RİZİKOLU REFAH DEVLETİ DİNAMİKLERİ

 


                                                                                                         Yazan: Assar  Lindbeck

                                                                                                         Çeviren: M.Ali CEVHERİ

 


 

 

Modern refah devletinin başarıları ve maliyetleri genellikle statik terimlerle analiz edilir. Bununla birlikte, refah devleti düzenlemelerinin bazı sonuçları halkların, şirketlerin, kazanç grubu organizasyonlarının, politikacıların ve kamu sektörü yöneticilerinin temel davranış kalıplarının zaman içinde etkileşim ayarlamalarını yansıtma anlamında dinamik olarak adlandırılabilinir. Bu dinamik ayarlamaların pek çoğu bir çok gözlemci tarafından pozitif veya doğru olarak algılanır. Örneğin refah devleti politikalarının, uygun şartlar altında nasıl azaltılmış fakirlik, daha iyi komşuluk daha az sokak suçları, düşük gelirli gruplar arasında yüksek sağlık düzeyi , yaygın olarak dağıtılan insan sermayesi birikimi, yüksek işgücü üretkenliği, kadınların ve farklı etnik azınlıkların işgücüne daha çok katılması gibi durumları oluşturduğunu görmek zor değildir. (ayrıca refah devleti politikalarının finansmanını kolaylaştıran vergi temelini genişletme çalışmalarına olan katkılarını da görmek zor değildir.)

 

Ayrıca refah devleti politikalarının gelişmiş sosyal tutarlılığa ve hatta dinamik pazar ekonomisini karakterize eden kaynakların sürekli yeniden tahsisatı için nüfusa daha fazla tolerans gösterilmesine katkıda bulunduğunu ve bunun meşruluğunu böylece doğrudan faydalanmayanlar arasında dahi refah devletine olan desteği pekiştirdiğini iddia edebiliriz.Oysa diğer dinamik ayarlamaları daha problemli veya "risklidir". Yerin kısıtlı olması sebebiyle bunlar sınırlandırılmıştır. Bunun anlamı onları olumlu veya doğru olarak nitelediğim ya da riskli olanlardan daha önemli düzenlemeler olarak kabul ettiğim anlamına gelmez. Bunun sebebi gerçekten genellikle batı medeniyetinin bir zaferi olarak adlandırdığım refah devletinin uzun vadedeki sonuçları itibariyledir. Çünkü risk içeren dinamiklere dikkat etmezsek, refah devletinin kendi ekonomik kuruluşlarını yok etme tehlikesi vardır. Bu risk birçok ülkede bir gerçekliktir.

 

     Aşağıdaki tartışma refah devleti için risk içeren dört tip  düzenleme ile sınırlandırılmıştır.  

            

1) Refah   devleti   politikalarının   engelleyici   etkilerine   karşı   özel   sektörün geciktirilmiş ayarlamaları,

2) Kısa vadeli makroekonomik durgunluğun problemli sonuçları

3) Politikacıların ve kamu-sektörü yöneticilerinin davranış kalıplarında zaman içinde  meydana gelen değişiklikler,

4) Pazar ekonomisi  risklerinin yerini aşamalı olarak politik risklerin alması

 

Bu dinamik ayarlamalarının birbirleriyle olan etkileşimi çok güçlü olduğundan, birlikte tartışılması yararlı olacaktır.

 

I. Özel Sektör Üzerindeki Gecikmiş Etkiler

 

İşsizlik, hastalık, iş kazaları sürekli sakatlık, yalnız başına çocuk yetiştirmek zorunda olmak veya ilerlemiş yaş gibi olasılıklarla bağlantılı olarak insanların yararına çalışmalar yapılabilir. Bununla birlikte refah devletinin temel çelişkisi, fayda ne kadar çok olursa, sadece vergi yolsuzluklarının ortaya çıkması değil, ahlaki tehlike ve hilecilik yüzünden yararlanan kişilerin sayısının da o kadar çok olacağıdır. Bu Say' in kanununun uzun vadede işleyeceği bir alandır: “Her arz kendi talebini yaratır”. Gerçekten  ahlaki tehlike ve hilecilik, bana göre, refah  devletinin en zayıf noktalarıdır.

