Doğa Yürüyüşü (Trekking)
Nedir?
Trekking doğa sporlarının
en hafif kollarından biridir. Uzun ve yorucu yürüyüş anlamına gelir.
Hiking ise günübirlik doğa gezisi anlamına gelir. Dilimize İngilizceden
geçen "trekking" sözcüğü İngilizcede "doğal engellerle dolu bir arazi
parçasını herhangi bir ulaşım aracı kullanmaksızın yürüyerek aşmak"
anlamına geliyor. Asıl anlamı ise" Güney Afrika'da kağnı ya da yaya
olarak göç" demek.
Trekking ve hikingde
yürüyüş süresi parkurun zorluk derecesine göre değişiklik gösterir. Orta
dereceli bir parkur yaklaşık olarak 5–6 saat sürer. Kalabalık ve
gürültülü şehir hayatından bir an olsun uzaklaşmak, doğayla baş başa bir
gün geçirmek ve doğadaki güzellikleri grup arkadaşlarıyla paylaşmak
isteyenlerin uğraştıkları bir spor aktivitesidir. Amaç şehirde özlenen
doğal yaşama bir gün olsun ayak uydurabilmektir. Tabi bunu yaparken
belli bir oranda yorgunluğu göze almalısınız.
Bu aktivite için
yürüyüşünüzü kolaylaştırması ve tatsız sürprizlerle karşılaşmanıza engel
olması için bir yürüyüş ayakkabısı ve orta boy bir sırt çantası dışında
teknik bir malzemeye ihtiyacınız yoktur. Ayrıca grup rehberlerinin
parkurun zorluk derecesine göre verecekleri küçük ipuçları dışında
teknik bir bilgiye sahip olmanıza da gerek yoktur.
Doğa Yürüyüşü (Trekking) Nasıl Yapılır?
Doğa Yürüyüşleri için
yolculuğa genellikle sabah erken çıkılır. Günübirlik gezilerde, gezi bir
günün içine sığdırılacağından amaç güne erken başlayarak zamanı
olabildiğince iyi kullanmaktır.
Dağ şartlarındaki
yürüyüşlerde taşlar, kayalar, kar, buz, çamur içinde ya da üzerinde
hareket ediyorsanız, zaman zaman dik yamaçları çıkmamız ve inmemizin
gerekebilmesi
doğal ortamlarda
yürürken tüm dikkatin ve düşüncenin yürüyüşe odaklanmasını
gerektirecektir.
Yürüyüşün temel unsuru adım atmaktır. Bir adım, bir adım daha derken
kilometrelerce yol alabilirsiniz. Ancak hemen hiç önemsenmeyen ve
üzerinde fazlaca düşünülmeyen
adım atma
işleminin de bir tekniği vardır. Üstelik yüksek oranda
güvenlik ve enerji tasarrufu sağlayan bir teknik
Yürüyüşçü attığı
her adımda ayak kitleme tekniğini kullanmalıdır. Bu
yönteme göre, birinci adım atılır, ayak yere sağlamca bastıktan sonra
geride kalan ayak sürüklenircesine çekilir ve yukarı kaldırılır. Bu
sırada öndeki ayak üzerinde tamamen yükselerek bacak dik hale getirilir.
İlk bakışta yavaş ve uygulaması zor gözüken bu yöntem, kısa bir süre
sonra refleks olarak yapmaya başlandığında büyük oranda enerji tasarrufu
ve güvenlik sağlayacaktır.
Yürüyüşün belli bir
temposu olmalıdır. Ani hızlanmalar ve yavaşlamalar vücudunuzu zorlayacak
ve erken yorulmanızı sağlayacaktır. Yürüyüşün yeni başladığı sıralarda
hızlı hareket ederek vücudunuzu boşuna zorlamayın. Hatta yürüyüş
başlangıcında iyice yavaş hareket ederek vücudun yürüyüşe uyum
sağlayabilmesine imkan tanıyın. Böylece enerji kaybını da azaltmış
olursunuz.
