Bu web sayfasında Türkiye'de maliye eğitiminde uzun yıllar başucu kitaplarından birisi olarak yararlanılan ve maliye politikası alanında açık finansman politikalarının gerekli olduğu görüşünü savunan Prof. Dr.İsmail Türk'ün Maliye Politikası kitabının bir eleştirisi  yapılmaktadır. Bu eleştirel makalenin Türkiye'de kamu maliyesi alanına ve maliye politikası konusundaki görüşlere yeni ufuklar getirdiğine inanıyoruz.  Prof. Türk'ün cevap hakkı saklıdır ve kendilerinin arzu ettikleri takdirde cevap yazısı ya da makalesi bu web sayfasında yayınlanacaktır.

MODERN MALİYENİN İFLASI VE MALİ GELENEKÇİLİĞİN ZAFERİ

Prof.Dr.Coşkun Can Aktan

 

“Ekonomi ve politika filozoflarının öne sürdüğü, doğru veya yanlış düşünceler, genellikle sanıldığından daha çok önem taşır. Doğrusunu söylemek gerekirse, dünya hemen yalnız onlar tarafından yönetilmiştir. Kendilerini doktrinlerin etkilerinden tam anlamıyla kurtardıklarını sanan aksiyon adamları, geçmişteki bir iktisatçının kullarıdır. Göklerden haber aldığını söyleyen kahinler, Fakülte’nin bir kötü yazarının kafasında birkaç yıl önce doğmuş hayal ürünlerini saçıp dururlar... Gerçekte düşünceler etkilerini hemen değil, fakat bir sürelik zamandan sonra gösterirler. Ekonomi ve politika felsefesi alanında, yirmibeş veya otuz yaşlarından büyük olup da yeni teorileri anlayabilen pek az kimse vardır. Şu halde, memurların, politika adamlarının cari yaşantıda uyguladıkları düşüncelerin de en yeni düşünceler olma şansları az demektir.”

John Maynard Keynes

 

“Belki de uzun dönem açısından önemli olan, Keynezyen yaklaşımın, temel ders kitaplarının içerisine yerleşmiş olmasıdır; ve herkesin bilebileceği gibi, bir kere fikirler kitaplara girince, ne kadar kötü olursa olsunlar, ölümsüz olabilirler.”

Paul Samuelson

GİRİŞ

Bu yazımda Keynezyen maliye politikasını ve fonksiyonel maliye yaklaşımını ülkemizde yabancı literatürden aktararak ilk inceleyen ve fikirleri temel ekonomi-maliye ders kitaplarına çok etkili bir şekilde yayılan Profesör İsmail Türk’ün Maliye Politikası kitabındaki görüşlerinin bir eleştirisini yapmak istiyorum.

Profesör Türk’ün Maliye Politikası kitabı hakkında bir eleştiri yapmak şu açıdan çok önem taşımaktadır: Sözkonusu kitap bana göre Keynezyenlerin ve fonksiyonel maliyeci olarak adlandırılan bir grup iktisatçının son derece yanlış olan fikirlerini hiçbir şekilde sorgulamaksızın doğrudan aktarmıştır. Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu mali kriz ve mali iflasa gelinmesinde bana göre Keynezyenizm ve fonksiyonel maliye formasyonu ile öğrencilerini yetiştiren akademisyenlerin ve entelektüellerin de bir sorumluluğu bulunmaktadır. Bu sorumluluk eğer yanılmıyorsam herkesden fazla Profesör Türk’e aittir. Profesör Türk’ün ilk kez 1967 yılında yayınlanan kitabı günümüze değin toplam 13 baskı yapmıştır. Bu kitap bir çok üniversitenin iktisat, işletme, hukuk, siyasal bilgiler vs. fakültelerinde ders kitabı olarak okutulmuştur. Dahası özellikle 1970’li yıllardan itibaren başka üniversitelerde görev yapan akademisyenler Profesör Türk’ün eserinden çok geniş bir şekilde yararlanarak kendileri Maliye Politikası konusunda ders kitapları hazırlamışlar ve derslerinde okutmuşlardır. Müfettişlik ve uzmanlık sınavlarında sorulan sorular ve bu sınavlara hazırlık amacıyla yayınlanan kitaplarda Profesör Türk’ün kitabından çok geniş ölçüde yararlanılmıştır.

Konu ile ilgili eleştirilerimi sunmadan önce yazımın başlığı ve içeriği konusunda okuyucuyu aydınlatmak için bazı açıklamalar yapmakta yarar görüyorum. Yazımın başlığını “Modern Maliyenin İflası ve Mali Gelenekçiliğin Zaferi” koymamın nedeni şudur: Sayın Türk kitabının başından sonuna değin Keynezyenlerin ve fonksiyonelistlerin görüşlerini “modern maliye” olarak adlandırmakta ve klasik iktisatçıların maliye konusundaki görüşlerini ise “mali gelenekçilik” olarak adlandırarak eleştirmektedir.

Ne gariptir ki, Profesör Türk’ün “modern maliye” olarak sunduğu fikirler bana göre pek çok ülkede ve aynı zamanda kendi ülkemizde kamu maliyesinin krize ve iflasa sürüklenmesinde çok önemli bir rol oynamıştır. Maliye politikası olarak sunulan reçetelerin özünde açık finansman politikaları yatmaktadır. Bugün pek çok ülkede ve ülkemizde kamu maliyesinde yaşanan krizin ana nedeni bu reçetelerdir.

Günümüzde marjinal iktisatçılar bir tarafa bırakılacak olursa günümüzde tüm dünyada iktisatçılar artık Keynezyen ve fonksiyonel maliye görüşlerinin “modern” olmaktan uzak olduğunu, dahası yanlış ve tehlikeli olduğunu savunmaktadırlar. Bana göre bir zamanlar “modern maliye” olarak adlandırılan fikirler artık miadını çoktan tamamlamış ve bu fikirlerin yanlış olduğu anlaşılmıştır. Mali gelenekçilik ise bana göre haklı bir zaferi tekrar elde etmiştir. Yazımın başlığının daha iyi kavranması için bu kısa açıklamaları burada yapmakta yarar gördüm.

