BİR BÖLGESEL EKONOMİK ENTEGRASYON GİRİŞİMİ OLARAK AVRUPA BİRLİĞİ

Coşkun Can Aktan & Dilek Dileyici & Özlem Özkıvrak

 

I. AVRUPA BİRLİĞİ’NİN DOĞUŞU ve GELİŞİMİ

Avrupa Birliği, günümüzde “ekonomi, sanayi, siyaset, yurttaş hakları ve dış politika alanlarını kapsayan bölgesel entegrasyonun en ileri biçimi” olarak tanımlanmaktadır[1]. Avrupa Birliği bu konuma çeşitli aşamalardan geçerek ve sürekli bir ilerleme kaydederek yarım asırlık bir zaman dilimi sonucunda ulaşmıştır (Bkz. Şekil-1). Bu kısımda Avrupa Birliği’nin doğuşundan bugünkü konumuna ulaşmasına değin geçen süreç, Avrupa Birliği’nin kurucu antlaşmaları ve bu antlaşmalarda değişiklik yapan antlaşmalar çerçevesinde kısaca özetlenmektedir.

A. Avrupa Kömür Çelik Topluluğu’ndan Avrupa topluluklarına: Altılardan Onikilere

Avrupa’daki ülkelerin tek bir çatı altında toplanması ve böylece bir Avrupa Birliği ya da Federasyonu oluşturulması fikri asırlar öncesinden beri mevcut olup, bu yönde önemli çabalar harcanmıştır. Fakat 1950’li yıllara kadar bu alanda istenen gelişme sağlanamamış, bu çabalar Avrupa Kıtası’nın büyük savaşlarla sarsılmasını engelleyememiştir. Bu yaşlı kıtanın uzun soluklu bir barış ve dayanışma  ortamına kavuşması ancak İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa Birliği’nin doğuşu ile mümkün olabilmiştir[2]

Bir Avrupa Federasyonu oluşturulması fikrini savunan Fransa Dışişleri Bakanı Robert Schuman ve Fransa Planlama Teşkilatı Başkanı Jean Monnet’in birlikte hazırladığı Schuman Planı’nın 9 Mayıs 1950’de açıklanmasıyla, Avrupa Birliği’nin temeli atılmış ve o günden bugüne değin Avrupa kıtası en uzun süreli barış sürecini yaşamıştır. 

Schuman Planı’na ilham veren Jean Monnet, kömür ve çelik üretiminde Almanya ve Fransa arasında denge sağlayacak ve her iki ülkenin de çıkarlarını kollayacak bir üst otoritenin kurulması ve kömür-çelik üretiminde insiyatifin bu otoriteye devredilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Çünkü Monnet’e göre, Avrupa’da barışın, siyasi ve ekonomik bütünleşmenin tesisi için, savaşın temel hammaddeleri olan kömür ve çelik üretiminde ilk sıralarda yer alan Fransa ve Almanya arasındaki rekabeti ve bunun yol açtığı güvensizliği önlemek gerekmekteydi.

İngiltere Başbakanı Winston Churchill de, 19 Eylül 1946’da Zürih’te yaptığı ünlü konuşmasında Fransız-Alman işbirliğinin temel bir zorunluluk olduğuna dikkat çekmiş ve “Avrupa Birleşik Devletleri”nin oluşturulması için çağrıda bulunmuştu. Ancak Churchill’e göre, Birleşik Krallık bu bütünleşme hareketinin dışında kalacak, sadece bütünleşme hareketine destek sağlayacaktı.

Schuman Planı’nı benimseyen Almanya ve Fransa ile birlikte Belçika, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda 18 Nisan 1951’de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nun (AKÇT) kuruluşuna ilişkin antlaşmayı (Paris Antlaşması) imzalamışlar ve Antlaşma’nın 23 Temmuz 1952’de yürürlüğe girmesiyle Schuman Planı uygulamaya konulmuştur. AKÇT’nu kuran Antlaşma’nın geçerlilik süresi yürürlük tarihinden itibaren 50 yıldı[3]. İngiltere, Churchill’in yukarıda belirtilen konuşmasında ortaya koyduğu fikirlere uygun bir biçimde, bu entegrasyonun dışında kalmayı tercih etmiş, 1960’lı yılların başına kadar Altılar’ın entegrasyon hareketine katılma teşebbüsünde bulunmamıştır.

