temel olarak cevaplandırdığı konu özel ve kamusal mallar arasındaki geleneksel farkı ortaya koymaktır. Zamanla daha temel verilerin ortaya çıkması bu verilerin tüketicinin özgür seçimlerine dayanan mikro teorinin konvensiyonel çatısına uymadığını göstermiştir.
2.PATOLOJİK VAKALAR: Bu konuda uygulamada karşılaşılan problemlere karşı tüketicinin hakimiyetini esas alan normların kabul ettiği çözümlerle ilgileneceğiz. En uç nokta olan çocuk ve akıl hastası tüketiciler tabiatıyla bazı önlemler altında seçeneklerinde yönlendirilmeye ihtiyaç duyarlar. Bunlar, merit malların ele aldığı başlıca problemler değil de istisnai durumlar olarak görülebilir. Ancak şu da açıktır ki, yanlış bilgilendirme ve yönlendirme akılcı bir seçim yapmayı engelleyici bir nitelik taşır. Tatmin edici bilgilendirmeden etkilenen yarar sağlayanın tercihi sonuçta bilinçli tercihleri ortaya çıkarır. Buna öğrenim düzeyini örnek olarak gösterebiliriz. Normatif düzeydeki hakimiyeti göz önüne alınmazsa, ferdi tercihler bu uygulamada etkilenir.
Mantıklı seçime örnek olarak gösterilebilecek diğer bir örnek de miyopi, yani ileriyi görememe olayıdır. Vergilendirmeden hoşlanılmamasından ötürü halka açık hizmetlerin bedava veya değerinin altında fiyatlandırıldığı ortamlarda, gelecekteki tüketim, mevcut tüketimi göz önüne alarak ederinin altında değer kazanır. Gelecekte meydana çıkabilecek bazı tehlikelere karşı risk almada rasyonel tercihi engelleyicidir.(Pigou, 1928 ) Bu sebepler bazı mallar taleplerine oranla az ya da aşırı arz edilmiş hale gelirler. Bunda yanlış promosyon gibi hatalı kararların da etkisi olur.)
3.MODA KAVRAMI: Bireylerim tercih yapısı sadece yapılan teşvik ve müdahalelerle yönlendirildiği düşünülse de, bireyin içinde bulunduğu sosyal yapı da bireyin tercihini etkiler. Galbraith’in 1958 çalışmaları göz önüne alındığında bu bağlılık özgür tercih kavramını inkar edilebilir.(Galbraith, 1958) Fakat bu çok aşırı bir durumdur. Sosyal etkiler ortaya çıkarken, fertlere karşı farklılık gösteren etkin tercihleri terk ederek, ferdi tepkiler tarafından karşılanır. Bireylerin tercihleri sosyal çevre tarafından şartlandırılmasına rağmen kendi tercihleri oradaki fertlerin tepkilerinin şekillenmesinde ortaya çıkar. Bu sebepledir ki merit mallar ifadesinineşit olduğunu söylemek uygun olmaz.
4.TOPLUMUN TERCİHLERİ: Moda kuralının ortaya koyduğu üzere bireyler her ne kadar kendi tercihleri değişik olsa da içinde yaşadıkları toplumun değer yargılarından etkilenirler. Tarihi olanların bakımı ile ilgilenmek, ulusal bayramlar, gösterilen saygı, çevre korumacılığı, sanatsal faaliyetler bu noktada işlevsellik kazanırlar. Toplumca kabul edilen bazı değer yargıları, kişilerin özel sektörce üretilen mallara duyduğu ilgiyi etkilerken, bütçe desteği ile üretilen kamusal mallara her ne kadar bireyler farklı düşünse de eğilimi arttırır. Ayrı değer yargıları toplumun demerit sayılan bazı malları reddetmesine hatta dışlanmasına neden olabilir. İlaç kullanımına getirilen sınırlama ve insan haklarının çiğnenmesine gösterilen tepki değer yargılarına örnek olarak gösterilebilir. Bu sebepledir ki, toplumun değer yargıları merit ya da demerit malların tüketiminde önemli rol oynar. Şu noktada “organik toplum” kavramına başvurmadan bahsedecek olursak, bir çok değer yargısının tarihsel süreç içerisinde kişilerin birbirleriyle olan ilişkileri sırasında ortaya çıktığını ve bu değer yargılarının da zamanla bireylerin tercihlerini etkilediğini görürüz. (Colm, 1965)Yazarın öngördüğü üzere bu değer yargıları merit ya da demerit mallar kavramı, tüketicinin hakimiyeti alternatif kural olarak ortaya çıktığı hallerde açık bir yaklaşım olarak yer alırlar.