Yazımın içeriği konusunda da şu kısa açıklamayı yapmakta yarar görüyorum. Önce Profesör Türk’ün bana göre son derece yanlış olan fikirlerinin bir tahlilini yapmak istiyorum. Daha sonra Türk’ten esinlenerek ve kimi zaman da Türk’ün Maliye Politikası kitabını önemli ölçüde bazı cümle değişiklikleri ile yeniden yorumlayarak Maliye Politikası kitabı yazan akademisyenlerin görüşlerinden bazı alıntılar sunacağım.

PROFESÖR TÜRK VE MALİYE POLİTİKASI KİTABI

Profesör İsmail Türk tarafından hazırlanan Maliye Politikası kitabı ile ilgili olarak şu genel eleştirileri yaptıktan sonra spesifik olarak kitabında yeralan bazı “modern” (!...) düşüncelerini kendi sözleriyle aktarmaya çalışacağım.

Profesör Türk kitabının hemen başında, klasik iktisatçılarının maliye alanında savunduğu temel ilkeleri özetlemekte ve bunları “mali gelenekçilik” olarak adlandırmaktadır. Türk’e göre mali gelenekçilik şu ilkeleri içermektedir: (Türk,1975:2-5.)

Kamu harcamalarının hacimce küçük olması prensibi,

Devlet bütçesinin denk olma prensibi,

Kamu giderlerinin dolaylı vergilerle karşılanması prensibi,

Bütçe açıklarının uzun vadeli borçlanmalarla karşılanması prensibi,

Bütçe açıklarının kısa vadeli borçlanmalarla karşılanmaması prensibi,

Profesör Türk, klasik maliyecilerin bu görüşlerinin doğru olmadığını ve özellikle 1929 Büyük Depresyonu’nun ardından mali gelenekçiliğin iflas ettiğini ve bunun yerine şu ilkelerin hakim olduğunu ve olması gerektiğini belirtmektedir. (Türk, 1975: 12-15.)

“Tüketici devletten süzgeç devlete geçiş: Devleti tüketici olarak kabul eden klasik görüş hatalıdır. Devlet kelimenin hakiki anlamında bir tüketici olamaz... Devlet bir tüzel kişidir, yiyemez, içemez ve tüketemez... Devletin hazinesi bir havuz değil, bir süzgeçtir; bütün kamu gelirleri süzgeçten süzülerek girer; bütün kamu giderleri süzülerek Hazineden çıkar.”

Kamu girişimleri her zaman özel girişimlerden daha az verimli değildir.

Zamanımızda tarafsız kamu harcaması düşünülemez.

Vergilerin de tarafsız olmaları beklenemez.

Kamu borçları da borçlandıkları kaynaklar ve borçların idaresi bakımından tarafsız kalamaz.

Modern anlamda mali araçların tanımı içinde daima bir müdahale unsuru vardır.

Türk kitabında maliye politikası araçlarının kullanılarak başlıca şu maliye politikası amaçlarının gerçekleştirilebileceğini belirtmekte ve müdahalecilik konusundaki görüşlerini çok açık olarak savunmaktadır: (Türk,1975:19-21.)

Ekonomide istikrar sağlamak (ekonomide deflasyonist ve enflasyonist eğilimlere karşı koymak.)

Tam çalışmanın korunması,

İktisadi kalkınmayı gerçekleştirmek,

Ekonomide servet dağılımı ve yaşama düzeylerini denkleştirmek.

Profesör Türk kitabında, klasik iktisatçıların görüşlerini şu sözleriyle eleştirmektedir:

“Klasik mali düşünce sisteminin sakat olan tarafı bir memleketin bütçesinin o memleketin iktisadi hayatına bağlı olduğunu anlamamış olmasıdır... Onun için, klasik mali düşünce sistemi, iktisadi hayatı hiç gözönünde tutmaksızın devlet giderleriyle devlet gelirleri arasında devamlı bir denge sağlamak ana fikri üzerinde kurulmuştur ve bu nedenle hatalıdır. Esasen bütçesi denk, fakat dış ödemeleri dengesiz olan bir ekonominin sıhhatli bir durumda olduğunu savunmak güçtür. Böyle bir durumda ödemeler bilançosunu denkleştirmek üzere ihracata prim vermek suretiyle belki de bütçeyi açıkla bağlamak pahasına, ödemeler bilançosunu denkleştirmek gerekecektir.” (Türk,1975:318.)

Profesör Türk’e göre klasik iktisatçıların savundukları mali disiplin ve mali denge anlayışı doğru değildir ve devletin maliye politikası araçları (kamu harcamaları, vergiler, borçlanma vs.) ile ekonomiye müdahale etmesi gerekmektedir. Türk şöyle yazmaktadır:

“Klasik mali denge düşünce sistemi bütçe açıklarının sakıncalarını çok büyütmüştür. Gerçekten bütçe açıklarının borçlanma ile finansmanı muhakkak surette borç yükünün artması sonucunu doğurmaz. Devletin özel şahıslara karşı borçlanması sonunda milli gelir artar ve borç yükü, yatırım çarpanının sonucu olarak klasik düşünce sisteminin tamamen aksine artacağı yerde, azalır. Durum böyle olunca Hazine mali iflasla karşılaşmaz. Zira artan ulusal üretim ve gelir hazine gelirlerini artırır ve hazine borçlarını ve borç faizlerini ödeyebilme olanağına kavuşur. “ (Türk,1975:318.)

Türk’e göre esasında modern maliyeciler ile klasik maliyecilerin görüşleri arasında çok da fazla fark yoktur: “...klasik maliyecilerle modern maliyeciler arasında ilk bakışta mutlak gibi görünen anlaşmazlığın o derece büyük olmadığına değinmek isteriz. Gerçekten modern mali düşünüşte de denge fikri vardır. Fakat bu denge klasiklerin düşündükleri gibi tamamen mali bir denge değil, ekonominin genel dengesidir. Söylemeye gerek bile yoktur ki, klasiklerin benimsedikleri denge statik bir denge olduğu halde, modern maliyecilerin kastetikleri denge dinamiktir.” (Türk, 1975: 314.)