AKÇT’nu kuran Antlaşma’yla, üye ülkeler arasında bir ortak kömür ve çelik pazarı oluşturulmuş, Topluluk üyesi ülkeler arasındaki kısıtlamalar kaldırılırken, üye olmayan ülkelere karşı bir ortak gümrük tarifesi uygulanmaya başlanmıştır. AKÇT’nun Antlaşma’da belirtilen amaçları özetle şunlardır[4]: Üye ülke ekonomilerinin gelişmesine katkıda bulunmak, tam istihdamı gerçekleştirerek işsizliği önlemek ve hayat seviyesinin yükselmesini sağlamak, ayrıca sektörde tekelleşmeyi önlemek, yatırımları hızlandırmak ve işçilerin konut edinmelerine yardımcı olmak.

AKÇT’nun yürütme organı olarak bir Yüksek Otorite, Topluluğun her alandaki çalışmalarını denetlemek üzere bir Parlamenter Asamblesi, hukuki denetimin sağlanması için bir Adalet Divanı, Toplulukla üye ülkeler arasında eşgüdümün sağlanması için bir Bakanlar Konseyi ve ayrıca bir Danışma Komitesi oluşturulmuştur.

AKÇT’nun başarıya ulaşması Topluluğu oluşturan altı ülkeyi siyasi bütünleşme yönünde bir adım atmaya teşvik etmiştir. Bu doğrultuda 27 Mayıs 1952’de Altılar, Paris’te Avrupa Savunma Topluluğu Antlaşması’nı imzalamışlardır. Avrupa Savunma Topluluğu Antlaşması, daha AKÇT Antlaşması imzalanmadan önce Ekim 1950 yılında Fransa’nın sonradan “Pléven Planı” olarak anılan girişimle ortaya koyduğu düşünceye dayanmaktaydı. Buna göre her ülkenin kendi ulusal ordusu olacaktı, ancak bir de Avrupa Ordusu kurulacaktı.

Avrupa Savunma Topluluğu Antlaşması’nın ülke meclisleri tarafından onaylanma sürecinde, bir “Avrupa Siyasal Topluluğu” Antlaşma tasarısı da hazırlanmış ve 1953 yılında Ortak Meclis’e sunulmuştur. Ancak Fransız Ulusal Meclisi Ağustos 1954’te Avrupa Savunma Topluluğu Antlaşması’nı onaylamayı reddedince Avrupa Siyasal Topluluğu kurulması yolunda başlatılan girişimler de başarısızlıkla sonuçlanmıştır[5].

Bu başarısızlıklar, Altılar’ın Avrupa’da siyasal bütünleşmeye ilişkin hedeflerinin kısa vadede gerçekleşmesinin pek de mümkün olmadığını göstermiş ve siyasal bütünleşmenin daha ileri bir ekonomik bütünleşme gerçekleştirilmeden mümkün olamayacağı kanaati hakim olmuştur. Böylece  çabalar ekonomik bütünleşmenin ilerletilmesi yönüne kaydırılmıştır. Bu doğrultuda AKÇT hareket noktası alınarak kömür ve çelik alanındaki bütünleşmenin ekonominin diğer alanlarına da yayılması ve ekonomik bütünleşmeye dayalı “birleşik bir Avrupa kurulması” hedefi ön plana çıkmıştır.  1-2 Haziran 1955’te Messina’da AKÇT’nin altı kurucu üyesinin dışişleri bakanları, bu amaçla iki yeni Avrupa Topluluğu’nun daha kurulmasını kararlaştırmışlar ve sonuçta 25 Mart 1957’de, Altılar’ın Roma’da imzaladığı Antlaşmalar ile Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (EURATOM) kurulmuştur. Bu Antlaşmalar 1 Ocak 1958’de yürürlüğe girmiştir.