Adımlarınızı kısa ve
dengeli atın. Uzun ve temposuz adımlar sizi çabuk yoracaktır. Büyük çaba
gerektiren bir adımdan sonra 5-10 saniye dinlenin. Herkesin belli bir
yürüyüş temposu vardır. Temponuzu kendiniz belirleyin ve kimseye
yetişmeye çalışıp kendinizi zorlamayın. (Turlarımızda, grubun
bölünmemesi için orta ayarda bir tempo tutturulmaya çalışılır.)
En önemlisi ne kendinizle ne de bir başkasıyla yarışmayın. Önemli olan
hedef noktaya erken varmak değil; zevk alarak, belli bir tempoda ve
sürekli bir yürüyüş gerçekleştirmektir.
Yürüyüş sırasında "Daha ne kadar yolumuz kaldı?" düşüncesiyle sık sık
gideceğimiz bölgeye bakmamak ve sormamak morallerin bozulmaması için
önemlidir.
Dik tırmanışlarda zemin
kaygan ise çok fazla beklemeden ikinci adım atılmalıdır. Eğer ikinci
adımı atmak için fazla beklerseniz bir miktar aşağı doğru kayarsınız.
Böyle durumlarda mümkün olduğunca kaymayan yerlere basmaya özen
göstermeli, heyacana kapılmadan, seri ama yavaş bir tempoyla bu bölge
geçilmelidir.
Verilecek mola sıklıkları
ve süreleri fazla tutulmamalıdır. Sık ve uzun süreli molalar yerine
dinleniyormuş gibi yavaş bir tempoyla yürüyün. Çok sık ve uzun süreli
molalar vermek vücudunuzu soğutacak ve her mola sonrası vücudunuz
kendinizi dinlenmiş değil daha yorgun ve isteksiz hissedeceksiniz.
Molalarda vücudunuzu
soğuğa karşı korumayı ihmal etmemelisiniz. Çünkü ısı kaybı oksijen
tüketimini arttırır ve enerji kaybına neden olur. Isı kaybı vücudun
soğuk hava ile teması, terleme, soğuk içeçek ve yiyecek alımında oluşur.
Isı kaybını engellemek için sıcak gıda alımına, soğukla temas eden
bölgelerin kapatılmasına dikkat etmeliyiz. Molalar sırasında sıvı alımı
ihmal edilmemelidir. Vücudun solunum, idrar ve terleme yoluyla
kaybettiği sıvıların sürekli olarak yerlerine konulması şarttır. Çok sık
ve uzun yemek molaları verilmemelidir. Yemek, enerji elde edişinin
devamı için önemlidir ama bunu sık sık yemek molaları vererek değil,
yürüyüş sırasında kısa molalarla enerji verici şeyler yiyerek
sağlayabilirsiniz. Uzun yemek molası verilecekse bu yürüyüşün hemen,
hemen yarısında verilmelidir. Yemekten hemen sonra dolu bir mide ile
yapılacak yürüyüşte sağlıklı değildir. Vücuda yediklerini hazmetmek için
zaman verilmeli ve yürüyüşe yemekten sonra en erken yarım saat sonra
başlanmalıdır.
Yemek molasının hemen
ardından dik bir eğime çıkmamak gerekir. Molalarda kullanılmak üzere
pantolon cebinde veya çantanın kolay ulaşılabilinecek yerlerinde kağıt
mendil, tuvalet kağıdı gibi acil durum !!! malzemeleri
bulundurulmalıdır.
Taşlık kayalık ve kaygan
bölgelerden yürürken tek sıra yürünmelidir. Ekip başında ve sonunda
bölgeyi en iyi tanıyan ve tecrübeli kişilerin yürümesinde fayda vardır.
Ekibin 2. sırasında ise grubun en yavaş yürüyeni yürümelidir. Taş
düşmesi önemli bir risktir, tek sıra ile taş düşme riski en az yerlerden
yürümesi gerekir.
Kazaların büyük bölümü
inişte gerçekleşir. Çünkü dağcı daha yorgun olur ve denge sistemi çok
sağlıklı çalışmaz. Acele edilmemelidir. Çıkışlarda burun saplama
inişlerde ise topuk saplama yöntemleri güvenli bir iniş için gereklidir.