 

         Benim temel hipotezim bu tip riskli düzenlemelerin uzun vadede kısa ve orta vadeye göre daha güçlü olduklarıdır. Bunun bir sebebi bazı durumlarda bireysel ayarlamaların kollektif bir hareket gerektirmesidir. Örneğin, çalışma hayatındaki bireysel bir düzenleme, sendikalar ve işçiler arasında çalışma saatleri gibi uzun zaman alacak yeni toplu pazarlık anlaşmaları gerektirir. Bununla beraber engelleyici etkilerdeki bazı gecikmeler ise bireysel hareketin durağanlığına daha çok bağlıdır. Burada  bir açıklama yaparsak; vergi ve kar sistemleri hakkında bilgi edinebilmek için, bu sistemleri ayarlamak için veya işletmenin avantaj ve dezavantajlarını bulmak için, insan sermayesine olan yatırımı ayarlamak için, meslekleri değiştirmek ve benzeri işler için yapılan masraf ve zaman, bilgi ve ayarlama masraflarının değişik tiplerini  oluşturur.

 

Bireysel    davranışlar    üzerindeki    engelleyici    etkilerin    neden    çoğunlukla geciktirildiğine dair daha ayrıntılı bir sebep; alışkanlıkların., sosyal normların, tutumların ve kökenlerin, iktisadi davranışlar üzerindeki  teşviklerin etkilerini  sınırlandırmasıdır. Özele inersek, var olan bir kuralı bozarken ya da sosyal normları ihlal ederken ismin kirlenmesi        (cezayla bağlantılı olarak) veya uyulması gereken alışkanlık ve normların ihlal edilmesine karşı,  hissedilen, direnç yüzünden bireyin öznel olarak işe yaramazlık duygusunu yaşadığını varsaymak mantıklıdır[2]. Tek bir bireyin, geleneksel alışkanlıkları ve sosyal normları uygulayanlara daha çok benzemesi de muhtemeldir. Benzer davranış kalıplarına sahip insan kitlelerindeki bireylerin davranışlarının önemliği örneği gibi.

 

Refah devleti politikaları ortamındaki  alışkanlık ve sosyal normların rollerinin. açıklamaları şunlardır:

 

i.          İnsanlar genellikle hak ettikleri yararları elde etmekten imtina ederler,

ii. Yakalanma riski  düşük olsa  bile, çoğunluk devlet çıkarlarını kötüye kullanmaz.

iii. Çoğu insan eğer vergi gelirlerinin doğru şekilde kullanacağına inanırsa, vergi kurallarına daha çok uyar. Ayrıca sosyal yardımın uygulanması (ABD'de welfare terminolojisi) bireyin kişisel bütünlüğüne zarar verdiği gerekçesiyle tereddütle uygulanmaktadır. ( Patrick M, Horan ve Patricia Lee Austin, 1974; Lee Rainwater, 1979). Bireyler genelikle sosyal güvenlik yardımları ( işsizlik sigortası, hastalık ve iş kazası ödeneği, yaşlılık maaşı ve erken emeklilik maaşı gibi...) ile gelecek konusunda daha az tereddüt ederler. Sosyal güvenlik sisteminden yararlanma, genellikle “vatandaş hakları” olarak adlandırılır ve bireyler bu haklara önceden ödedikleri ücretlerle sahip olurlar.

 

Analitik olarak zor bir konu da bu alışkanlık ve normların nasıl ortaya çıktığıdır. Bunun basit olarak geçmişteki ve günümüzdeki teşvik ve kontrol sistemlerini de içeren kurumsal anlaşmalarla belirlendiklerini varsayacağız. Bunun anlamı, eğer yeni teşvik sistemlerine göre ayarlanmazlarsa, yenî teşvik veya kontrol sistemlerinin varolan alışkanlık ve normlarla daha çok çatışacağıdır. Toplam bireylerin ulusal ekonomi üzerindeki engelleyici etkilerini geciktirmeye yarayan bu tip çalışmaların ortaya çıkmasından sonra, daha önceden var olan alışkanlık ve normlara itaat etmeyi bıraktıklarını varsayacağız {lindbeck, 1994 c). Bu tür ayarlamalar eskiden varolan alışkanlık ve normlara var olan güçlü bağlardaki değişimler veya üstün gelen alışkanlık ve normların kendi içinde meydana gelen  değişiklikler, veyahut da bu. ikisinin bir kombinasyonu olarak örnek alınırlar.