Roma Antlaşması’nın 2. Maddesi’ne göre AET’nin hedefi şu şekilde özetlenebilir[vi]: “Topluluğun görevi, bir ortak  pazarın kurulması ve üye ülkelerin ekonomi politikalarının zamanla yaklaştırılması yoluyla, Topluluğun tümü içinde

ekonomik etkinliklerin uyumlu olarak gelişmesini, sürekli ve dengeli yayılmasını, istikrarın artmasını, hayat seviyesinin hızla yükseltilmesini sağlamak

ve birleştirdiği devletler arasında daha sıkı bir işbirliğini gerçekleştirmektir”.

AET’nin nihai hedefinin ise Avrupa’nın siyasal bütünlüğe ulaşması olduğu belirtilmiştir. Bu hedefe varmak için ekonomik dengenin sağlanması ve ekonomik dengenin sağlanması için de ilk araç olarak üye ülkeler arasında malların, hizmetlerin, sermayenin ve emeğin serbestçe dolaştığı bir “ortak pazar” kurulması öngörülmüştür. Bu ortak pazarın özünü ise “gümrük birliği” oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra Ortak Tarım Politikası, Ortak Rekabet Politikası, Ortak Ulaştırma Politikası gibi çeşitli ortak politikalar oluşturulmuştur.

Roma Antlaşmaları ile kurulan bir diğer topluluk olan EURATOM’un amacı ise, üye ülkelerde petrole olan bağımlılığın azaltılmasını ve atom enerjisinin barışçıl amaçlarla sanayi  ve diğer alanlarda kullanılmasını sağlamaktır. O dönemdeki siyasal konjonktüre bağlı olarak  Ortadoğu’dan Avrupa’ya petrol ihracının aksaması ve bunun sonucu yaşanan enerji açığı, üye devletleri atom enerjisinden yararlanma yolunda yoğun çabalar harcamaya sevk etmiştir. EURATOM, esas itibariyle bu çabaların ürünüdür. Ancak petrolün daha sonraları Afrika üzerinden temin edilmesi ve petrol fiyatlarında 1970’lere kadar önemli artışların olmaması EURATOM’un AKÇT ve AET kadar gelişmesinin önünde engel teşkil etmiştir.

Altılar arasında 1957'de Roma Antlaşmaları'yla aynı anda imzalanan bir Antlaşma ile Adalet Divanı ve Parlamento’nun (diğer adıyla Asamble) başlangıçtan itibaren AKÇT, AET ve EURATOM’un ortak organları olması öngörülmüştü. Daha sonra 8 Nisan 1965’de imzalanan ve 1 Temmuz 1967 yılında yürürlüğe giren “Füzyon Anlaşması” ile üç Topluluğun Bakanlar Konseyleri ve Komisyonları da birleştirilmiş ve bir Konsey ve bir Avrupa Toplulukları Komisyonu oluşturulmuştur. Böylece Temmuz 1967’den itibaren bu üç Topluluk tek bir kurumsal yapıya sahip olmuştur. Bununla birlikte herbirinin ayrı bir yasal kimliği vardır. Bu üç Topluluk 1990’lı yılların başına kadar “Avrupa Toplulukları” olarak adlandırılmıştır. 

Roma Antlaşması’nın 1958 yılı başında yürürlüğe girmesinden on yıl sonra ve öngörülen tarihten bir buçuk yıl önce üye devletler arasındaki gümrük birliği, 1 Temmuz 1968’de gerçekleşmiştir. Gümrük birliği konusuna ilerleyen kısımlarda tekrar dönüleceği için burada ayrıntılı açıklamalara yer verilmemiştir. Gümrük birliğinin yanı sıra 1970'lere gelmeden, ulaştırma ve enerji gibi alanlarda bazı aksaklıklar mevcut olmasına karşın, özellikle tarım ve ticaret politikaları başta olmak üzere genel olarak ortak politikalar oluşturulması hedefine de ulaşılmıştır. 

Altılar'ın AKÇT ile başlayan ve AET ve EURATOM ile devam eden başarısı Norveç, İngiltere, Danimarka ve İrlanda'yı Avrupa Toplulukları tam üyeliğine başvurmaya yöneltmiştir. 31 Temmuz-10 Ağustos 1961 tarihleri arasında İrlanda, Danimarka ve İngiltere, 30 Nisan 1962’de ise Norveç Avrupa Toplulukları’na tam üyelik başvurusunda bulunmuşlardır.