Beslenme ve sıvı alımıda ihmal edilmemelidir. Dengeyi sağlamak için
dizleri bükmek, öne eğilmek ve bastonlar yardımcı olacaktır. Bu teknik
rüzgarlı havalarda dengenizin sağlanmasını da kolaylaştıracaktır.
İnişlerde en çok parmak uçları zarar görür bu yüzden ortopedik taban
kullanmalı ve bağcıklar iyice sıkılmalıdır.
Diğer Önemli
Hususlar:
· Yürüyüş grubunuzu iyi
seçin: Doğa yürüyüşleri, kondisyon ve dayanıklılık ister, sizle denk potansiyeli
olan bir grupla doğa yürüyüşüne gitmenizi tavsiye ederiz. Yoksa geziniz
sırasında grubunuzda kopmalar ve uyumsuzluklar yaşanabilir.
· Parkur seçimi çok
önemli: Yürüyeceğiniz parkurun durumunu önceden bilmeniz çok önemli. Hiçbir zaman
araç gidiş yolunu ve yürüyüş yolunu tam olarak bilmediğiniz bir parkura
rehbersiz gitmeyin. Bazı zamanlar yerel halktan yanınıza alacağınız bir
rehber size çok yardımcı olabilir ama her zaman böyle bir şansınız da
olmayabilir. O yüzden siz yine de bu konuda profesyonel doğa yürüyüşleri
organize eden seyahat acentelerini tercih edin.
· İklime göre bir gezi:
İklime göre bir gezi yapmak her zaman önemlidir Mesela sulak ve dere
geçişi olan bir parkura yazın gitmekte fayda var. Böyle bir parkur
sonbaharda gereğinden fazla ıslak ve zor olabilir. Bazı dereler yazın
kuruduğu için kurak bir gezi yapabilir ve bundan pek hoşnut
kalmayabilirsiniz.
· Doğayı sevin ve
koruyun:
Gezilerinizde, o bölgelere daha önce gitmiş ve gerek çöp atarak gerekse
ağaçları kazıyarak doğaya zarar vermiş insanların izlerine
rastlayabilirsiniz. Asla onlardan olmayın, doğaya uyum sağlayıp hiçbir
şeye dokunmayın, yanınızda getirdiğiniz hiçbir çöpü orada bırakmayın.
· Çevrenizi iyi
gözlemleyin: Yürüyüşler bazen o kadar çetin geçebilir ki mükemmel bir doğanın içinde
olup da farkına bile varamayabilirsiniz. Bu yüzden kısa molalar verip
etrafınıza şöyle bir bakın, şehirde asla göremeyeceğiniz güzellikler
göreceksiniz. Bol bol fotoğraf çekin ama gezi temponuzu bozmadan…
Yürüyüş için Gerekli Malzemeler
Her yürüyüşçünün mutlaka bir sırt çantası olmalıdır. Kişilerin yürüyüş
esnasında denge unsuru nedeniyle ve yaralanmalardan korunabilmek
amaciyla elleri boş olmalıdır. Bu nedenle diğer spor çantaları
düşünülemez.
Yürüyüşçünün ayakkabısı yürüyüş sporuna uygun, uzun bilekli, rahat,
ayağını vurmayan, yürüyüşçünün ayağına alışmış ve daha önce denemiş
kısacası sorunsuz ayakkabı olmalıdır. Kış şartları için su geçirmez
olanları tercih edilmelidir.
Sırt Çantasında Bulunması Gerekli Malzemeler:
1.Matara,
termos veya bazı su kapları bulundurulmalı. En az 1 lt su alınmalıdır.
2.Her yürüyüşçünün çantasında bir öğün yiyecek ve içecek bulunmalıdır (
İçecekler alkolsüz).
3.Temel ilk yardım malzemesi ve kişilere gerekli özel ilaçlar.
4.Bir bıçak, çatal, kaşık, bardak, tabak ( Kırılmaz cinsten olmalıdır)
5.Küçük el feneri, kibrit, dikiş malzemesi, defter, kalem, düdük.
Sırt Çantasında Bulunması Gerekli Giysiler:
1.Şapka veya
bere (Mevsim koşullarına uygun)
2.Değişmelik yedek fanila ve çorap.