Türk, maliye politikası amaçlarının gerçekleştirilmesi için Keynezyenler ve fonksiyonel maliye taraftarlarının savunduğu gibi konjonktürün gerektirdiği şekilde devletin vergileme, borçlanma ve para politikasına başvurmasının klasik iktisatçıların düşündüğü gibi zararlı değil, aksine ekonomi için yararlı olduğunu düşünmektedir. Türk’e göre devlet vergi politikası ile ekonominin dengeye kavuşturulmasında önemli rol oynar. Bu konuda şöyle yazmaktadır:

“Vergilemenin amacı devlete para sağlamak değil halkın elinde daha az para bırakmak ve özel tüketimi kısmaktır: Klasik maliyenin, devlet giderlerinin vergilerle karşılanması gerektiği yolundaki görüşü temelden yoksundur. Zira elinde para basmak imkanı olan devletin giderlerini karşılamak üzere vergi almak yollarına başvurmasına gerek yoktur. Vergi ancak özel tüketim harcamaları azaltılmak istendiği için alınır.” (Türk,1975:356.)

Dikkat edilirse Profesör Türk bir taraftan vergilerin bir maliye politikası aracı olarak kullanılması görüşünü savunurken, diğer taraftan elinde para basma yetkisi bulunan devletin, istediğinde emisyona gitmesinde de bir sakınca görmemektedir. Yine yukarıda ifade edilen “vergi ancak özel tüketim harcamaları azaltılmak istendiği için alınır” görüşü de son derece ilginçtir.

Türk borçlanma konusunda ise şu görüşleri savunmaktadır:

“Devletin borçlanmadan mümkün olduğu kadar sakınmasını öneren klasik maliye görüşü, bir ticarethane ya da işletmeyi idare eden prensipleri devlet idaresine de uygulama arzusundan doğmaktadır. Bu anlayışa göre devlet de bir gün borçlarının ağırlığı altında ezilebilir ve borçlarını ödeyemediğinden iflas tehlikesiyle karşılaşabilir. Bu bakımdan kamu borcunu asgari düzeyde tutmak gerekir... Oysa iç kamu borcu-miktarı ne olursa olsun- bir ticarethanenin borçlarından çok farklıdır. Zira iç borç milletin bir kısım ferdlerinin diğerine borcu mahiyetini taşır... Önemli olan şey milletin bütününün zenginleşip fakirleşmesi olduğuna göre, bu durumun üzerinde durulmağa değmeyeceği meydandadır. Ayrıca devletin iflasa sürüklenmesi de bahis konusu olamaz. Para basma iktidarına sahip olarak devlet, daima borçlarını ödeme imkanı bulur.” (Türk,1975:355-56.)

“İç borçlanmanın miktarının hiçbir önem taşımadığı unutulmamalıdır.” (Türk,1975:355-56.)

“Devlet borçlanmasının amacı da devlete para temin etmek değil, halkın elinde daha fazla bono, daha az para bulunmasını sağlamaktır.” (Türk,1975:356.)

Profesör Türk’ün bu görüşlerini anlamak için belki de çok büyük dikkat göstermeye gerek bulunmamaktadır... Fakat, dikkat edilirse sayın Türk, klasik iktisatçıların “devlet de bir gün borçlarının ağırlığı altında ezilebilir ve borçlarını ödeyemediğinden iflas tehlikesiyle karşılaşabilir. Bu bakımdan kamu borcunu asgari düzeyde tutmak gerekir...” uyarısının önemli olmadığına kendini inandırmıştır. Türk, daha da ileri giderek “devletin iflasa sürüklenmesi de bahis konusu olamaz. Para basma iktidarına sahip olarak devlet, daima borçlarını ödeme imkanı bulur.” demektedir. 1960’lı ve 1970’li yıllarda “Mülkiye Ekolü” olarak belirli bir üne sahip olan bir fakültede görev yapan bir profesörün görüş ve önerilerinin politik arenaya yansımalarının oldukça kuvvetli olacağı düşünülürse sayın Türk’ün bu reçetelerinin ekonomi üzerinde doğuracağı sonuçların ne kadar vahim olabileceği kabul edilebilir.

Profesör Türk’ün kitabında yer alan diğer bazı görüşlerini özetlemeye devam edelim: Türk’ün emisyon konusundaki görüşleri de hayli ilginçtir:

“Devletin para arzını artırması halinde de ekonominin kesinlikle enflasyonist bir sürece gireceği ileri sürülemez. Esasen, ekonominin tam çalışma düzeyinin altında dengede bulunduğu zamanlarda para arzının artırılması ucuz para politikasını mümkün kılarak tüketim ve yatırım harcamalarını artırabilir. Böylece Hızlandıran ve Çarpan Prensipleri harekete geçerek milli gelir düzeyi yükselir.” (Türk,1975:318.)

“Klasiklerin iddia ettikleri gibi emisyon hacminin her zaman artması, enflasyon meydana getirmez. Ekonomide üretim ve çalışma düzeyi yükselirken emisyonun artmaması refahı boğazlamak ve Hazinenin gelir yaratma fonksiyonundan yararlanmamak demek olur. Zamanımızda milli muhasebe, makroekonomik bilgiler ve istatistiki yöntemlerin gelişmesi, gelecekte Hazinenin bu fonksiyonlarından daha iyi bir şekilde yararlanabilmek imkanı bahşetmektedir.”

“Devletin para basma yetkisi geri alınmadıkça bir gelir sıkıntısı çekmesi bahis konusu olamaz.” (Türk,1975:356.)

“...matbaada saklanan bir paranın iktisadi sistem bakımından bir önemi olmamasıdır. İhraç edilmiş olan para ise ancak belirtilen yollarla iktisadi hayatın akışında rol alabilir. Devlet ihraç ettiği parayı, satın almalarda, kamu borçlarını ödemede veya kamu harcamalarında kullanmak zorundadır.” (Türk,1975:356.)

Türk kitabının neredeyse tamamında çok sık olarak bu türde müdahaleci maliye politikası önerilerini aktardıktan sonra şöyle demektedir:

“Bütün bu söylediklerimiz uzun zamandır zihinlerde çok sağlam bir şekilde yerleşmiş bazı düşüncelerin bertaraf edilmesi amacını gütmektedir.” (Türk,1975:357.) Türk’ün “zihinlerde yerleşmiş bazı düşünceler “ dediği daha önce özetlediğimiz klasik iktisatçıların maliye alanındaki ilkeleridir.

Kanaatimce, sayın Türk’ün kitabından burada sayfalar dolusu alıntılar yapmak ve bunları eleştirmek mümkündür. Biz yukarıda “modern maliye” olarak adlandırılan bir müdahalecilik felsefesinin ne anlama geldiğini Türk’ün kendi sözleriyle aktarmış bulunuyoruz.