14 Ocak 1963’de Fransa Başkanı General de Gaulle, İngiltere’nin Avrupa Toplulukları’na katılımına karşı olduğunu açıklamış ve bu beyandan sonra aday ülkelerle olan müzakereler dondurulmuştur. İngiltere, İrlanda ile aynı tarihte, 10 Mayıs 1967’de tekrar tam üyelik için başvuruda bulunmuştur. Bu iki ülkeyi 11 Mayıs 1967’de Danimarka ve Norveç izlemiştir. İngiltere, Danimarka ve İrlanda 1 Ocak 1973 tarihinden itibaren Topluluğa üye olmuşlar ve bu ilk genişleme ile Topluluğa üye ülke sayısı altıdan dokuza yükselmiştir. Aynı tarihte gerçekleşmesi planlanan Norveç'in üyeliği ise bu ülkede yapılan referandumda reddedilmiştir.

Yunanistan 12 Haziran 1975’te, Portekiz 28 Mart 1977'de ve İspanya 28 Temmuz 1977’de Avrupa Toplulukları’na tam üyelik başvurusunda bulunmuşlardır. Yunanistan 1 Ocak 1981'de (ikinci genişleme), İspanya ve Portekiz ise 1 Ocak 1986'da (üçüncü genişleme) Avrupa Toplulukları’na katılmışlardır.

Avrupa Toplulukları’nın güneye doğru uzanması ile sonuçlanan ikinci ve üçüncü genişlemelerle birlikte üye ülke sayısı da 12’ye ulaşmıştır. Bu genişlemelerin ardından 14 Nisan 1987 tarihinde Türkiye ve 17 Temmuz 1989’da

Avusturya Avrupa Toplulukları’na tam üyelik başvurusunda bulunmuşlardır. Bu başvuruları 1990’lı yıllarda yeni başvurular ve Avrupa Toplulukları’nın dördüncü ve beşinci genişleme süreçleri izlemiştir (Bkz. Şekil-2 ve Şekil-3). Bu konuya ilerleyen kısımlarda yer verileceği için burada ayrıntılı açıklamalara girişilmemiştir.

Ekonomik alandaki ilk başarıdan cesaret alan Altılar, 1960’ların başlarında, hiçbir zaman vazgeçmedikleri daha sıkı siyasal bütünleşme hedefine geri dönmüşler ve 1960’lı ve 1970’li yıllarda bu alanda çeşitli girişimlerde bulunmuşlardır[vii]. Bunlardan bir tanesi Fransa Başkanı de Gaulle’un Dışişleri Bakanı Fouchet'ye 1961 ve 1962 yıllarında hazırlattığı “üye ülkelerin halklarının birliği”ne yönelik bir siyasal antlaşma oluşturulması amacıyla hazırlanan Birinci ve İkinci Fouchet Planları’dır. Ancak Birliğin yapısı ve alacağı biçim konusunda üye ülkeler arasında ortaya çıkan görüş ayrılıkları bir türlü aşılamadığı için planlar başarısız olmuştur. Fouchet Planları gibi, 1970’li yıllarda hazırlanan ve ekonomik ve parasal birliğin kurulması, Topluluk kurumlarında reformlara gidilmesi, ortak bir dış politika ile ortak bölgesel ve sosyal politikaların uygulanması yoluyla 1980’e doğru Birlik sürecinin tamamlanmasını öngören Tindemans Planı (Tindemans Raporu) da anayasal yapı ve kurumsal reformlar konusunda üye devletler arasındaki önemli görüş  ayrılıkları nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Bu başarısızlıklara karşın, 1970’li yıllarda iki önemli gelişme de sağlanmıştır. Bunlardan birincisi, 1970 yılında Avrupa Siyasi İşbirliği’nin ortaya çıkışıdır. İkincisi ise 1979’da, bugün Avrupa Birliği’nin ekonomik ve parasal birlik hedefinin temel taşlarından birini oluşturan Avrupa Para Sistemi’nin (APS) kurulmasıdır. Bu gelişmelerle ilgili açıklamalara ilerleyen kısımlarda yer verileceği için burada ayrıntılı açıklamalara girişilmemiştir.