5.DAĞITIMDA PATERNALİZM: Bireylerin seçimlerinde ve tercihlerinde karşılaştıkları sorunlara şöyle bir baktığımızda buraya kadar hep verilen seçeneklere karşı bireylerin yararları bazında konuyu inceledik. Ancak dağıtımda karşılaşılan güçlüklerde göz önüne alınmalıdır.
İlk önce bağışı konu olarak inceleyeceğiz.(Hochman and Rogers,1969) Bağışlayanın, bağışı kabul eden kişiye vermiş olduğu değerler, para veya özel olarak çeşitlendirilmiş olabilir. Ancak devlet, bağışı kabul edeni tercihinde serbest bırakmaz ve müdahalede bulunur. Bağışı kabul edenin zarar göreceği veya bağışı kabul ettiğinde eğer bağışı nakit almış olsaydı daha fazla yarar sağlayacağı hallerde geri çevrilebilir. Patemalistik ortamda, bağışta bulunanın tercihine; hangi malın, bağışı kabul eden için üstün meziyetli olduğuna göre vergi konur. Aynı zamanda bir mal olarak verilen bağışlarda, bağışta bulunanın tatmini, bağışı kabul edenin o mala duyduğu ihtiyaca bağlıdır. Bundan başka: bağış geri çevrilmediği takdirde bağışı kabul edenin çıkarı zarar görmez.
Çoğunluk kuralının politik metodu içerisinde tekrar dağıtım ile ilgili benzer problemlerle karşılaşılabilir. Burada kabul de, en az vermek kadar gereklidir.Kabul edenler, nakit olarak bağışı tercih ederlerken, bağışlayana daha cazip gelen mal bağışı programlarını da hazırlayabilirler. Çoğunluğun oyuyla gerçekleşen yeniden dağıtım bu açıdan, mal çeşidi formu içerisinde yer alır. Bir kez daha toparlayacak olursak: bağışlayanın tercihi, bağışı kabul edene göre değişse de, çoğunluğun oylarından oluşan sosyal anlaşmalardan da etkilenir. Bir çok ülke bütçesinde fakir insanlara sağlık, ucuz ev edindirme gibi sosyal yardım programları yer alır.(OECD,1985)
Merit malların tekrar dağıtımı ile olan ilişkisi incelendiğinde, asıl dağıtımın temel meselesi ile olan münasebeti de göz ardı edilmemelidir. Adaletli dağıtım modelleri, Lochean uygulamasının öngördüğü kazançlara yetki veren bazı formlardan değişiklik kazanır. (Vickrey, 1952; Harsanyi, 1963; Rawls, 1971) Servet ve gelirler içindeki adaletli dağıtım bireyin seçimini yaptığı sırada işlevselliğini kazanırken ortaya çıkabilir ya da bu adaletli dağıtım, özel malların içinde gözlenebilir. Merit malların rolü daha sonra bahsedilecek olan metin içerisinde drtaya çıkacak ve gerçekten düşünürün zaruri mallar kavramı ile bağlantı kuracaktır. Dahası her iki yaklaşım değişik şekillerde bir araya getirilebilir. Böylece toplum bu olayı, temel malların dağıtımı piyasa kuralları dışında düzenlenirken, bir vergi transfer projesi vasıtasıyla gelir dağılımını iyileştirerek, bunun adil olduğunu algılayabilir,(Tobin, 1970) yada toplum kendisini minimum uygun ihtiyaçlar adı altında garantiye almak ister. Ancak zorunlu ihtiyaçların giderilmesi kabul edenin ilk tercihidir.Pazar dağılımının dışındaki mallar bu durumda merit mallar olarak incelenebilir.