 

Bu nedenlerle, ulusal ekonomi bir süre için ekonomik teşviklerdeki bozuklukların etkisiyle ,yaralananlar yönetici kontrollerindeki yumuşamalarla, korunabilirler. Refah devletinin yararlarındaki büyük artış, kontrol sistemindeki oluşan rahatlama, marjinal vergi oranlarındaki çok büyük artış, bu korunmayı zamanla azaltabilir. Muhtemel bîr mekanizma şudur: daha önce var olan alışkanlık ve normlara olan bağlılık bazı bireyler tarafından terk edilir ve diğerleri onları izler, özellikle eğer arkadaşlar ve komşular sosyal yardımlarla yaşamaya hatta bunlarla hile yapmaya bile başlamışlarsa (yukarıda bahsedilen kritik kitle etkisiyle oluşturulan dinamiklerin bir illüstrasyonu). “Ciddi yardım bağımlılığı” veya "öğrenilmiş çaresizlik" uzun vadeli bir perspektifte sadece ortaya çıkar. Bu tip aşamalı ayarlamaların bazı örnekleri şunlardır: sosyal yardım için daha fazla başvuru, daha az iş araştırması, işsizler arasında daha fazla seçicilik, sağlık nedenlerine dayalı daha fazla izin isteme, çalışamama iddiasıyla daha fazla erken emeklilik (maaşlı) başvurusu, vergi kaçırmak için daha fazla zaman ve çaba... Bütün bunlar engelleyici etkiler hakkındaki uyarıcı sinyallerin ciddi bir biçimde geciktirildiğini gösterir. Geciktirilmiş etkilerin önceden tahmini zor olduğundan, refah  devleti politikaları, kolaylıkla politikacıların (hükümetin kendi finansal durumundaki bozulmalar dahil, ulusal ekonomi için olumsuz uzun vade sonuçlarını başlangıçtan, itibaren beklemek mümkün olsaydı) daha az refah devleti, daha az cömert düzenlemeler önerecek olmaları bakımından "sınırları aşabilirler", (Lindbeck, 1994). Alışkanlık, norm, tutum ve etiklerdeki değişikliklerin, anacak yeni bir nesil çalışma hayatına girdiğinde ve değerlerini yeni teşvik edici yapı temelinde şekillendirdiğinde ortaya çıkacağı  varsayılır. İyi bir sosyal yardım sistemi nedeniyle bir ülkeye göç eden insanlar, var olan sistemden yararlanma konusunda acelecidirler. Liberal bir göçmen politikası bu tip bireylerle uzun vadeli bir perspektifte cömert bir refah devletine karşı bir tehdit oluşacaktır.

 

Bununla birlikte muhtemelen çok sayıda bireyi değişik refah devleti ağlarına atan büyük bir makroekonomik şok,önceden kazanılmış alışkanlık ve normların terkedildiği süreci hızlandırır ve böylece bireysel davranış üzerinde ani bir " ketçap etkisi " yapar. Ayrıca alışkanlıklar, sosyal normlar, tutumlar ve etikler tasarruf davranışları içinde önemlidir.

 

            Bir çok toplumda geleneksel olarak tasarruf yapmanın  uygun olduğu,  borçlu olmanın uygun olmadığı, şöhretin (veya statünün) mal varlığıyla bağlantılı olduğu düşünülür. Böylece aile tasarrufu davranışları üzerindeki göz ardı edilemeyen negatif etkilerin ortaya çıkması  yüksek gelir vergisi oranlarının marjinal sermayenin  tasarrufa dönüşü kestikten, borçlu olmanın yükünü azatlıktan ve gelişmiş sosyal güvenlik yardımlarının aile tasarruflarına olan ihtiyacı azalttıktan sonra,hayli zaman alır. Ayrıca şu da vurgulanmalıdır ki,özel tasarruftaki bir azalış (geciktirilmiş olsa da) sadece gelecekteki  ulusal varlığın  stokunu azaltmakla kalmaz , gerçekten hükümet tasarrufunun da buna bağlantılı olarak azalacağı farz edilir. Ekonomik sistemin büyüme dinamiklerinin uzun vadede aile tasarrufundaki  önemli azalmadan etkilenmesi de  beklenebilir. Çünkü özel girişimciliğin özel eşitlik sermayesi gerektirmesi, bunun özel ev içi tasarrufa dayanmasıdır. (Özelikle küçük şirketler için). Kapitalizm kapitalistler olmadan var  olamaz.