 
B. beyaz kitap ve Avrupa Tek Senedi

C. Avrupa Toplulukları’ndan Avrupa Birliği’ne: Onikilerden Onbeşlere

D. Amsterdam ve Nice Antlaşmaları

e. avrupa birliği’nin beşinci genişleme süreci      

F. Avrupa Birliği Anayasası’na Doğru


 

DİPNOTLAR

[1] Pascal Fontaine,   “On Derste Avrupa”,   AB  Türkiye  Temsilciliği  İnternet  Sitesi, http://www.eureptr.org.tr/ab-ab.html7

[2] Avrupa Birliği öncesi girişimler için bkz. Haluk Günuğur, “Avrupa Birliği Bütünleşmesinin Tarihsel Gelişimi (Dünü, Bugünü, Yarını)”, Avrupa Birliği El Kitabı, Ankara: Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, 1995, ss. 13-20.

[3] 23 Temmuz 2002 tarihinde, AKÇT’nu kuran Antlaşmanın süresi sona ermiş ve Topluluğun hukuki varlığı sona erdirilmiştir.  

[4] Rıdvan Karluk, Avrupa Birliği ve Türkiye, Üçüncü Baskı, Eskişehir: Bilim Teknik Yayınevi, 1995, s. 7.

[5] Ayrıntılı bilgi için bkz. Günuğur, a.g.m.

[vi] Karluk, a.g.e., s. 20.

[vii] Ayrıntılı bilgi için bkz. Klaus-Dieter Borchardt, “Avrupa Bütünleşmesi Avrupa Birliği’nin Kökenleri Ve Büyümesi”, 1995,  AB Türkiye Temsilciliği İnternet Sitesi, http://www.eureptr.org.tr/ab-ab.html ve Mümin Alanat, “Ortak Dış ve Güvenlik Politikası ve Siyasal Birlik”, Avrupa Birliği El Kitabı, Ankara: Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, 1995, ss. 125-136.

[viii] Ayrıntılı bilgi için bkz. Karluk, a.g.e.  ve Haluk Günuğur, “Avrupa Birliği’nin Kurucu Antlaşmaları, Gümrük Birliği ve Tek Pazar (İç Pazar)”, Avrupa Birliği El Kitabı, Ankara: Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, 1995, ss. 71-88.

[ix] Avrupa Tek Senedi, Avrupa Topluluklarını kuran Antlaşmalarda değişiklik getiren hükümler ile ortak dış ticaret politikasının kurulması ve uygulanması amacıyla üye devletlerin teşvik edilmesine ilişkin hükümleri tek bir belgede toplamış olduğu için “Tek Senet” olarak adlandırılmıştır.

[x] İşbirliği prosedürü hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Karluk, a.g.e. ve Ömer Bozkurt, “Maastricht Antlaşması ve Avrupa Birliği’nin Geleceği”, Avrupa Birliği El Kitabı, Ankara: Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, 1995, ss. 89-106.

[xi] Maastricht Antlaşması ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Karluk, a.g.e., Bozkurt, a.g.m. ve  T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı, Avrupa Birliği ve Türkiye, Ankara, 1999.

[xii] Ayrıntılı bilgi için bkz. Avrupa İçin Yeni Bir Antlaşma Yurttaş Kılavuzu, AB Türkiye Temsilciliği internet sitesi, http://www.eureptr.org.tr/kitap/amsterdam.html

[xiii] Borchardt, a.g.m.

[xiv] Fontaine, a.g.m.

[xv] BAB, 1954'te imzalanan Paris Antlaşmaları ile İngiltere ve Altılar tarafından ortak savunma amacıyla kurulmuş ve Batı Birliği’nin yerine geçmiş olan, NATO bünyesinde yer alan hükümetlerarası bir kuruluştur. Ancak daha sonraları BAB, hukuki varlığı sürmekle birlikte fiilen Batı Avrupa'nın güvenliğinin sağlanmasında NATO’nun gölgesinde kalmıştır, bkz. Karluk, a.g.e.

[xvi] Ayrıntılı bilgi için bkz. Bozkurt, a.g.m.