Ayrıca Profesör Türk’ün müdahalecilik konusundaki görüş ve düşünceleri Kamu Maliyesi kitabında da etraflıca işlenmektedir. Türk, İlk baskısı 1992 yılında yapılan Kamu Maliyesi kitabında da esasen Maliye Politikası kitabında yeralan görüşlerini aynen muhafaza etmektedir. Bu kitapta da kamu maliyesinde “tarafsızlık” ilkesi eleştirilmekte ve mali araçların (kamu harcamaları, vergiler, borçlanma) ekonomiye müdahale amacıyla kullanılması yoğun bir şekilde savunulmaktadır. Kamu Maliyesi kitabının kitabın kaleme alındığı 1992 yılında tüm dünyada müdahalecilik yönündeki yaklaşımlar (Keynezyen İktisat, Fonksiyonel Maliye vs.) ciddi olarak eleştirilirken Profesör Türk, eski görüşlerini aynen savunmaya devam etmektedir. Kamu Maliyesi kitabında maalesef Keynezyenlerin ve fonksiyonel maliyecilerin görüşleri hala “modern maliye” olarak sunulmaya devam edilmekte ve açık finansman politikaları savunulmaktadır. (Bkz: Türk,1992:44-48.) Profesör Türk yine kitabının Beşinci Bölümü’nde Modern Maliye ve Vergilemede Müdahale Prensibi başlığı altında maalesef geleneksel maliyenin eskimiş fikirlerini “modern” olarak sunmaya devam etmektedir. Tekrar ifade edelim ki, 1990’lı yıllarda iktisatçı ve maliyeciler artık vergilemenin ekonomik birimlerin karar ve faaliyetleri üzerinde müdahalede bulunmaması görüşlerini savunurlarken ve bana göre literatürde bu konuda bir mutabakat oluşmuşken profesör Türk, bu yeni gelişmeleri görmezlikten gelerek 1969 yılında yayınladığı Maliye Politikası kitabındaki ana görüşlerini aynen savunmaya devam etmektedir. Borçlanma konusundaki görüşleri de oldukça şaşırtıcı ve ilginçtir. Kitabın Borçlanma başlığını taşıyan Onbirinci Bölüm’ünde de artık iktisatçıların ciddi olarak reddettikleri bazı yanlışlar Türk tarafından şaşırtıcı bir biçimde savunmaya devam edilmektedir. (Türk,1992:273 vd.)

LERNER VE HANSEN’İN TÜRK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ...

Önemle belirtelim ki, Profesör İsmail Türk 1967 yılında kaleme aldığı kitabını dönemin popüler Keynezyen iktisatçılarının ve özellikle fonksiyonel maliyecilerinin görüşlerinden oldukça fazla etkilenerek yazmıştır. Profesör Türk’ün eserinde özellikle atıfta bulunduğu Abba Lerner ve Alvin Hansen’in – her ikisi de fonksiyonel maliye akımının öncüleri sayılmaktadırlar- onun fikirlerinin oluşmasında oldukça etkili olduğunu belirtmekte yarar görüyoruz.

Sayın Türk, Abba Lerner’den şu alıntıyı yaparak fonksiyonel maliyenin ne denli önemli bir mali politika olduğunu vurgulamaktadır:

“Lerner’in, ‘Maliyede bütün geleneksel kavramlar bir yana bırakılarak, mali araçların yalnızca etkileri veya gördükleri vazife ile değerlendirilmesi’ dediği fonksiyonel maliye kavramına ulaşılabilir.” (Türk,1975:357.)

“...fonksiyonel maliyenin çok sağlam mantıki temellere dayandığını, çeşitli mali araçların etkilerini açık bir şekilde ortaya çıkardığını söyleyebiliriz.” (Türk,1975:363.)

Türk kitabında Keynes’in İstihdam, Faiz ve Para Genel Teorisi adlı eserine kaynaklar bölümünde yer vermiş bulunmaktadır. Ancak, bu esere kitabında sadece bir “genel atıf”ta bulunulmuştur. (Türk,1997:10.) Kanaatimce, sayın Türk’ün görüşlerinin oluşmasında etkili olan kişi Keynes değil, Keynes’i yorumlayan Keynezyenler ve özellikle fonksiyonalistler olmuştur.

PROFESÖR TÜRK’ÜN YANLIŞLARI ve YANILGILARI

Sayın İsmail Türk kitabında yer alan düşüncelerinin ve politika önerilerinin şu açılardan bir eleştirisini yapmanın gerekli olduğunu düşünüyorum:

Türk, Keynezyenlerin ve fonksiyonel maliyecilerin göremedikleri yanlışları ve eksikleri aynen kabul etmiş ve sorgulamaksızın kitabına aynen aktarmıştır.

Türk, John Maynard Keynes’in, yanısıra diğer tüm Keynezyenler ve fonksiyonel maliye teorisyenleri gibi makro-ekonomide paranın rolünü ve etkilerini fazlasıyla ihmal etmiştir. Türk’ün para basma konusundaki görüşlerini okumak bu konuda kanaat edinmek için fazlasıyla yeterlidir.

Türk, para teorisinin makro-ekonomi içerisindeki ana rolünü ihmal ederken diğer tüm Keynezyenlerin ve fonksiyonel maliyeciler gibi maliye politikasına fazla önem vermiş ve bu politikaya mucizevi bazı görevler yüklemiştir.

Türk’ün en büyük yanlışlarından birisi de mali denge konusundaki görüşleridir. Ekonomik dengenin mali dengeden çok daha önemli olduğunu vurgulayarak kendi dönemindeki ve sonraki dönemlerdeki Türk iktisatçılarını ve maliyecilerini yanıltmıştır.

Türk, “telafi edici bütçe teorisi”, “devri bütçe teorisi” adı verilen ve modern bütçe teorileri olarak tanıtılan yaklaşımları savunarak mevcut ders kitaplarında denk bütçe ilkesinin pek önemli olmadığı görüşünü yerleştirmiştir. Profesör Türk eserinde yeralan görüşleri ile bugün içinde yaşadığımız sorumsuz mali açıkları onaylamış ve desteklemiş olmaktadır. Türk’ün kitabının ana başlığında “Çağdaş Bütçe Teorileri”nin bulunması da ilginçtir. Profesör Türk, kitabının son bölümünde “Çağdaş Bütçe Teorileri” adı altında açık bütçe politikalarını savunmakta ve denk bütçe ilkesinin “çağdaş olmayan bir ilke” olduğunu anlatmaktadır.