 

II.Kısa Dönemli Mikro Ekonomik Durgunluk

 

Refah devleti düzenlemelerinin kısa vadeli makro ekonomik dinamikler içinde sonuçları vardır.En çok bilinen örneği otomatik mali dengeleyicilerdir.İlk bakışta bunun daha güçlü olduğu ve böylece daha çok tutulduğu;makro ekonomik aktivitelerdeki değişikliklere karşı bütçe açıklarının daha büyük duyarlılığa sahip olduğu söylenebilir.Bu bakış açısıyla makro ekonomik durgunluğun,yüksek marjinal vergi oranlarından ve işlerini kaybedenlere tamamen işsiz kalıp kalmadıklarına,kamu sektörü işleriyle veya eğitim programlarıyla ilgili olup olmadıklarına yada maaşlı erken emeklilik alıp almadıklarına bakılmaksızın verilen bol gelir tazminatlarından etkilenmesi beklenebilir.

 

Bununla beraber bu konu çok daha fazla karmaşıktır. 1990' ların başlarındaki bir çok ülkedeki deneyimleri çok büyük bütçe açıklarının, özellikle büyük bir kamu sektörüyle birleştiğinde, hükümet politikasının da üzerinde faiz oranlarını çok fazla yükselteceğini göstermiştir. Olası durumlar ise, gelecekte daha yüksek faiz oranları beklentileri veya gelecekteki politikalar ve faiz oranları hakkında daha büyük belirsizlikler olabilir. Prensipte enflasyon o kadar yükselebilir ki, geleneksel mali dengeleyiciler yoluyla toplam talep üzerindeki yayılmacı etkiler, yüksek enflasyonun baskıcı etkilerinin gerisinde kalır ve Don Patinkin' in şu özdeyişi söylenebilir(1956). " Pandora' nın beklenti, faiz ve ücret belirsizliği kutusu ekonomik analiz dünyasının üzerinde bir kere açılırsa, her şey olabilir".

 

       Büyük gerilemeler sırasında otomatik mali düzenleyiciye operasyonun geleneksel teorisinin uyarlanmasının başka bir nedeni de büyük bütçe açıklarının aile tasarrufu oranları üzerindeki olumsuz etkileridir. Teorik bir bakış açısıyla, çok hızlı büyüyen kamu sektörü borcunun aileleri hem gelecekteki vergi artışlarını ve hem de önceden sözü edilen mal varlığındaki kesintileri tahmin etmesine yol açtığını ve böylece aile harcamaları üzerinde negatif bir zenginlik etkisi oluşturduğunu söylemek pek yenilik değildir. Mal varlığındaki, işindeki yada her ikisi hakkında artan belirsizlik aile harcamalarında azalma meydana getirir,özellikle dayanıklı tüketim mallarında (John Hasler, 1993).

 

         Bu etkilerin, bireylerin özellikle devletin "tam iş garantisini" ve cömert sosyal  güvenlik yardımlarına olan güvenleri yüzünden bireysel tasarrufun çok az olduğu ülkelerde daha güçlü olmaları beklenir. Sonuç olarak fınansal varlıklar ve gönüllü sigorta tasarruf politikalarının marjinal yararları, beklenen düşük sosyal  güvenlik yardımları ve artan iş belirsizliğine karşılık olarak çok fazla artabilir. Bu durumda aileler "kötü günler" ve emeklilik için tasarruflarını arttırmaları gerektiğine karar verirler. Böylece bireylerin tam iş garantisi ve sosyal güvenlik yardımlarına güvendiği ileri refah devletlerindeki düşük aile tasarruflarına olan  önceden de tartışılan bu  eğilimi geçici olarak geriletirler. Bu durum ,çok hızlı ilerleyen kamu sektörü borcu ve artan işsizlik ile karakterize edilen çok büyük ekonomik gerilemelerdeki özel tüketim oranında da  devirsel bir hareket oluşturur. Bu yüzden, sadece gelecekteki beklenen vergiler ve refah  devleti karları için değil, çalışma ortamı vergiler ve yardımlar la ilgili belirsizliklerdeki değişiklikler için duyulan, kaygıları azaltmak  için geleneksel tüketim  düzenleme teorilerini değiştirmek gerekir (sürekli gelir veya multijenerasyonlu teoriler).