6.BİRDEN ÇOK TERCİHLER YA DA ‘’YÜKSEK DEĞERLER’’: Şimdiye kadar hep tüketicinin hakimiyetinden önemle bahsedilmiş. Ancak okuyucuya şu noktada, birazda bu konu dışındaki değişik uygulamalardan bahsedilecektir. Bu yüzden tüketici hakimiyetinin yarattığı bazı problemlere değişik bir perspektifle bakmak gereklidir. Bu yaklaşım tercihlerin mücadeleci uygulamalardan doğduğunu şart koşar. Bu yaklaşım uzun zamandan beri Aristotle’nin kavramı olan “atrasia”, Kantian’ın ve Faust’un , “two soul” kavramı Adam Smith’in (Smith, 1759) tarafsız çalışmalarından beri biliniyor. Aynı düşünüş Harsanyi’nin öznel ve ahlaki tercihler arasındaki fark üzerine yapmış olduğu çalışmalarından da ortaya çıkmıştır. (Harsanyi,1955) Yeni bir düşünce de Rawls’ın ilgi çekmeyen tercihler üzerinde yaptığı çalışmalarından sonra ortaya çıkmıştır. (Rawls, 1971) son bir görsel Rawls’ın ilgisizlik tercih kavramını ve Sen’ in kullanmaya teşebbüsünü takip ediyor. (Sen, 1977) Bu noktada merit mallar kavramı, gelecekteki tercihler içinde uygulanmaya başlanmıştır. Vergi yelpazesinde az yer kaplamasına rağmen kamu mallarına gösterilen tercih özel mallara gösterileninkinden daha fazla değildir. (Brennan, 1983)
SONUÇ
Önümüze gelen karşılaştırmalardan anlaşılıyor ki merit goods kavramı değişik durumlarda uygulanabilir. Birinci bölümde daha öncede not ettiğimiz gibi, merit mallar ile kamu mallarının karıştırılmaması gerektiği anlaşılır. İkinci bölümde, temel kurallar kapsamında bireylerin tercihleri içerisinde bu değişimleri inceledik. Üçüncü bölümde, bireylerin tercihinde sosyal etki ve sorumluluğun etkisini inceledik. Bu konular merit ya da demerit malları açıklamada hiçbir yaklaşım getirmedi. Ancak dördüncü bölüm, toplumun değer yargılarını bireylerin tercihinde etken olarak önümüze koymuştur. Beşinci bölüm, dağılım kavramı içerisindeilgili hususları sunmuştur. Bağış kavramı da, politik dağılım içerisinde bireylerin tercihlerinin nasıl bir yol izlediğini göstermiştir.Sahiplerince hayır kurumlarına bağışta bulunan kişilerce bağışlanan mallar içerisinde yeniden dağılımın olması mümkündür.İlk dağılıma dönerek, toplumun adil bölüşümü, nakit para ve çeşitli şekillerde tanımlayabileceğini belirtmiştik. Sadece bölüm altı, bize merit mallar kavramının bireylerin yüksek ya da düşük kaliteli mallar üzerindeki tercihleri içerisinde kullanımını göstermiştir.Sonuç olarak bu ifadeye, tek bir anlam yüklemek zor gözüküyor.Bu yazarın tercihi, aha öncede belirttiğimiz gibi, bu ifadenin kullanımını dördüncü bölümde ortaya konan durumlar için tahsis etmiştir. Fakat, aynı zamanda beşinci ve altıncı bölümdeki durumlar ile de ilgili olabileceği söylenebilir.
KAYNAKÇA
Andel, N. 1984 Zum Konzept Der Meritorischen Güter. Finanz Archiv, New Series 42 (3), Where Extensive Literature Refences are Given.
Brennan, J. and Lonusky, L. 1983. Institutional Aspects of Merit Goods Analysis. Finanz Archiv, New Series 41 (2) 183-206.
Colm, G .1965. National Goals Analysis Manginal Utilty Economics. Finanz Archiv, New Series 24, July 209-24
Galbraith, K. 1958. The Affluent Society, Boston: Houghton Mifflin.
Hersanyi, J. 1955. Cardinal Welfare, İndividualistic Thics, and İnterpersonal Comparisons of Utility. Jornal of Political Economy 63, August, 309-21
Head, J.C. 1966. on Merit Goods . Finanz Archiv, New Series 25 (1), March, 1-29
Hochman, H.H. and Rogers, J.D. 1969. Pareto-Optimal Redistribution. American Economic Review 59 (4). September, 542-57.
Musgrave, R.A. 1957. A Multiple Theory of Budget Determination. Finanz Archiv, New Series 17 (3) 333-43
Musgrave, R.A. 1958. The Theory of Public Finance. New York: Mcgraw-Hill.
OECD. 1985. The Role of The Public Sector. Paris: OECD.
Pigou, A.C. 1928. A Study in Public Finance .London: Macmillan .
Rawls, J. 1971. A Theory of Justice Cambridge, Mass: Harvard University Press.
Sen, A. 1977. Rational Fools: A Critique of The Behavioral Fondations of Economic Theory. Philosophy and Public Affairs 6 (4), 317-44
Smith, A. 1749. The Theory of Moral Sentiments. Reprinted, New York: Liberty, 1969.
Veblen, T.1899. The Theory of The Leisure Class. New York: New American Library.
Vickrey, W. Utility, Starategy, and Social Decision Rules. Quarterly Journal of Economics 74 (4), November, 507-35.