Türk, maliye politikasının amaçlarını ve araçlarını etkileri yönüyle çok fazla abartmıştır. Konuyu okuyanlar maliye politikasının her derde deva bir reçete oldukları inancına kapılmaktadırlar.

Türk, kamu borçlanmasının günümüzde olduğu gibi devletleri mali iflasa götürecek bir araç olarak ele almamış, aksine borçlanma ve borç yönetimi politikasına çok fazla önem atfetmiştir. Borç yükünün gelecek kuşaklara aktarımı, iç borçların dışlama etkisi (crowding out effect) vs. hususları görmezlikten gelmiş ya da ihmal etmiştir.

Türk, mali araçları ve fonksiyonlarını incelerken ve bu konudaki değer yargılarını aktarırken devlet müdahaleciliğinin ortaya çıkarabileceği sonuçları tamamen ihmal etmiştir.

Türk’ün bütçe teorisi ve bütçe politikası konusundaki görüşlerinin ülkemizde yayınlanan Kamu Maliyesi ve Bütçe kitaplarına yansımalarının çok etkili olduğunu görebiliyoruz. Kitaplarda bütçenin modern fonksiyonları adı altında bütçenin konjonktürel fonksiyonundan sözedilmektedir. Bütçenin konjonktürel fonksiyonundan şu kastedilmektedir: Konjonktürel dalgalanmalara paralel olarak kamu harcamaları ve kamu gelirleri arasında yıllık denklik ilkesinden vazgeçilebilir ve bütçe açığına ya da fazlasına izin verilebilir. Bütçenin optimal kaynak dağılımı fonksiyonu da abartılmakta ve bu sayede kamusal mal ve hizmetlere daha fazla gereksinme olduğu savunulmaktadır. Bunların dışındaki kitaplarda da bütçeye yüklenen fonksiyonlar (bütçenin adil gelir dağılımın sağlama fonksiyonu, bütçenin ekonomik istikrarı sağlama fonksiyonu, bütçenin tam istihdamı sağlama fonksiyonu, bütçenin dış ticaret dengesini sağlama fonksiyonu, bütçenin ekonomik kalkınmayı gerçekleştirme fonksiyonu vs. ) çok fazla abartılıdır.

Türk, kitabının Hazine-Merkez Bankası İlişkileri bölümünde de merkez bankası kaynakları ile kamu harcamalarının finanse edilmesinin adeta bir sanat olduğunu anlatmıştır. Hazinenin geleneksel fonksiyonlarının (zaman ve mekan itibariyle denkleştirme) yanısıra bugün hiçbir şekilde para teorisyenlerinin ve Merkez Bankası uzmanlarının kabul edemeyeceği yeni türde bazı fonksiyonlardan sözedilmektedir. Türk’e göre hazinenin üç tür “modern” fonksiyonu bulunmaktadır: (1) Hazinenin paranın istikrarını sağlama ve koruma fonksiyonu, (2) Hazinenin ekonomiyi düzenleme fonksiyonu, (3) Hazinenin öz kaynaklarıyla gelir yaratma fonksiyonu.

Türk’ün “bir maliyeci olmak” konusundaki verdiği öğütler de bana göre son derece yanlıştır. Türk şöyle demektedir: “İyi bir maliyeci olmanın bazı şartları vardır. Herşeyden önce maliyecilerin düşünce sistemleri çelişmesiz olmak zorundadır. Bir maliyeci hem enflasyonla mücadele etmek ister hem de denk bütçe taraftarı olamaz. Depresyonla mücadele etmek isteyen bir maliyeci, açık bütçelerin aleyhinde bulunamaz.” Türk bu görüşleri ile öğrencilerine ve genel olarak maliyecilere “mali disiplin”in ve “mali sorumluluk ahlakı”nın hiç de önemli olmadığı tavsiyesinde bulunmaktadır.

Türk, demokrasi konusunda da son derece eksik ve yanlış bir görüşü savunmaktadır. Eserinde şöyle demektedir: “Zamanımızda parlamentoların yetkilerinden bir kısmını yürütme organına devretmeleri çağdaş sınai demokrasinin gelişimiyle ilgilidir...” Türk, bu konuda bir de örnek vermekte ve Anayasa’nın 61. maddesine eklenen hükümle yürütme organına vergi, resim ve harçların oran ve hadlerinde değişiklik yapma yetkisini veren hükmü çağdaş sınai demokrasinin (!) gereği olarak düşünmekte ve böyle yorumlamaktadır.

Profesör Türk, ilk baskısı 1967 yılında yapılan kitabın yayınlamasından sonra kitabında hiçbir değişiklik ve ilave yapma gereğini duymamıştır. Profesör Türk, yayınladığı kitabı çok sayıda baskı yapmış olmasına rağmen kitaptaki eksik ve yanlışları görmemezlikten gelmiş ve kitabının ana felsefesini yenilemeyi ya gerek görmemiş, ya da ihmal etmiştir. Aradan 30 yıldan daha fazla bir zaman geçmesine rağmen Türk’ün 1999 yılında en son baskısı yapılan kitabındaki ana fikirler ve önerilerin hiç birisi değişmemiştir. 1999 yılında 13. baskısı yapılan kitabın Kaynaklar bölümüne bakıldığında şu ilginç tespiti yapıyoruz: 1999 yılında baskısı yapılan kitaptaki kaynakların neredeyse tamamı 1950 ve 1960’lı yıllarda yayınlanan kitaplardan ve makalelerden oluşmaktadır. Kitabın ilk baskısının 1967 yılından yapılmasının üzerinden 30 yıldan daha fazla zaman geçmesine rağmen literatürdeki çok önemli gelişmeler maalesef kitabın içeriğine yansıtılmamıştır.

TÜRK’ÜN GÖRÜŞLERİNİN YANSIMALARI

Keynes’in ünlü eserinde yazdığı şu sözlerini burada tekrarlamakta yarar görüyoruz: “Ekonomi ve politika filozoflarının öne sürdüğü, doğru veya yanlış düşünceler, genellikle sanıldığından daha çok önem taşır.”