 

                Bütün bu sebeplerle toplam talep üzerindeki daha büyük bir bütçe açığının etkilerinin monoton olmadığı varsayılabilir; küçük bir artış toplam talebi dengeleyebilirken, geleneksel otomatik mali dengeleyici teorilerinde özellikle önceki   hükümete ait yüklü bir borçla başlarken  büyük bir artış önemli bir denge bozucu faktör olabilir. Ekonomik gerilemenin olduğu, hükümet borçlarının  hızla  artığı, ekonomik belirsizliğin fazla olduğu, faiz oranlarının yüksek olduğu,aile içi tasarrufların fazla olduğu, toplam talepteki düşüşün çok olduğu ve hala büyük bir ekonomik gerilemenin olduğu yerlerde ortaya çıkar. 1990 ‘ların  başında Finlandiya ve İsveç’ te meydana gelen makro ekonomik çöküş buna örnek gösterilebilir.

 

 

 

 

III. Politik ve İdari Süreçlere  İlişkin Sonuçlar

 

           Önemli refah devleti1 dinamikleri politik süreçlerin içinde de mevcuttur. En açık örnek, belki de genel politika - ekonomi hipotezi şudur: Özel çıkarların ve genel vergilerin bir kombinasyonu, hükümet harcamasının sürekli artması için güçlü bir baskı oluşturur ve bu eğilim harcama kararlarının tekrarlayıcı özellikleri tarafından da vurgulanır. Dahası yeniden dağıtım için olan bu politik talebin orta  seçmen yeniden dağıtım politikası teorisindeki gibi, gelirdeki eşitsizlikler ortadan  kaldırılarak, düşürülüp düşürülmeyeceği de belirgin değildir. Onun yerine önceki yeniden dağıtımların sonucu olarak yeniden  dağıtımın politik çekiciliği artabilir. Bir sebep de, çok aktif yeniden dağıtım politikası, dağıtımsal konulardaki politik tartışmalar üzerinde odaklanır ve insanlar varolan eşitsizliklerin daha çok farkında olur. Bir başka sebep de, gelir eşitsizliğine olan toleransın, gelir dağılımının üretici katkılarını ödüllendiren Pazar güçlerinden çok "keyfi" politik kararlar tarafından belirlendiği anlaşıldığında, azalacak olmasıdır. Seçmenlerin daha az çalışma saati ve daha çok tatil vadeden politikacılara oy vermeleri beklenir. Böyle bir yasanın çıkması uzun zaman alır, burada daha geniş vergi değişiklikleri çalışmasının üzerindeki engelleyici etkilerin niçin geciktirildiğinin sebebi verilmiştir. Ayrıca göz ardı edilemeyen engelleyici etkiler ortaya çıktığında ve vergi temeli aşındığında., hükümet bütçeyi dengelemek için yeni engelleyici etkilerle birlikte vergileri arttırmaya zorlanabilir.

 

              Çeşitli refah  devleti düzenlemelerine karşı bireysel davranış ayarlamaları tabii ki sadece yardım sistemlerinin cömertliğine değil, bunlardan yararlananların idari kontrollerine de bağlıdır. Eğer büyük bir işsizlik yaratıcı makroekonomik şok, çok fazla, değişik güvenlik ağlarına gönderirse, etkili bir kontrol için yeterli idari kaynak olmayacaktır. Yöneticilerin etrafta bu kadar az iş varken, işsizlere ve yardımlardan yararlananlara sert davranmaları hoş karşılanmayabilir. Böylece alışkanlık, sosyal norm, tutum ve etiklerdeki içsel nedenlerle meydana gelem değişiklikler zaman içinde sadece potansiyel yardım alıcıları arasında değil, sistemlerin yöneticileri arasında da ortaya çıkmaya başlar. Daha az etkili kontrollerle, bazı bireylerin sistemleri suiistimal etmeleri kolaylaşır. Ayrıca daha önce bahsedilen "kritik kitle" etkisine göre birçok birey değişik güvenlik ağlarına itildiğinde insanların bu ağlar üzerinde, devamlı kalmalarını sağlayan alışkanlık ve sosyal normlar zayıflar. Lutherci etiğin nüfusta azaldığı ve Prussian disiplininin yöneticiler tarafından kontrol edilmesinin durduğu gün refah devleti tehlikededir.