3.Yağmurluk, panço, benzeri su geçirmez giysi (Şemsiye olmaz).
Giysilerin Özellikleri:
- Yürüyüşlerde
kullanılan giysiler; az yer tutan, hafif ancak sağlıklı işlev gören
cinsten olmalıdır.
- Yürüyüşçünün giysileri hareket yeteneğini kısıtlamayan rahat giysiler
olmalıdır (Dar streç pantolonlar olmaz).
- Yürüyüşçünün üst giysileri önden açılıp kapanabilir düğmeli veya
fermuarlı olmalıdır (Dik yakalı ve sıkıcı giysiler giyilmemelidir).
-İç çamaşır (fanila) yün veya sentetik olmalıdır. Bu malzemeler teri
hemen emerek dışarı iletirler ve çabuk kururlar. Üst giysi, vücut
ısısını dışarıya verebilen polar kumaşlardan yapılmış olmalıdırlar.
- Yürüyüşçünün çorabı mevsim koşullarına uygun, ayak ile bot arasında
tampon görevi görecek nitelikte olmalıdır. Kışın yün çorap
kullanılmalıdır.
Yürüyüş ve Sağlık
Yürüyüşlerin sağlığımız üzerindeki başlıca etkileri şunlardır:
Damar
Tıkanması: Özellikle beyin damarlarının bir kan pıhtısı yüzünden
tıkanmasında yürüyüşün ne kadar önlem olabileceği 1,5 yıl önce Harvard
Tıp Okulu tarafından yapılan bir araştırmayla netleşti. Araştırmaya
göre, günde 2,5 saat yürüyüş yapanlar, damar tıkanması riskini yüzde 40
azaltıyor.
Kilo: Yaşlandıkça sadece
diyet yaparak kilolardan kurtulmak ya da belli bir kiloda kalmak
imkansız. Günde 30 dakikalık bir yürüyüş ile kilo kontrolünü elinizde
tutmayı sağlıyor. Ayrıca gün boyunca enerjik olmanızı sağlıyor.
Şeker Hastalığı: İki ayrı
araştırma günde 30 dakikalık bir yürüyüşün özellikle ikinci tip şeker
hastalığının gelişmesini önlediğini kanıtladı. Dahası, diyabet meyilli
kişilerde yürüyüşün yanı sıra egzersiz yaparak kilo vermenin metformi
adlı diyabet ilacından iki kat daha etkili olduğu açıkça görüldü.
Kemik Erimesi: Yürüyüş
sadece kaslara değil, kemiklere de faydalı. Araştırmalar, 20’li
yaşlarından itibaren düzenli olarak yürüyüş yapar ve Kalsiyum zengini
yiyecekler tüketmeye dikkat eden kadınlarda, 70’li yağlarda osteoporoz
riskinin yüzde 30 daha az olduğunu gösterdi.
Depresyon: Evin etrafında
bile atacağınız bir tur, moralinizin düzelmesine yardımcı oluyor.
Programlı yürüyüş ruh sağlığı üzerinde mucizeler yaratabiliyor. Klinik
depresyon teşhisi konulan kişilere yürüyüşün bir faydası var mı? Elde
edilen yeni bulgular, olduğunu açıkça ortaya koydu. Antidepresan
tedavisi ciddi depresyondan kurtulmak için izlenecek doğru ve hızlı bir
yol. Ancak ilaç tedavisinin yanında, her gün yapılacak 45 dakikalık
düzenli yürüyüşler depresyonun 10 ay sonra tekrar etmesini, daha iyi
önlüyor.
Kanser: Şaşırtıcı ama
gerçek... Bağırsak ve rektum kanseri riski, her gün bir saat kadar
yürüyerek büyük ölçüde azalıyor. Yürüyüş atıkların bağırsaklardan daha
hızlı atılmasına yardımcı oluyor. Toksik maddeler de vücudu daha kısa
sürede terk ediyor Böylelikle bağırsak hücrelerinin zehirlenmesi
önleniyor.
Kaynaklar
http://www.sayakon.org
http://www.doga.hacettepe.edu.tr/egitim/trekking.html
http://www.dogakoleji.com/