Profesör Türk, ülkemizde akademik ve politik çevrelerde oldukça etkili olan bir ekonomi ve politika yazarıydı şüphesiz... Türk’ün entelektüel esin kaynakları Keynezyenler ve özellikle fonksiyonel maliyecilerin eserleriydi. Türk’ün maliye politikasının oluşmasında bu yaklaşımların çok büyük etkilerinin olduğunu söyleyebiliriz. Türk’ün Maliye Politikası kitabını 1967 yılında yayınlamasının ardından özellikle 1970’li yılların başlarından itibaren ülkemizde iktisatçıların ve maliyecilerin yayınladığı iktisat ve maliye kitaplarında Türk’ün görüşlerinin çok büyük etkisi olduğu görülmektedir. Denilebilir ki, ülkemizde 1970’li yıllardan günümüze değin yazılan tüm maliye politikası kitaplarında temel metodoloji ve konuyu ele alış tarzı tamamen İsmail Türk’ün eserinden alınmıştır. Bazı ders kitaplarının “İçindekiler” kısmına bakıldığında dahi Türk’ün kitabının ne denli etkileyici olduğu hemen farkedilebilir. Aşağıda yorum yapmaksızın ülkemizde yayınlanan çeşitli maliye ders kitaplarından bazı alıntılar yapmakta yarar görüyoruz. Bilebildiğimiz ve inceleyebildiğimiz kadarıyla ülkemizde yayınlanan maliye ders kitaplarının hemen tamamında kanaatimizce Keynezyenizmin ve fonksiyonel maliyenin izleri mevcuttur.

Aşağıda ülkemizde yayınlanan maliye politikası kitaplarında yeralan ve özellikle açık finansman politikalarını savunan bazı görüşlerden örnekler sunmaya çalışacağız.

“Klasik doktrin bütçe gelirlerinde kendiliğinden husule gelen azalmanın memleket ekonomisinde bir depresyona delalet ettiğini, gelirlerde hasıl olan artmanın ise ekonomide bir yükselme devrine girildiğinin belirtisi olduğunu düşünmemekte, “muvazene prensibi” şerefine giderler cephesinde alınacak paralel, yani gelirlerin inip çıkmasına paralel olarak alınacak tedbirlerin ekonomide ne gibi tepki doğuracağını hesaplamamaktadır. Onlar sadece hesabi bir denkliği gaye ittihaz edip, her ne pahasına olursa olsun, onu korumakla yetinmektedir. Hesabi bir denklik yerine ekonomik denkliğin anlaşılması ve memleket ekonomisinin tümünün yararına olarak alınması gereken tedbirlerin isabetle belirlenmesi için modern mali doktrinlerin doğup gelişmesini beklemek gerekmiştir.” (Feyzioğlu,1999:22.)

“Çağdaş toplumlarda ekonomiye bilinçli müdahale ihtiyacının artması, 19. yüzyılda akılcı bir maliye politikasının ilkeleri olarak kabul edilen, harcamaların en düşük seviyede tutulması, denk bütçe ve vergi tarafsızlığı ilkelerinin terkine sebep olmuştur. ...Toplumun refahı açısından önemli olan bütçenin denkliği değil, gelir, istihdam ve fiyatlar genel seviyesinde istikrarı sağlayan bütçedir. Optimum büyüme hızının, kaynakların tam kullanımının ve fiyatlar genel seviyesinde istikrarın saplanabilmesi için bütçe açık veya fazla verebilir. Vergilerin veya devlet giderlerinin asgari bir seviyede tutulması diye bir şey sözkonusu değildir.” (Görgün, 1972:29.)

“Geliri arttırmak, istihdam seviyesini yükseltmek ve dolayısıyla neticede tam istihdama ulaşabilmek için deflasyonist açığı kapatmak lazımdır. Bu da efektif talebi arttırmakla kabil olabilir.Bunu gerçekleştirmek tabiatiyla devlete ait olacaktır. Toplam harcamayı artırmak için çaba sarfeden devlet, zorunlu olarak müdahaleci bir karaktere bürünecek, ayrıca bu yoldaki politikasını gerçekleştirebilmek için milli ekonomi tarafından yaratılan hasılanın daha fazla bir kısmını vergi veya başka adlar altında cebir yoluyla kamu ekonomisine aktaracaktır.” (Nadaroğlu, 1992:102.)

“Klasik maliyecilere göre, bütçenin uygulama döneminde de denk olması, bütçe harcamalarının gelirlerine uygun bir biçimde gelişmesi esastır. Böyle bir denklik anlayışı, dünün tarafsız ve nispeten küçük devleti için geçerli olabilir ama günümüzün müdahaleci ve ekonomik faaliyetlerde öncü rol oynayan devleti için yetersiz kalmaktadır... Son yıllarda bazı gelişmiş ülkelerde... bütçe açıklarının önemini kaybetmeye başlaması, hatta bütçe fazlalıklarının ortaya çıkmış olması, modern maliyecilerin görüşüne haklılık kazandırmaktadır.” (Tüğen,1991:103-104.)

“Dengeye getirici maliye politikasında en güvenilir ve kesin yol, merkez bankasından borçlanarak bütçe açığının kapatılmasıdır. Bu durumda toplam talep üzerinde borçlanmaya hiçbir kısıtlayıcı etkisi olmadığı gibi külfetler altına da girmiş olmaz. Ancak kamuoyu, genellikle devletin merkez bankasından borçlanmasına karşıdır.” (Görgün, 1972:79.)

“ ‘Ayağa göre yorgan dikmekle’ görevli devlet bu görevini savsaklayarak ayağını yorganına göre uzat’ felsefesine sarılmıştır.” (Konukman vd. 2000: 189.)

“Telafi edici bütçe teorisinin diğer iki teoriden farkı, bütçede denklik aramamasıdır. Devletin gelir ve giderleri, tamamen bütçede denklik içinde ele alınır. Ekonomi bir depresyon devresinde ise, devletin bir ekonomik hayata müdahale etmesi zorunlu olduğundan, kamusal giderler artacaktır. Buna karşılık, depresyon nedeniyle gelirlerde azalma görülecektir. Bu şartlar altında, bütçenin açık vermesi normaldir; bundan korkmak ve durumu tehlikeli olarak nitelendirmek gereksizdir. Ekonomi depresyondan kurtulup refah devresine geçince, bütçe gelirleri artacak ve açıklar telafi edilecektir. Şu halde, bütçede herhangi bir denklik aramağa gerek yoktur.” (Sönmez, 1994:33.)