 

             Bütün bunların anlamı şudur; uzun iş dönemlerinde düzgün bir şekilde işleyen yardım sistemleri daha önce bahsedilen ketçap etkisiyle büyük bir makro ekonomik şokun sonucu olarak kontrolden çıkabilir. Yani sürekli ayakta kalabilmek için iyi bir refah  devleti, yüksek üretkenliğe sahip bir milli ekonomi, serbest pazar piyasasında çalışan büyük nüfus payı, yardım ve vergi sistemlerinin suiistimal edilmesini engelleyici normlara genel bağlılık ve güçlü idari kontroller ister içsel sebeplerle olsun, ister dışsal kaynaklı şokların sonuçları olarak olsun, meydana gelen krizler gelişmiş refah devletlerinin var olmasını sağlayan dinamikleri aşındırabilir. Analitik olarak bu tip gelişmeler çoklu bir tereddüdün varlığı veya "kötü çemberler" olarak ele alınabilir[3].

 

         Bu tartışma bir  refah devlet paradoksu ortaya çıkarır. Genellikle refah devleti düzenlemelerinin, özel sigorta şemalarından farklı olarak, sigortalanamaz. makroekonomik şokların sonuçlarına karşı koruduğu çıkarımları yapılır. Bununla,beraber, öncelikle bu tip şaklar is gücündeki büyük kesimleri uzun süreliğine çeşitli güvenlik alanlarına iterek refah devletinin kendi temelini de aşındırabilir.

 

IV. Politik Riskler

 

             Hükümet  yavaş  yavaş  ortaya çıkan bu. refah devleti riskleri için ve ikinci olarak da içsel sebeplere bağlı idari mekanizmalara dayanan  ve fazla olan endişesinin azaltılması için (sosyal normlar ve alışkanlıklar söz önünde tutulmadan) er yada geç reformlar yapmaya veya yeniden düzenlemeler yapmaya zorlanabilir.Bu refah devleti hakları hükümet ve vatandaşlar  arasındaki uzun vadeli anlaşmalar olarak değerlendirildiğinden nüfus için. ciddi sorunlar çıkabilir. Atmış yaşında biri, hükümet ona daha önce vaat edilen hastalık ödenekleri, işsizlik. yardımları veya emeklilik maaşını ödeyemeyeceğini söylediğinde, yaşamının geri kalanında tasarruf yaparak veya yıllık ödenek alarak geçinmek zorunda kalır. Böylece refah  devleti politikaları sadece pazar risklerim azaltmaz ayrıca politik kararlardaki tahmin edilemeyen değişiklikler veya "kural değişkenliği" seklindeki yeni risk çeşitlen de ortaya çıkarabilirler. (Lindbeck. 1946). Bu problemler politikacılar tarafından fark edildiğinde  refah devleti krizlerine yardımlardaki ani tedbir kesintilerinden çok, aşamalı olarak "deindexation" uygulayarak karşılık verirler. Bunun anlamı: devlet güvenlik sistemleri hakkında sık sık tartışılan ve tekrarlanan bir  durum değiştirilmek zorundadır. Yani özel sigortacıların aksine, devlet sigorta yardımlarının gerçek değerini enflasyona karşı koruyabilir.

 

               Refah devleti düzenlemeleri sadece pazar risklerinin hareketliliği kuralı ile yer değiştirmesine yol açmaz (ör:dış kaynaklı bilgi hakkında birey kısmında çok fazla belirsizlik). hareketli kurallar da, politik sistemdeki rahatsızlıklar çeşitli pazarlardaki insanların hareketlerini değiştirdiği gibi, yeni pazar riskleri de oluşturabilirler.Bu iki örnek  daha öncede tartışılmıştı. Çok hızlı büyüyen hükümet borç faiz oranlarını aşın bir şekilde yükseltebilir ve aile tasarrufu oranında hareketlilik meydana getirebilir. Başka bir örnek şudur, fiyat kontrolleri malların ve hizmetlerin elde edilebilirliği hakkında belirsizlik yalatabilir. Örneğin kira kontrolü ve aşırı daire talebi bir daireye sahip olmayan kişilerin daire satın alma şanslarında belirsizlik yaratır. Benzer şekilde karneye bağlanmış sosyal hizmetlerin kontrollü fiyatlarla sağlanmasındaki bir kamu sektörü tekeli, bu hizmetlere ulaşabilirliğinde bir belirsizlik oluşturur. Bir tür "hizmet piyangosu". Bu belirsizlikler eğer ulusal ekonomideki ve kamu sektörünün fınansal durumundaki bozulmalar hükümeti sadece transfer ödemelerini değil, farklı sosyal hizmetleri de kısıtlama konusunda ikna ederse daha iyi uygulanır.