[xvii] Ayrıntılı bilgi için bkz. Karluk, a.g.e.  ve Bozkurt, a.g.m.

[xviii] Klaus- Dieter Borchard, “Topluluk Hukukunun ABC’si”, 1993, AB Türkiye Temsilciliği İnternet Sitesi, http://www.eureptr.org.tr/ab-ab.html

[xix] Lüksemburg’daki bir kasaba olan  Schengen’de 1984 yılında Almanya-Fransa arasında imzalanan Schengen Antlaşması ile, iki ülke arasındaki kara sınırlarında uygulanan sınır geçiş denetimlerinin kolaylaştırılması öngörülmüştür. Daha sonra İngiltere ve İrlanda dışındaki tüm AB üyesi ülkeler bu Antlaşmaya taraf olmuştur. Ayrıntılı bilgi için bkz. TOBB, Avrupa Birliği Nedir? (Tarihsel Gelişim, Kurumsal Yapı ve Genişleme Süreci), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Ağustos, 2002.

[xx] Ayrıntılı bilgi için bkz. http://www.eureptr.org.tr/kitap/amsterdam.html ve Cenk Bolayır, Amsterdam Antlaşması Bütünleştirilmiş Haliyle Avrupa Birliği Kurucu Antlaşmaları, İktisadi Kalkınma Vakfı Yayınları No: 162, İstanbul: İKV, Haziran 2000. Ayrıca, T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı (1999)’da, Amsterdam ve Maastricht Antlaşmaları ile çeşitli alanlarda yapılan değişiklikler karşılaştırmalı olarak sunulmaktadır.

[xxi] Nice Antlaşması ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Leyla Tunç Yeltin, “Nice Zirvesi ve Yeni Nice Antlaşması Taslak Metni”, İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi, Sayı: 147, Eylül-Aralık 2000, s.94-10 ve http://www.deltur.cec.eu.int/.

[xxii] Nice Antlaşması’na yönelik eleştiriler için bkz. Yeltin, a.g.m. ve http://www.deltur.cec.eu.int/.

[xxiii] Ayrıntılı bilgi için bkz. Erhan Erçin, Avrupa Birliği Genişleme Süreci ve Türkiye, İKV Yayını, No: 170, İstanbul: İKV, 2002, s.100 ve T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı, a.g.e. 

[xxiv] Coşkun Can Aktan, Türkiye, Avrupa Birliği’nin Neresinde?, EGİAD Yayını, Tükelmat A.Ş. İzmir, 2001, s. 13.

[xxv] Aktan, a.g.e., s. 13-14.

[xxvi] Türkiye’nin bugüne kadar katıldığı Birlik program ve ajanslarına çalışmanın İkinci Bölüm’ünde yer verilmiştir.

[xxvii] Ayrıntılı bilgi için bkz. Erçin, a.g.m.

[xxviii] Ayrıntılı bilgi için, bkz. (http://www.ikv.org.tr/).

[xxix] Ayrıntılı bilgi için, bkz. (http://www.ikv.org.tr/).

[xxx] Avrupa Birliği Anayasa Taslağı ile ilgili olarak 17-18 Haziran 2004 Avrupa Konseyi Zirvesi’ne kadar olan döneme ilişkin bu kısımda sunulan bilgiler İktisadi kalkınma Vakfı’nın (İKV)  web sitesinden alınmıştır. Ayrıntılı açıklamalar için bkz. http://www.ikv.org.tr/.

[xxxi] 17-18 Haziran 2004 Avrupa Konseyi Zirvesi sonunda üzerinde uzlaşmaya varılan Avrupa Birliği Anayasa Taslağı ile ilgili olarak burada sunulan bilgiler Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Haftalık Yayını olan Avrupa Birliği İletişim Projesi Güncel Haber’in çeşitli sayılarından derlenmiştir. Ayrıntılı bilgi için bkz. Avrupa Birliği İletişim Projesi Güncel Haber, Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Haftalık Yayını,   Özel Sayı, 28 haziran 2004, Sayı 40 / Temmuz 2004 ve Sayı 41 / Temmuz 2004, http://www.abinfoturk.net/

.