“Ekonomik koşullara göre bütçenin geniş veya dar tutulması gerekli olabilir ve hükümetler buna karar vermek durumundadırlar. Güdülecek hedef, devlet bütçesinin denkliği değil, fakat ekonomik denkliktir.” (Coşkun,1994.)

“Çağdaş bütçe ile yapılmak istenen sadece gelir ve gider tahmini değil, fakat milli ekonomi içinde kamu ve özel sektörün arasında dengeyi kurarak mümkün olan en yüksek çalışma düzeyinde ekonomik dengeyi sağlamaktır.” (Coşkun,1994:40.)

“...bugün artık bütçe yolu ile, sadece kamu gelir ve giderleri arasında bir denge kurulmaya çalışılmamaktadır; bütçe, makro ekonomik amaçların gerçekleşmesi için de, bir araç olarak kullanılmaktadır. İşte, çağdaş modern mali anlayışa göre, bütçe öyle hazırlanmalıdır ki, millet ekonomisinin makro ekonomik amaçları gerçekleştirilmiş ve bütçe yoluyla ekonomik denge sağlanmış olsun.” (Aksoy, 1993:117.)

“Mali denge, optimal kaynak dağılımı amacından başka, adil gelir dağılımını ve ondan doğacak sosyal dengeyi etkileyebiliyor, üretim, tüketim ve yatırım dengelerini korumak suretiyle ekonomik istikrarı sağlayabiliyor, dış ticaret ve finansman dengelerini koruyabiliyor ve etkileyebiliyor, üretim, tüketim ve yatırım dengelerini korumak suretiyle ekonomik istikrarı sağlayabiliyor, dış ticaret ve finansman dengelerini koruyabiliyor ve etkileyebiliyorsa ancak o zaman bir anlam taşımaktadır.” (Aksoy, 1993: 219.)

SONUÇ

“He that will not apply new remedies must expect new evils, for time is the greatest innovator.”

“Yeni çareler bulup uygulamayanlar, yeni sorunlarla karşılaşmayı beklesinler, zaman en büyük kaşiftir.”

Francis Bacon

 

Keynes 1936 yılında ünlü eserini aşağıdaki cümlelerle tamamlarken acaba yazdıklarının ileride kendisini tanımladığını nereden bilebilirdi ki!...

“Ekonomi ve politika filozoflarının öne sürdüğü, doğru veya yanlış düşünceler genellikle sanıldığından daha çok önem taşır. Doğrusunu söylemek gerekirse, dünya hemen yalnız onlar tarafından yönetilmiştir. Kendilerini doktrinlerin etkilerinden tam anlamıyla kurtardıklarını sanan aksiyon adamları, geçmişteki bir iktisatçının kullarıdır. Göklerden haber aldığını söyleyen kahinler, Fakülte’nin bir kötü yazarının kafasında birkaç yıl önce doğmuş hayal ürünlerini saçıp dururlar... Gerçekte düşünceler etkilerini hemen değil, fakat bir sürelik zamandan sonra gösterirler. Ekonomi ve politika felsefesi alanında, yirmibeş veya otuz yaşlarından büyük olup da yeni teorileri anlayabilen pek az kimse vardır. Şu halde, memurların, politika adamlarının cari yaşantıda uyguladıkları düşüncelerin de en yeni düşünceler olma şansları az demektir.”

Evet, Keynes gerçekten haklıydı... Keynes’in ünlü Genel Teori içinde yeralan önerileri, ve daha sonra Keynes’in fikirlerini anlam erozyonu ve yorum enflasyonu ile kitaplarına taşıyan Keynezyenler ve fonksiyonalistler geçtiğimiz yüzyılda dünyada uygulanan ekonomi politikalarına entelektüel öncülük yaptılar. “Kendilerini Keynezyen doktrinlerin etkilerinden tam anlamıyla kurtardıklarını sanan siyaset adamları” maalesef Keynezyenizmin ve fonksiyonalizmin yanlış düşüncelerinin esiri oldular... Bazı kahinler de “Fakülte’deki bir kötü yazarın düşünceleri”ni kendi kitaplarına aktararak yaymaya başladılar... Böylece yanlış fikirler bir bir kitaplara yerleşmeye başladı... Paul Samuelson’un da dediği gibi “bir kere fikirler kitaplara girince, ne kadar kötü olursa olsunlar, ölümsüz olabilirler.”... Tarih, Keynes gibi, bir Keynezyen olan Samuelson’un da söylediklerini doğruladı... Keynezyenizm, ülkemizde hala akademik ve entelektüel alanda kök salmış bir düşünce akımı konumunu sürdürmektedir. En azından mevcut ders kitaplarına baktığımızda bu akımın hala varlığını yaygın olarak sürdürdüğünü görüyoruz...

Fakat ünlü düşünürlerden Francis Bacon’un, “zaman en büyük kaşiftir” sözü unutulmamalıdır... Bazı şeyleri değiştirmek sanıldığı kadar kolay değildir.... Hele fikirleri değiştirmek hiç kolay değildir. Fakat Bacon’un ifade ettiği üzere “zaman en büyük kaşiftir.” Yine Victor Hugo’nun söylediği şu söz de çok anlamlıdır: “Hiçbir şey zamanı gelmiş fikir kadar güçlü değildir...” Zamanı geldiğinde yanlış olan bir fikir artık ölümsüzlüğünü kaybeder...

Bana göre yanlış olan bir ekonomik felsefeyi ve yaklaşımı ülkemize çok başarılı bir şekilde aktaran Profesör İsmail Türk’ün kitabındaki fikirler bugün önemini ve değerini çok büyük ölçüde yitirmiştir. Bana göre Türk’ün “Maliye Politikası” kitabı ülkemizde o denli etkili olmuştur ki, konu ile ilgili olarak yazılan Ekonomi ve Maliye ders kitaplarında (Kamu Maliyesi, Bütçe, Maliye Politikası vs.) aynı ve benzer fikirler çok kapsamlı bir şekilde işlenmiştir. Kanaatimce, ülkemizde mali denge anlayışının erozyona ve mali sorumluluk ahlakının deformasyona uğratılmasında Profesör Türk ve onu takip eden akademisyenlerin ve entelektüellerin çok büyük bir sorumluluğu bulunmaktadır.