 

V.   Alışkanlıklardan Kurtulma

 

Eğer nüfusun büyük bir bölümü daha önceki alışkanlık ve sosyal normları bıraktıysa, önceki davranışları tamir etmek için çok güçlü teşvik ve kontroller gerekebilir. Gerçekten insanlara küçük seviyede yardımlar, güçlü aktüel elementler veya sıkı kontroller yoluyla çok daha  disiplinli davranmak gerekebilir.

 

                    Bununla beraber özel yardımlar ve genel finansın kombinasyonunun harcama sürecinin yeniden ilerleyebilme özelliğiyle güçlendirildiği gibi, aynı faktörler refah devletinin yayılımını ve niçin politik olarak sürecin geri alınmasının zor olduğunu açıklar. Refah  devleti harcamalarının çözülmesi seçmenlerin büyük çoğunluğunun kamu sektörü tarafından finanse edildiği toplumlarda çok zorluk çıkarır. ( Ör: piyasa üzerine değil, vergi üzerine olan ekonomilerde) Çok uç bir örnek: 1990' ların başında İsveç' teki yetişkin nüfusun büyük çoğunluğu pratikte bütün gelirlerini kamu sektöründen transfer ödenekleri yoluyla veya kamu sektörü işlerinden faktör geliri olarak aldılar.( devlete ait kuruluşlar hariç) Bu kamu sektörü harcaması için "dönüşü olmayan bir yer midir?” Veya nüfusun vergi ile finanse edilen gruplarından diğer grupların karını azaltmamak için destek alınabilir mi?  Belki ciddi bir ekonomik kriz (hızla artan kamu sektörü borcuyla) yardım alanların yardım seviyesinin ileride çok daha düşebileceği riskini almaktansa hemen refah devletinde reformlara gidilmesinin gerekliliği konusunda ikna edebilir.

 

REFERANSLAR

__ Akerlof, George A. "A Theory of Social Custom,of Which Unemployment May Be One Consequence.”Quarterly Journal of Economics,June 1980, 94(4),pp           749-75.

— Hassier, John."Variations in Risk-A Cause  of Fluctuations in Demand.” Instune for International  Economik studies  Seminar peper  No: 532, Stockholm Üniversity 1993

— Horan, Patrick M. and Austin Patricia Lee " The Social Beses of Welfere Stigma" Socıal Problems , June 1974,21(51 pp. 648 - 57

— Lindbeck Assar. "Overshooting , Refom and Retreat of the  Welfere State." The Ekonomist, February 1994 a , 142(1) pp. i- 19.

__ ”Uncertainty  Under  the Welfare state.” Geneva Papers on Risk and Insuronce Theory, October  1994 b, 19(73),pp. 379 - 93.

— "Welfare-state Disincentives with Endogenous Habits and Norms. "  Insitute for International Economic Studies Seminar Paper No: 589- Stockholm University, 1994c; Scandinavian Journal of Economics, 1995 (forthcoming).

— Ljunquist Lars ve Sargent Thomas "Taxes and Subsidies in Swedish Unemployment,"in Richard B.Freeman and Robert Topel,eds., Reforming the welfare state:The Swedish model in transition. Chicago: University of Chicago Press, 1995(forth-coming).

— Patinkin, Don. Money interest,and prices .Evanston,  IL: Row ,Peterson. 1956.

— Rainwater Lee"Geliri  "Stigma in Income-Tested Programs.” Unpublished manuscript presented at a Confernce on Universal versus Income –Tasted Programs, unıversıty of Wisconsin Üniversitesi, Madison. 1979,

 

 

 


 

[1] Assar Lindbeck, “The End of  The Middle Way? The Large Welfare States Of Europe (Hazardous Welfare-State Dynamics)”, The American Economic Review, Vol 85, Issue 2, 1995, pp. 9-15.

[2] Bireysel  davranışın  bu  iki yönü  George Akerlof (I98O) tarafından  gerçek maaşlar ve işsizliğe uygulayarak "sosyal gelenekler" üzerinde ele alınmıştır.

 

[3] Endojen yönetim kontrollerinden dolayı işsizliğin çoklu denge modelinin bir analizi için bkz. Lars Ljungqvist  ve Thomas Sargent 1995. Akerlof’un (1980) Sosyal gelenekler modeli aynı zamanda çoklu denge modelini oluşturur.