Keynezyenizm ve fonksiyonalizm, bir bulaşıcı hastalık gibi tüm dünyada olduğu üzere ülkemizde de uzun yıllar etkilerini göstermiş, akademik ve politik çevrelerde yayılmıştır. Bugün entelektüellerin artık zamanı çokdan geçmekte olan bir çaba içerisinde olması gerektiğini düşünüyorum. Akademisyenlerin ve entellektülerin mevcut kitaplarındaki fikirleri yeniden gözden geçirmelerinin zamanı çokdan gelmiştir... Yeni kuşaklara mali disiplin ve mali sorumluluk ahlakının önemini aktarmak bizlere düşen önemli bir sorumluluktur diye düşünüyorum.

Keynes’in dediği gibi “fakültedeki bir kötü yazarın...” görüşlerinin bir ekonomide yol açacağı tahribat hiç de küçümsenemez...

KAYNAKLAR

Aksoy, Şerafettin., Kamu Bütçesi, İstanbul: Filiz Kitabevi, 1993.

Ataç, Beyhan, İzzetin Önder ve Salih Turhan., Maliye Politikası, Eskişehir: Anadolu Üniv. Açıköğretim Fakültesi Yayınları, 1995.

Ataç, Beyhan, Maliye Politikası, 2.b. Eskişehir: Anadolu Üniv. Yayını, 1991.

Bulutoğlu, Kenan., Kamu Ekonomisine Giriş,2.b. İstanbul: Sermet Matbaası, 1977.

Devrim, Fevzi., Maliye Politikası, İzmir: DEÜ-İİBF Yayınları, No 4, İzmir: 1983.

Eker, Aytaç, Asuman Altay ve Mustafa Sakal., Maliye Politikası, Ankara:Takav Matbaası, 1994.

Erginay, Akif., Kamu Maliyesi.,8.b. Ankara: Çağ Matbaası, 1982.

Feyzioğlu, Bedii N., Nazari, Tatbiki, Mukayeseli Bütçe, 6.b. İstanbul: Filiz Kitabevi, 103.

Görgün, Sevim., Maliye Politikası, İstanbul: Çağlayan Basımevi, 1972.

Gülay Coşkun, Devlet Bütçesi, -Türk Bütçe Sistemi-, Ankara: Turhan Kitabevi, 1994.

Hansen, Alvin H., Para Teorisi ve Maliye Politikası, (Çev: A. Kılıçbay), İstanbul: 1959.

Heller, Heinz., Maliye Politikası –Teorik Esasları ve Temel Problemleri-, (Çev: Salih Turhan), İstanbul: Gür-Ay Matbaası, 1985.

İnce, Macit., Devlet Borçlanması, Ankara:Kalite Matbaası, 1976.

Keynes, John Maynard The General Theory Of Employment , Interest And Money (Newyork: Harcourt , Brace & Co. , 1936 ).

Keynes, John. Maynard., İstihdam, Faiz ve Para Genel Teorisi, (Çev: Asım Baltacıgil, İstanbul: Fakülteler Matb. 1969.

Konukman, Aziz, Ali Rıza Aydın ve Oğuz Oyan., “ Türjk Kamu Mali Yönetiminin Yeniden Yapılandırılması: Tespit ve Öneriler” içinde: 15. Türkiye Maliye Sempozyumu – Türk Kamu Mali Yönetiminin Yeniden Yapılandırılması ve Bu Yapılanmada Performans Yönetimi ve Denetiminin Yeri”, Akdeniz Üniversitesi, İİBF. 15- 17 Mayıs 2000. Antalya.

Lerner, Abba P. “Functional Finance and The Debt”, in: R.H.Fink and J.F.High (Eds.). A Nation In Debt: Economics Debate The Federal Budget Deficit, New York 1957.

Lerner, Abba P., The Economics of Control, (New York: Macmillan ,1944),

Musgrave, Richard., Maliye Politikası, Çev: Orhan Şener, Ankara: Alkım Kitabevi, (Tarihsiz.)

Nadaroğlu, Halil., Kamu Maliyesi Teorisi, 8.b. İstanbul: Beta Yayınları, 1992.

OECD, Bütçe Politikası ve Ekonomik Denge, (Dengeli Bir Ekonomi İçin Maliye Politikası), (Walter Heller başkanlığında bir uzmanlar grubu tarafından hazırlanan rapor, Çev: Adnan Erdaş, Ankara: Maliye Tetkik Kurulu Yayını, 1970.

Özbilen, Şevki., Maliye Politikası, Bursa: Ezgi Kitabevi, 1998.

Samuelson, Paul A., “The General Theory, in: R. Lekachman (Ed.), Keynes General Theory, London: Macmillan, 1946.

Sönmez, Nezihe., Kamu Bütçesi ve Bütçe Politikası, İzmir: Anadolu Matbaacılık, 1994.

Turhan. Salih., Vergi Teorisi, İstanbul: Elektronik Ofset Matbaası, 1982.

Tüğen, Kamil., “Bütçe Açıkları, Finansmanı ve Sonuçları”, DEÜ-İİBF Dergisi, Cilt 6, Sayı 2, 1991. s. 89.

Tüğen, Kamil., Devlet Bütçesi, İzmir: Anadolu Matb. 1999.

Türk, İsmail., İktisadi Kalkınmanın Finansmanında Vergi Politikası,Ankara: Sevinç Matbaası, 1961.

Türk, İsmail., Maliye Politikası –Amaçlar, Araçlar ve Çağdaş Bütçe Teorileri-, 3.b.Ankara: Doğan Yayınevi, 1975.

Türk, İsmail., Maliye Politikası –Amaçlar, Araçlar ve Çağdaş Bütçe Teorileri-, 11. b. Ankara: Turhan Kitabevi, 1997.

Türk, İsmail., Maliye Politikası , -Güncelleştirilmiş 13. bası- Ankara: Turhan Kitabevi, 1999.

Türk, İsmail., Kamu Maliyesi, Ankara: Turhan Kitabevi, 1992.

Not: Bu yazı Yeni Türkiye Dergisi, 2002/1 'de yayınlanmıştır.

 

© C.C.Aktan, 2002.